Görünmeyen iplerle bağlandığı yataktan kendini ayırmak için, ona dayanılmaz ve ümitsiz gelen bir çırpınma, bir hayata dönme isteğiyle kıvranıyordu; ya da kıvrandığını sanıyordu. İçinde bir yerde, artık hiç hareket edemeyeceğini hissediyordu. Gene içinde bir yer, bir duygu, kendini bütünüyle bırakmasına engel oluyordu. Bir kıpırdayabilse tekrar yaşayacaktı.
Mikâil’in (as) veya diğer meleklerin isimleri anılarak onların çağrılabileceği ya da doğrudan yardıma gelebileceği yönünde bir inanç, İslam dininde yer almamaktadır. İslam inancında imanın altı esasından biri meleklere imandır. Bununla birlikte, meleklere iman etmek ile onlardan yardım istemek birbirinden farklı hususlardır.
İslam kaynaklarında “baş melek” kavramından ziyade, belirli görevlerle sorumlu olan dört büyük melekten söz edilir. Bunlar; Cebrâil (as), Mikâil (as), İsrâfil (as) ve Azrâil (as)’dır. Ancak bu melekler, Allah’ın emirlerini yerine getiren kullar olup bağımsız bir güç ve tasarruf sahibi değildirler.
Bu sebeple İslam inancına göre dua, ibadet ve yardım talebi yalnızca Allah’a yöneltilir. Meleklerden doğrudan yardım istemek, onlara gaybî tasarruf yetkisi atfetmek veya onları dua ve niyazın muhatabı hâline getirmek tevhid inancıyla bağdaşmaz. Bu nedenle İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu, meleklerden yardım talep edilmesini ve onlara dua edilmesini doğru görmemiş; Allah’a ait olan yardım ve tasarruf yetkilerinin başka varlıklara nispet edilmesini şirk kapsamında değerlendirmiştir.
Öğretmenimin tavsiyesiyle yakın zamanda elime alıp okuduğum bir kitaptı Abbas Sayar’ın Yılkı Atı. Doğrusunu söylemek gerekirse, kitaba başlarken beklentim biraz daha farklıydı ama okuma sürecim