Öf yani
Puan vermedi·%59 (286/484 syf.)·
Şu anda 285. sayfada buraya kadar bir sorun yoktu fakat hani zaten kitabın başından beri kadın karakterin yok şöyle kaslı yok şöyle büyük falan demesi erkek karakteri için zaten sinirimi bozmuştu bunun dışında futbol oynadıkları sahnede üstünü çıkarmaları yani kanka sen azmışsın bildiğin gibi hani sıktın artık bu romantiklik değil yani çünkü sen yeter artık tek anladığım şey adamın yakışıklı olduğu ve eski sevgilisinin 40 yaşında olması karakter kaç yaşında hatırlamıyorum ama ondan büyük yani öf yani cidden öf  tamam romantik komedilerde bu tür sahneler olur ama burada bir hani öyle bir etkileşim yok çünkü zaten her an bundan bahsediyor  
İspanyol Aşk AldatmacasıElena Armas · Yabancı Yayınları · 20222,742 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 02:51
"SÖNMÜŞ YILDIZLAR" “Mademki arkadaşlarımın söylediği gibi bir insan, hiç olmazsa hayatında bir kere sevmeye mecbur oluyor, mademki bir kere olsun sevmemiş insanın hayatta bir eksiği kalıyor. Sizi haberiniz olmadan bütün gönlümle sevecektim.” Reşat Nuri Güntekin, bu eserinde bizi bir mektup kutusunun başına oturtuyor. Her hikâyeyi açtığımızda, yıllar önce yazılmış ama hâlâ tazeliğini koruyan bir mektup buluyoruz. Kimi satırlar sevda dolu, kimi gözyaşıyla ıslanmış, kimi ise "keşke"lerle dolu. Mektup nedir ki? Bir insanın içini en doğal haliyle dökmesidir. Ne bir maske vardır ne bir rol. Mektup yazan kişi, karşısındakine belki yüz yüze söyleyemediklerini, kalemle fısıldar. Yazar, karakterlerinin ağzından bize fısıldıyor: "Bak, hayat böyle, aşk böyle, kayıplar böyle..." Kitabın sayfaları arasında dolaşırken, kendimizi tanıdık sokaklarda yürürken buluyoruz. Belki bizin başımıza gelmemiştir o hikâyeler ama içimizde bir yerlere dokunuyor. İnsan ruhunun en derin kuyularına ışık tutuyor. Ayrılıklar, kavuşamayan aşıklar, vaktinden önce sönmüş hayaller... Hepsi var bu kitapta. Ama öyle sade, öyle yalın bir dille anlatılmış ki, sanki kitap bizi değil, biz kitabı yaşıyoruz. Okurken hüzünleniyorsunuz ama o hüzün bize iyi geliyor. Çünkü biliyoruz ki yalnız değiliz. Kaç yıl önce yazılmış olursa olsun, insan olmanın ortak yanları var: sevmek, kaybetmek, özlemek, pişman olmak... 21 öykü yer alıyor eserde ve her biri bambaşka bir duygunun kapısını aralıyor. Mektuplarla ilerleyen bölümlerde sanki gizlice bir başkasının iç dünyasına şahit oluyormuşum gibi hissettim. Satır aralarında nefes alan cümleler, yarım kalmış itiraflar, cesaret edilememiş sözler... Bir yanda hayal kırıklıklarıyla yüzleşen, diğer yanda umutları tükenmiş ama hâlâ içten içe bir şeyleri bekleyen karakterler,
Edebiyat
Sönmüş YıldızlarReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2025758 okunma
Reklam
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Merhaba kitap dostları çok severek okuduğum bir kitabın yorumu ile sizlerleyim Geçici olarak bir kırtasiye dükkanına bakman gerekti hayatında en fazla ne olabilir ki Kitabımız, bu soruya cevap veriyor bir nevi ama aslında birazda yolda olma hali. Hayatımızda olan değişimler ve bu değişimlere bağlı başlangıçlar. Kelebek etkisi ve bizim tavırlarımız kararlarımız. Derin bir kitap ama insanı baştan sona huzurla, kararlarla da sarmalayan bir kitap. Yolda olma halinin en güzel anlatıldığı kitaplardan, dayısının durumundan dolayı yardıma gelen Jo, aslında farkında olmadan önce daimi müşterileri sonra da kendisini iyileştiriyor. Yolda olmanın başlamanın farkına varıyor ve artık buna göre şekilleniyor. Kitapta gördüğümüz her karakter aslında bizim bir ruh halimize hitap ediyor. Yazar, anlatım yaparken kullandığı metaforlarla beraber duygularımız da tam olarak nokta atışı yapıyor. Aynı zamanda kendimizle olan savaşımızı ve hislerimizi bize bir ayna gibi yansıtarak olmasını düşündüklerimiz ve olması gereken durumlar arasındaki farkı da satırlar arasında bize okutuyor. Jo, dükkana her gelen ile aslında bir özelliğini paylaşıyor konuşamadıklarını aktardığını fark ediyor ve öyle yapınca da insanlarla ufak bir değiş tokuş yapmış oluyor. Kitap boyunca karakterlerimiz sıkıntılarını ve kaderlerini birbirleri yerine yumuşatıp farklı bir bakış açısı ile bakmasını sağlıyor. Aslında her karakter başka bir pencere ve bilirsiniz ki her pencere başka bir güzelliği içeri yansıtır. Kitap boyunca derin bir umut ile sarmalanıyoruz. Aslında mümkünlerin çok uzak olmadığını eninde sonunda eve varacağımızı görüyoruz. Aslında başlayıp varabilmemiz mümkün yeter ki o işaretleri o insanları ve metaforları görelim. Yol uzun olabilir hatta bazen sonu gelmeyecek gibi de görünür ama her zaman eve varırız.
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202693 okunma
Kalabalıklar İçindeki Yalnızlık: İnsan, Deniz ve Sait Faik
7/10
·134 syf.··
2026 5. kitabı
Yazıma Kopuş filminden bir alıntıyla başlamak istiyorum: "Hepimiz aynıyız, hepimiz acı çekiyoruz ve hepimizin hayatında kaos var." Ancak biz bunu giderek unutmaya başladık. Her gün kaydırdığımız telefonlarımızda onlarca insanla karşılaşıyoruz; hepsini bir-iki saniyede yargılıyoruz, imreniyoruz veya idealize ediyoruz. Sistemin aynılaştırdığı insanlar artık bizim "normalimiz" haline geliyor. Onların —belki de hiçbir zaman sahip olamayacağımız— hayatlarının, evlerinin, arabalarının ve arkadaşlıklarının bizim içi de normal olmasınu arzuluyoruz. Normali ne kadar çok sevdiğimizi bilirsiniz: Normal bir ev, normal bir hayat, normal bir aile, normal ilişkiler... Nasıl olursa olsun, yeter ki "normal" olsun. Onlardan farklı olan bizler ise kendimizi yalnız, yetersiz ve dışlanmış hissediyoruz. Farklı olmak bizim için adeta bir suç haline geliyor; oysa herkesin de tıpkı bizim gibi kendine has bir farklılığı olduğunu unutuyoruz. Nurullah Ataç’ın da dediği gibi: "İnsanoğlu bencildir. Yalnız kendiyle ilgilenir, kendi kendiyle uğraşır. Başkalarının gerçeklerini kavrayamaz. Bildiğiniz bir kabuğun içine kapanır kalırız. Bu kabuğu dışarıya değmemizi, yani gerçekle temas etmemizi sağlayacak tek şey edebiyattır; gerçekçi edebiyattır." İşte tam burada, Türk edebiyatında normalin dışına çıkarak yazdığı hikâyeleriyle Sait Faik Abasıyanık karşımıza çıkıyor. O; bir elinde kalemi, bir elinde oltasıyla bizi bu "normallik" kıskacından kurtarmaya geliyor. Sait Faik, hiç kimsenin görmediği gizemli şeyleri yazmamıştır; o, herkesin gördüğü ama kimsenin üstüne düşünmediği sıradan şeyleri yazmıştır. Hayatlarımızın "küçük insanlarını" ve gözden kaçan ayrıntılarını gözler önüne sermiştir. Onun dünyasında büyük CEO'lar veya kusursuz influencer'lar yoktur; balıkçılar, işsizler, sokak satıcıları ve o meşhur
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Güzel bir gün ölmek için
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:58
Ernest Hemingway'in 1929 da yayımlanan eseri Silahlara Veda savaş karşıtı bir eserdir. Yazar bu kitabın sonunu 47 kere tekrar yazmıştır. Alternatif sonlar ve yazarın taslak olarak yazdığı notlar 27. Baskının son kısmına eklenmesi harika olmuş. Bu kısımdan görüleceği gibi aslında daha çarpıcı, daha edebi ve felsefi sonlar yazmasına rağmen kendi yazım tekniği ile sade bir sona yer vermiş. Bu sadelik insanın günlük hayat akışının sadeliğini öne çıkararak buzdağı tekniğinin harika kullanımıdır. Günlük yaşantı sadedir ölümler, doğumlar vs. ancak günlük yaşamın olağan akışı içinde akan olayların altında tonla acı tonla keder barındırır. Hiç kimse bir kelime dahi etmese bile bu acıyı ve insana verdiği yükü kavrayabilir. İşte böyle bir eser bu kitap. Savaşın acımasızlığını, bir hiç uğruna savaşta öldürülen insanları, kan boşalır gibi gelen acıları edebi bir dil yerine sade bir dille anlatarak bu duyguları okuyucuya bırakmıştır. Okuyucu bu acılar karşısında kitabın nasıl bu kadar sade bir dile sahip olduğunu görünce "bu acılar daha edebi betimlenebilirdi" der ancak kitabın amacı zaten okuyucuya bunu dedirtmektir. Kitap akarken Ernest Hemingway'in düşüncelerine de rastlıyoruz. Düşünen herkesin ateist olduğu. Tanrı eleştirisi. Savaş başlatan kişilerin halk tarafından kurşuna dizilmesi gerektiği ki mussolini'nin 2. Dünya savaşı sonrasında italyan devrimci halk tarafından ayaklarından asılmasını vurguluyor. İnsanların savaşlara iyimser yaklaştığını sevdiklerinin savaşa gittiğinde ya da günümüzde terör operasyonlarına katıldığında onun başına bir şey gelmeyeceğini ya da ufak bir kurşun yarasıyla döneceğini düşündüklerini ancak gerçeğin hiç böyle olmadığını, savaşa gönderdikleri sevdiklerinin paramparça olduğunu söylüyor. Bununla beraber savaşın gerçeklerinden bahsetmeye devam eder. Askerlerin savaşamayacak
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
Puan vermedi·500 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:38
Dokunmadan Sadi Seber, ayağa kalk büyüğün geldi: Enver… Kitabı size bıraktım, yine klasik aventür roman, yine kalsik Murat Menteş kitabı. Ben sadece Enver karekterinin hayranı oldum, Sadi Seber’in Enver’in yanında ergen aşık kaldığını söylesem yeter, Dokunmadan’ı sevenler anlar…
1000Kitap
Korkma Ben VarımMurat Menteş · Everest Yayınları · 20269,7bin okunma
Reklam
Reklam