10/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Pöti, küçük bir bisküviydi. Sonra arasına lokum kondu ve lokumlu bisküvi oldu. Ama bir süre sonra lokumlu bisküvi olmak ona yetmedi. Başka şeyler olmak istedi. Çörek oldu, lolipop oldu, kek oldu... Fakat hiçbirinde aradığı mutluluğu bulamadı. Bunun üzerine sürekli yeni şeyler denedi; okudu, gezdi, resim çizdi, yüzdü, sörf yaptı ve daha nicelerini... Bir gece yıldızlara bakarken önemli bir gerçeği fark etti. Sevincini başkalarıyla paylaştığında, sevgisine ortaklar bulduğunda, dünyayı keşfetmeye devam ettiğinde ve her gün bir adım daha ileri gittiğinde aslında olmak istediği kişiye biraz daha yaklaşıyordu. Ve anladı ki; kendin olabilmek, gelişmeye devam etmek ve yolculuğun tadını çıkarmak her zaman yeterliydi. Hikâyenin sonunda yer alan "Ebeveyne Notlar" bölümü de oldukça dikkat çekici. Yeterlilik nedir, nasıl güçlendirilir? Değişim nasıl kucaklanır? Akış nedir? Özsaygı nasıl desteklenir? gibi pek çok soruya anlaşılır ve yol gösterici cevaplar sunuyor. Hem çocukların keyifle okuyacağı hem de ebeveynlerin üzerinde düşüneceği sıcacık bir kitap olmuş.
Mutlu ve Yeterli PötiBrenda S. Miles · The Kitap Çocuk Yayınları · 20264 okunma
Kalemi Usta isim Marquez...
Puan vermedi·94 syf.··
2026 44. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 10:08
Herkese merhabalar. Öncelikle yazarın hayatına girmek istemiyorum. Yazarı tanıyoruz artık. Direk eser ile başlamak istiyorum. Marquez kaleminin akıcılığını , ustalığını ve okura geçirdiği etkiyi söylemeden edemeyeceğim. Marquez en güzel konuları ustalıkla işlerken, en berbat konuları bir o kadar ustalıkla sunuyor. Okurun bir yandan kabul edemeyeceği konular olsa da bir merak içinde okuyor. Ağustosta Görüşürüz eserini okurken kişinin kabul edemeyeceği durumları sunuyor , "olmadı bu yetmedi bunun biraz daha üstü olmalı" diyerek Benim Hüzünlü Orospularım ile bizleri bir nevi igrenç bir durumu seyre koyuyor. Okur bir yandan "Bu da nedir ? " derken zaten bir merakla eserin sonuna geliyor. Eserin ismi ilk başta okura tuhaf gelse de , asıl konusu ve kahramanın hayat içinde yaşadıkları tuhaf ve kabul edilemez kılıyor. 90 yaşında bir adamın 14 yaşında bakire bir kız ile yaşadığı bir gecelik aşk durumu. Ve hayatı içinde o kadar çok kadınla beraber oluyor ki liste tutmaktan bıkıyor. Gerisini siz anlayın. Marquez burada bizlere , kişisel yanlızlıgın, hayat içinde anlam bulma arayışını , toplumsal bir çöküntüyü , adalet kural sisteminin asıl güçlünün elinde olduğunu ve kişisel çıkarların insanlar üzerindeki etkisini vurgulamakta. Tabii bunu pis bir durum anlatısı ile... Bu eser bir olay anlatısı olsa da aslında olaylar içindeki kişideki durumu işaret eder. Bu eser bazı okurları rahatsız etmeye bilir ama cidden benim ruhaniyetimi boğdu , içim almadı , ve beynen allak bullak etti. Ahh Marquez ahh kalemindeki ustalığı sevmesem okumazdım. Şimdi şuraya gelmek istiyorum. Aslında Marquez okura kurguyu sunarken tam da yapmak istediği buydu diye düşünüyorum. Kitap ismi ile ilgili uyandırmak Kurgu ile şaşırtmak (yerine göre tiksindirmek) Kahraman ile okuru bağlamak Okuru çatışma
Edebiyat & Roman
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202625bin okunma
Reklam
Etini ve kemiğini sözcüklerle besleyen bir yazar..
9/10
·160 syf.··
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:52
Betimlemelerin ahenkle dans ettiği muhteşem akıcılıkta bir kitaptı. Kitapta etini ve kemiğini sözcüklerle besleyen bir yazardan bahsediyor desem hiç de yanlış olmaz. Çünkü günlerce açlığı sefaleti yaşayan bir yazarın dilenciliği reddedip hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.Günlerce bir makale yazıp üç kuruş kazanmak için sürekki didiniyor. Yazmak onun için karın doyurmak değil, var olduğunu kanıtlama çabası...Açlıktan kıvranırken bile beyninde kelimeler uçuşuyor yeni alfabeler üretmeye çalışıyor. Yazı, onun hem kurtarıcısı hem de malesef onu bu sefalete mahkûm eden sancılı hapsidir.Okudukça açlığa teslim olmayan bir ruhun, kendi yarattığı hapishanede attığı sessiz bir çığlığa sayfalarda mükemmel bir akıcılıkta şahit olabilirsiniz. Dilsiz bir kahkaha nasıl olurda, açlığın sessiz çığlığı da öyleydi. Gururu hep aç kalmaya sefaleti yaşamaya her sayfada daha da çok itti. Onun vareden sadece yazılarıydı fakat yetmedi. Yazılardam kazandığı üç beş kuruşla yetinemeyip yeleğini sattı yazmaya devam etti ancak asla dilenmedi. Açlık sadece bedenini değil ruh yapısını etkiledi sürekli halisyonlar görmeye başladı. Kitap gerçekten mükemmeldi ancak bir puanı kırdım sebebi de en sonunda gemiye sığınıp ateşci olarak çalışıyor ama buradan sonrası ne olduğu bilinmiyor. Kitabın betimlemeleri ayakta alkışlanır ve unutulmaz bir tad olarak kaldı bende. Kitaplarınızın ve huzurumuzun bol olması dileğiyle keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Puan vermedi·672 syf.··
2018 103. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2018 00:00
Biz bu ay Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #birharfbirkitap etkinliğinde "G" harfi ile başlayan kendi seçtiğimiz bir kitabımızı okuduk. Benim seçimim epeydir kitaplığımda bekleyen #gemina dan yana oldu. Kitaplarını paylaşan arkadaşları kıskanıp "keşke bende onu okusaydım" dediğim kitaplar oldu mu? Evet. Az önce #illuminae kitabı için yaptığım yorumu okudum ve bu kitap hakkında ki hissettiklerimden tekrar emin oldum. Aynı heyecanı alamadım malesef. Beklentimi mi fazla tuttum acaba dedim ama benim şucum yok kendileri beklentimizi tavan yaptırmıştı. Yine baskısı harika, kapağı, içindeki detaylar, yazımdaki değişiklikler hepsi çok güzel. Üstelik ayracı da var bu sefer. Yine diyalog ve belgeler üzerine kurulmuş kurgu ama eksik bir şeyler vardı çözemediğim. Aksiyonlu kısımları ve evire çevire okumak kitaba bağlanmama yetmedi. Sonlara doğru heyecanlanmamı sağladı ama toparlayamadık. Kısacası bu sefer anlaşamadık efenim. Kitabın sonunda ana karakterlerden biri "daha yeni başladık, nasıl bittiğini öğrenmek ister misiniz?" diye serinin 3. kitabına davet etmiş. Ona da söyledim "yok annem muhtemelen tekrar görüşmeyiz, ölüp ölüp geri dirildiğiniz paralel evreninizde size mutluluklar diliyorum" dedim. Bu da böyle olsun ...
GeminaAmie Kaufman · Pegasus Yayınları · 20181,493 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 23. kitabı
•Bazı kitaplar vardır; tam da zihninizin fazla gürültülü olduğu bir ana denk gelir ve hiçbir şey söylemeden sizi yavaşça sakinleştirir... Dolunay Kafe benim için tam olarak böyle bir kitaptı. •Sayfalarını çevirdikçe kendimi bir hikâyenin içinde değil de, gece denize karşı içilen sıcak bir kahvenin huzurunda gibi hissettim. Sessizdi, yavaştı, sakindi… ama bıraktığı his inanılmaz derindi. •Kitabın o yumuşacık Japon edebiyatı atmosferi her satırda kendini hissettirdi. Hafif hüzünlü, biraz melankolik ama bir o kadar da umut dolu bir tarafı vardı. Bazı cümleler öyle güzel yerlere dokundu ki, altını çizmek yetmedi; uzun uzun düşünmek istedim. Sanki kitap beni değil de ben kitabın içinde kaybolmuş gibiydim. •Bu bir “ne olacak şimdi?” kitabı değil. Daha çok “ben ne hissediyorum?” kitabı… Büyük olaylardan çok insanların iç dünyasına, kırgınlıklarına, yarım kalmış hislerine dokunuyor. O yüzden okurken acele etmiyorsunuz; aksine her bölümde biraz daha durup düşünmek istiyorsunuz. Bana kalırsa kitabın en güçlü yanı tam olarak buydu: insana kendini dinletmesi. •Dolunay zamanı ortaya çıkan gizemli bir kafe fikri zaten başlı başına büyülüydü ama kedilerle birleşince kitabın ruhu bambaşka bir şeye dönüşmüş. Kedilerin hikâyeye sadece eşlik etmeyip adeta huzurun sembolü gibi oluşunu çok sevdim. Kitap boyunca kahve kokusu, gece ışıkları ve deniz kenarında esen serin bir rüzgâr hissi vardı sanki. •Elbette her kısmına aynı hayranlıkla bağlanamadım. Bazı bölümlerde tempo biraz fazla yavaşladı ve astroloji detayları beni hikâyeden kısa kısa uzaklaştırdı. Ama kitabın bıraktığı o sıcak his tüm bunların önüne geçti. •Dolunay Kafe benim için tam anlamıyla bir “his kitabı” oldu. İnsan bazen bir kitabın olayını değil, ona nasıl hissettirdiğini hatırlıyor ya… ben bu kitabı ay ışığına karışan
Dolunay KafeMai Mochizuki · Dex Kitap · 202620 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2026 103. kitabı
Meral Akman Birben Eseri elime ilk aldığımda beni kapağında yazan ”Unutmanın Kıyısında Bir Kadın”yazısı kendine çekti.İnanıyorum ki bu eser,okuyan herkesin yüreğine dokunacak ve ömrümce unutamayacak. Unutmanın kıyısında olan bu kadın,bir zamanlar uzun,sarı lepiska saçlara sahip olan Birben di.En büyük hayali balerin olmaktı ama annesi asla balerin olmasına izin vermedi.Pilot olan babası balerin olmasına olumlu yaklaşsa da evin huzuru kaçmaması için ikinci evliliğini yaptığı eşinin dominant tavırlarına hayır diyemedi ve kızının yanında olamadı. Bu olay Birben in yüreğinde derin yaralar açtı ve genc yaşta görücü usulü evlendi Evlendiğinde mahallenin en popüler kızıydı.Moda tasarım okuyan Birben muazzam elbiseler çiziyordu.Hemen hamile kalan Birben e,maddi sıkıntı yaşayan damatlarina destek olmak icin ailesi en işlek caddede kızlarına giyim mağazası açtı.Kocası Rıfat,bekarken işlediği suçtan hüküm giyince Birben kucağında çocuğuyla yıkıldı.Eşinin serbest kalmasına cok sevinen Birben in sevgisi kocasını evde tutmaya yetmedi.Anne ve baba sevgisinden yoksun büyüyen Rıfat,sevgisini gösteremeyen,kadınlara sevgi göstermenin acizlik olduğunu kabul eden zavallı biriydi.Uğradığı şiddetlere dayanamayan Birben,Rıfat tan ayrıldı ama sonra da istediği mutluluğu elde edemedi İnsanın çocuklukta aldığı derin yaralar,ömür boyu onunla birlikte yolculuk ediyor arkadaşlar.Bir sahil kasabasında huzurla yaşlanmayı hayal eden Birben,demans hastalığına yakalandığını öğrendiği anda geçmişini unutmadan not almaya başladı.Oğluna yük olmamak icin ömrünün son dönemini huzurevinde herseyi zamanla unuturak yaşamayı seçti.Bu seçim beni üzdü Yazarın psikolojik tahlilleri güçlü ve akıcıydı.Psikoloji ve kişisel farkındalık adına kaleme alınan bu eserde çocukluk travmalarına ve aile bağlarına konuk
BirbenMeral Akman · Octopus Yayınevi · 202620 okunma
Reklam
Reklam