Gerçi, benim açıkça ortaya atılmamda ve bütün ulusal ve askeri hareketlerin başına geçmemde kuşkusuz sakınca vardı. Fakat o sakınca, başarızılık halinde herkesten önce ve herkesten çok, en büyük ceza ve eziyete uğratılmaktan başka bir şey olabilirmiydi? Oysa, bütün vatanın ve koca bir ulusun, ölüm kalımı söz konusu olurken, yurt severim diyenlerin kendi sonlarını düşünmesine yer var mıdır?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ölmem gerekiyor: Hemen şimdi gerekiyorsa, ölürüm. Eğer kısa bir zaman sonra ölmem gerekiyorsa, şimdi kahvaltı zamanı ve sonrasında ölürüm. Nasıl bir ölmek? Kendisine ait olmayan bir şeyden vazgeçer gibi.
"...Yüzyıllardır ulusumuzu yöneten hükümetler, kültürü yaygınlaştırmak istediğini gösteregelmişlerdir. Ancak bu isteklerine ulaşmak için Doğu'yu ve Batı'yı taklitten kurtulamadıklarından, sonuç, ulusun cahillikten kurtulamaması olmuştur. "
-MUSTAFA KEMAL
1 Mart 1922
Cumhuriyet'in İnönü diktası döneminde yozlaşarak, kendisine bulduğu kalıp, artık iyice eskimiştir ama, üzerine doğru dürüst düşünen yoktur: Yarım yüzyıl önce geçmiş olayları, bellekte taze tutmak için tekrarlanıp duran 'kurtuluş günleri' törenleri de, 10 Kasım'dan 10 Kasım'a tekrarlanan Atatürk'ü anma törenleri de, Anadolu İhtilâli'nin özü ve gerçek içeriği gözden kaybedildiğinden, tatsız tussuz formaliteler halinde sürdürülüp duruyor.
Ağızlarına çalınan iki parmak bal ile cezbedilen halklar kadar, ne avcı düdüğüne kanıp tuzağa düşen saf bir kuş, ne de yem için oltaya takılan alık bir balık olabileceğini düşünmeyin.