Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say Bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu Gizli heybelere binbir gece eşyası doldurduğuma say Ben otomobilleri böylesine yankısız sağır komam Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım Bu yunan şehrinin düzenini öper ve yalvarırım Şehrin ölümünü yanlış anlama Gözleri kör oldu doğrudur ama o kadar Ve şehrin gözlerini geri verme dakikalarıdır bu yılgın çanlar Senin odan gün ışığı en güzel müzik bana Farklılıklar odası Giden tren buharları içinde örümcek ağı Sen güzel örümcek ağı yaşamakla yaşamamak Doğduğumuz şüpheyle öldüğümüz şüphe arasına gerilmiş Garip bulut farklı müzik güzel örümcek ağı Ben bir yabancı buğunun kokusunu alıyorum Bu kokuyu alıyorsam onulmaz kıskançlık yaramdandır Benim garipliğime bakma benim kıskançlığıma bakma benim İncilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum Bu inciler denizlerin en karanlık noktalarında bile yoktur Benim ak ve kara kayalar içinde bulduğum inciler Bu inciler sen olmasan bende bile yokhır Oldukları yerde bile (1955, Yılbaşı Gecesi
Şiir
İNCİ DAKİKALARI Sen bana yeni yılsın her dakika Her dakika bir yaşıma daha giriyorum Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın Ben bin parçaya bölündüm her parçasında Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk Arkadaşlığın Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın Erkek ağlar mı diyeceksin Haybeı'in kapısı ağlar mı erkek ağlar mı Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum Bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında · Daha gözlerinin gerçek yaşları belirmeden Ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey Yüzme bilmeyen bir u yurgezer yüzer ya Çürük ve havada asılı tahtalar üstünde Hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya Sen benim ağlamamı erkekliğime Uyanan ölmeyen yeni lenen Azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Peygamber çiçeğinın aydınlığında ara Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi. Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara; Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi. Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara, Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara . .. (1952, Yılbaşı Gecesi)
Şiir
Farkında olmadan zihnimde babamın vefatından sonra yaşanan ilk şeylerin listesini yapıyorum. Onsuz ilk Noel. Sofra ölüler için bırakıldığından, usule göre masayı toplamadan bıraktık. On ikiyi beş geçe sesini duymadığım ilk yılbaşı. Uçuş öncesi bana iyi yolculuklar dilemediği ilk yolculuk. Ondan telefon gelmeyen ilk doğum günüm.
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Roman
Biz Eski Türkiye de Mutluyduk...
Birden lise yıllarımın Floryası'nı hatırladım. Eski Türkiye'nin eski Floryası'nı... Yaz tatillerimizin bazı gecelerinde Şenlikköy'den başlayıp, tarlalar ve her türlü meyve ağaçlarının yemyeşil bir örtü gibi kucakladığı bahçelerin arasından geçerek, o zamanki adıyla Yeşilköy Havaalanı'nı çevreleyen tel örgülere çıkardık. Eski Türkiye'de terör olmadığından kimse bize, "Hey, gençler! Nereye gidiyorsunuz?" diye sormazdı. Biz de tel örgülerin hemen yanı başına uzanarak, uçakların iniş kalkışlarını izlerdik. Hele "Caravelle"lerin lastiklerinden kıvılcımlar çıkararak piste konduğu anların seyrine doyamazdık. Sonra yine aynı patikadan yürüyerek Şenlikköy'deki evlerimize dönerdik. Doğa öylesine bakirdi ki, yol boyunca önümüzden kaçışan tavşanlarla oynaşırdık. Gündüzleri de Florya plajlarının içinde kitap açılıp okunacak kadar berrak sularından çıkmazdık... O günlerin unutulmaz anıları bir film şeridi gibi gözümün önünden geçerken aklıma, değerli okurum, yazar Türkân Şanverdi Avcı'nın eski Türkiye'yi anlatan şu satırları geldi: "Günümüzün güç ve kibir sarhoşu egemenleri 'Gençlere eski Türkiye'yi anlatın,' dediklerinde yazmadan edemedim. Yaşım 41 olduğu için az çok biliyorum eski günleri çünkü. Doğru, biz çocukken, gençken, şimdiki neslin için-de bulunduğu teknolojiyi, imkânları hayal bile edemezdik. O yıllarda bize konulan yasaklar bilgisayar, tablet, telefon kullanımı değil; terli terli soğuk gazoz içmemekti mesela. Sosyal medya, mahalledeki teyzelerdi. Sansür, el âlemdi!.. Okula yürüyerek gider gelirdik, ailemizin durumu ne olursa olsun aynı semttekiler aynı devlet ilkokulunda okurlardı. Sıra arkadaşımızın dinini, kökenini falan bilmezdik. Bir tek bitlendiğimizde ayrılırdık. En pahalı, en inanılmaz karne hediyesi bisikletti. Çeşit çeşit kurslara gitmemek için değil, öğlen
Sayfa 382 - Sia Kitap, Birinci Basım Aralık 2019·Kitabı okudu
Biyografi
Aslında önemli olan yılbaşı ağacının kendisi değildi. Onları harekete getiren, coşturan mutlu bir gelecek umudu, yeni yılda mutluluk verecek değişiklikler idi.
Sayfa 201