Kızıltepe 3 İnceleme
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:24
Selam ben geldim. Çok uzun bir süre geçti bu kitabın ardından. Üniversite sınavına hazırlık süreci son ayda kitaplarımdan uzaklaşmama neden oldu. Kızıltepe zaten çok sevdiğim ve aile sıcaklığını hissettiğim, birlik, beraberlik, dayanışma ve tatlı maceraların iç içe olduğu bir kurgu. Bu kitapta yine aynı duygularla ilerleyen bir kitaptı. Mahira ve Sancak'ın ilişkisinin sınanması, mahalledekilerin pikniğe gitmeleri, Mahira'nın babasının arada hatırlanması içime işlendi. Kitabın sonu hem beklenmedik aynı zamanda bir o kadar beklenen bir sondu bence. Sonraki kitabı final olması nedeniyle çokça heyecan ve biraz buruk duygularla bekliyorum. Umarım sizde beğenirsiniz, teşekkürler.
Kızıltepe 3Hazal Aba · Pukka Yayınları · 202622 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Reklam
Bir Kabuktan Çıkış Hikayesi: Piraye – Seyir
9/10
·408 syf.··
2026 31. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:01
Seyir Piraye Piraye’nin Seyir romanı, okuyucusunu ters köşe yapmayı başaran, sabrın sonunda muazzam bir uyanış sunan bir kendini bulma yolculuğu. Kitabın ilk sayfalarında Mina’nın içine düştüğü o boğucu ilişkiyi, aldığı kararları ve o durağan hayatı okurken insan ister istemez derin bir sıkıntıya düşüyor. Hatta itiraf etmek gerekir ki, "Yine mi saçma sapan bir aşk hikayesi okuyorum, neden bu kadar aptalca davranıyor?" diye sinirlenip, kitabın hep böyle tekdüze gideceğinden endişe edebiliyorsunuz. Karakterin o ilk anlardaki çaresizliği ve seçtiği yol, okuru fena halde sıkabiliyor. Ancak hikayeyi asıl şahane ve unutulmaz kılan şey, tam da bu katlanılmaz başlangıçtan beslenmesi. Mina o ilişkide ve kendi sınırları içinde öyle bir noktaya geliyor ki, okurken bizi de daraltan o tahammül sınırı, onun esas dönüşümü için kaçınılmaz bir fırlatma rampasına dönüşüyor. İlk başta kızdığımız o kadın, kabuğunu öyle bir kırıyor ki, sonrasındaki içsel evrimi ve özgürleşmesi adeta bir başkaldırıya dönüşüyor. Seyir, bir insanın en çok daraldığı, okuyucusuna bile "artık nefes alamıyorum" dedirttiği o gri anların, aslında kendi özgürlüğüne uyanacağı o muazzam kırılma noktası olduğunu çok zarif gösteriyor. Mina’nın o sinir bozucu bağlardan sıyrılıp geçirdiği şahane evrim, bize şu umut dolu mesajı fısıldıyor: Bazen en parlak uyanışlar, en çok sıkıldığımız ve dibe vurduğumuzu sandığımız o anlarda filizlenir.
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Puan vermedi
İlk üç kitapta bir yerden sonra sürekli sevişmeleri sıksa da rahatsız etmiyordu ama bu kitap kabus gibi hissettirdi. İlk kısım hadi yine idare ederdi de ikinci kısım çok çok kötüydü emin olabilirsiniz. Konu çok iyi ama işlenişi kötü diyemiyorum işlenmiyor gibi çünkü sadece sevişiyorlar, iki kelime sohbet ettiler hop parmak, iki saniye bakıştılar hop bilmemne inanılmaz sıkıcıydı. Çift arasında arka planda normal bir iletişim varmış ama biz onu görmüyoruz Isabella bir sürü şey anlatmış ama yok biz onlar yerine sadece parmak okuduk. Seriye devam edip etmemek konusunda çok kararsızım sırf bu kitap yüzünden
Harabe SırlarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20241,521 okunma
8/10
·512 syf.··
2026 115. kitabı
Elena Ferrante bu kez sadece Elena ve Lila'nın dostluğunu değil, yılların insanlarda bıraktığı izleri, kayıpları, pişmanlıkları ve değişimi anlatıyor. Seri boyunca hayranlıkla izlediğim o karmaşık dostluk burada en olgun ve en kırılgan haline ulaşıyor. Elena'nın iç hesaplaşmaları, Lila'nın çözülemeyen gizemi ve ikisinin birbirine görünmez bağlarla bağlı oluşu kitabın her sayfasında hissediliyor. Yine de serinin bazı bölümlerinde tempoyu biraz düşük buldum. Ferrante'nin karakterlerin iç dünyasına yaptığı uzun yolculuklar her zaman güçlü olsa da zaman zaman hikayenin akışını yavaşlattığını hissettim. Buna rağmen son sayfayı kapattığımda uzun yıllardır tanıdığım insanlara veda etmiş gibi hissettim. Napoli Romanları yalnızca iki arkadaşın hikayesi değil dostluğun, rekabetin, sevginin ve hayatın insanı nasıl dönüştürdüğünün unutulmaz bir anlatısı.
Kayıp Kızın HikayesiElena Ferrante · Everest Yayınları · 20251,423 okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Sherlock Holmes’un yeni macerasıyla herkese merhaba Sherlock, odasındaki eski dava dosyalarını düzenleyip, kutuların içini karıştırırken ilgisini çeken bir dosyaya rastlar. Ve bu ilginç vakayı yakın dostu Dr. Watson’a anlatmaya başlar. Vakanın merkezinde, Sherlock’un üniversiteden arkadaşı Reginald Musgrave var. İngiltere’nin köklü ailelerinden birine mensup olan Musgrave, yıllardır yanında çalışan kahyasının gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasının ardından Sherlock’tan yardım ister. Ancak araştırma derinleştikçe olayın sıradan bir kaybolma vakasından çok daha fazlası olduğu ortaya çıkar. Musgrave ailesinin geçmişine uzanan sırlar, eski bir ritüel ve çözülmesi gereken gizemli ipuçları Sherlock’u oldukça karmaşık bir maceranın içine sürükler. Bu serinin her kitabında olduğu gibi yine çok keyif aldığım bir okuma oldu. Sherlock Holmes’un olaylara bakış açısını okumayı gerçekten seviyorum. Herkesin gözden kaçırdığı ayrıntıları fark edip olayları çözmesi beni her seferinde şaşırtmayı başarıyor. Bu kitapta da yine gizem duygusu başından sonuna kadar hiç kaybolmadı. Bir yandan olayların nasıl çözüleceğini merak ederken bir yandan da ritüelin ardındaki sırrın ortaya çıkması için sabırsızlandım.Kızımla birlikte Sherlock Holmes maceralarını okumayı çok seviyoruz. Akıcı anlatımı ve merak uyandıran kurgusuyla bizi içine çeken bir hikâye oldu. Dedektiflik hikâyelerini seven çocuklara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Sherlock Holmes: Musgrave RitüeliArthur Conan Doyle · The Çocuk Kitap · 2025422 okunma
Reklam
Reklam