Ölmek üzere olan bir insan son anlarında eski günlerine dönmeye çabalar. Tıpkı sonu gelen bir uygarlığın da sessiz sedasız sonunu beklememesi gibi. Bir uygarlığın yok olması bir insanın ölmesi gibi değildir. Uygarlık yok olduğunun farkına varamaz. Âdeta var oluş sürecinin devasa parmağı bu uygarlığın tepesine bastırır, iyiler —yok olmak üzere olan bir uygarlıkta mutlaka birkaç iyi kişi olacaktır— ve kötüler hepsi birden yok olup gideceklerdir.
Sayfa 69·Kitabı okuyor
Alıntı
Gel de gülme :)
Georgia Alpheratta’da yaşadığımız zamanlar, çatımızın bir köşesinde ufak bir çürük olmuştu. Önceden hiç ev sahibi olmamıştım, o yüzden de bu veriyle ne yapacağımı pek bilmiyordum. “Şuna bak, tavan aramızdan doğrudan dış dünyaya açılan güzel bir kapı. Ne güzel, değil mi?” Arka bahçedeki çimleri ne zaman kessem, yukarı bakıyordum ve deliğin günbegün genişlediğini görebiliyordum. Aylarca, evimizin köşesinin yok oluş sürecini izledim. Veriler elimdeydi. 15 santimlik bir delik vardı ama ben hiçbir şey yapmadım. Sorunu yok saydım çünkü eğer konuya eğilsem, tamir masraflarını karşılayamayız diye korkuyordum. Neyse ki delik kendi kendini kapattı. Görünüşe göre evimiz X-Men’deki Wolverine gibiymiş ve kendi kendini iyileştirme yeteneğine sahipmiş. Şaşırtıcı şekilde emlakçımız gerçekten bize iyi bir ev satmış! Gerçekte ise olanlar karıncalarla başladı. Bir gün evimizde hiç karınca yoktu, diğer gün ise salonumuzun köşesinde yüz binlercesi yaşıyordu. Jenny mutsuzdu ama örümcekler bayram ediyordu. Anında koltuğumuzun üst bölümüne ağlar ördüler. Böylece aktif bir karınca kolonisinin yanı sıra, ölü bedenlerin sarktığı ağlarımız da oldu. Zamanla ortam, her tür böceğin toplanıp karınca büfesinden beslenmek için kamp kurduğu böcek ırkı için Bıırning Man festivali gibi oldu. Karıncaları sonsuza kadar umursamayabilirdim, inkâr gerçekten güçlü bir dürtü. Diğer taraftan sincapları yok saymak pek de kolay olmadı. Bir süre sonra bir sincap ailesi tavan aramıza yerleşmeye karar verdi. Asla, gece boyunca kafanızın üzerinde bir ağaç faresinin sağa sola koşuşturduğunu duyduğunuz zamanlarda olduğu gibi huzurlu uyuyamazsınız. Şunu biliyor musunuz? Sincapların çatınızdaki metalleri kemirmesinin nedeni dişlerinin uzamasının hiçbir zaman bitmemesi. Yok bu da hiç ürkütücü değil gerçekten. Her şeyin
Alıntı
Reklam
"İnsanların yaptığı en büyük hatalardan biri de șu: Geleceğini, geçmişin esaretine terk etmek.
Alıntı
Sonra, son olduguna inandigim bir hale geldim. Kayra bana "Son yoktur" dedi… "Düsün! Bize, matematik dünyasinin kurgusal ve sonsuz oldugu ög-retildi. Bunu kabul ederim. Iden sonra 2 gelir dendi. Bunu da kabul ederim. Ama sonra, 1 ile 2 arasindaki sonsuzlugu düsündüm. Peki o nereye gitti? Irrasyonel sayilar varken bir sayidan sonra diger bir tam sayi nasil gelebilir? Eger l'den sonra virgül konursa ve bunun da kiçina sonsuz sayi konabiliyorsa 2 nasil gelir? Iste! Soru bu! Yanitsiz bir soru. Ve iste matematigin hatas1! Dolayisiyla matematik yok. Onun üzerine kurulmus dünya düzeni de yok... Ama ben anlayabilirim. Anlayabilirim bu sorunu. Ve o zaman ortaya yaklasik sayilar çikar. Yani hiçbir sa-y1 tam degildir. Hepsi tama yaklasir. Ama varamaz. Demektir ki, 1,999...9'u bize 2 diye yutturmaya çalisan bir dünyanin çocuklariyiz. Ve dünya da aslinda tam gibi görünürken, aslinda bir irrasyonellik harika-s1. Iste bunun için hayat yoktur. Olsa dahi o da irrasyoneldir! Yani an-lamsizdir. Ne bir baslama nedeni, ne de bir olus nedeni vardir. Evrende uçusan kocaman bir irrasyonellik. Tabii ki dünyanin bir anlami olmasi gerekmiyor. Belki de onu anlamlandiran üzerinde yasayan akil sahibi yaratiklardir. Ama onlarin da bizi getirdigi nokta ortada!"
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
neşeyi saçıp savurmak gerekir,onu israf etmemenin tek yolu budur.nihayetinde zaten yok olup gidecektir.
Reklam
Reklam