Yokkii

Yokkii
@yokkiiii
Göçünü henüz tamamlayamamışlara...
10/10
·189 syf.·
2026 8. kitabı
​Saatin Gizli Yüreği, aradığım kitabı bulamayınca yazarını bildiğim için aldığım bir kitaptı, iyi ki almışım. Canetti'nin 1973-1985 yılları arasındaki notlarından, aforizmalarından ve içsel hesaplaşmalarından oluşuyor. Canetti, modern dünyanın gürültüsüne ve hızına kapılmak yerine, bir saat gibi sessizce ama derinden işleyen bir düşünce dünyasına sahip. Onun için zaman, sadece akıp giden bir şey değil, her an ölümü hatırlatan bir düşman. Her gün kendi kimliğini yeniden kurmaya çalışmış ama daha çok yitip gitmiş gibi bir düşünce uyandırıyor her satırında. "Artık kendi kendisini tanımayan ve buna rağmen solumaya devam eden biri." Canetti’nin satırlarında hissettiğimiz o yitip gitme hali burada somutlaşıyor. İnsan bazen öyle bir noktaya gelir ki; kim olduğu, neye inandığı veya nereye ait olduğu belirsizleşir. Geçmişteki haliyle arasındaki bağ kopmuştur. Ama hayat, bu tanımamazlığa rağmen durmaz. ​Bu, sadece hayatta kalmanın getirdiği o tuhaf ve bazen de korkutucu sadelikle ilgilidir. Kendi içindeki göçleri tamamlayamamış, her seferinde yitip gitmiş ama her şeye rağmen soluk almayı sürdüren o dirençli ruhun bir resmidir. Böyle hissettiğim bir zamana denk gelmesi daha çok etkilenmeme sebep olmuş olabilir ama gerçekten her satırın altını çizmek istedim. Mutlaka bir şans verin.
1000Kitap
Saatin Gizli YüreğiElias Canetti · Sel Yayıncılık · 2015181 okunma
Reklam
Bekle(me)diğim Livaneli...
3/10
Öncelikle bir kere daha emin oldum ki; bir kitabın popüler olması, her okurun ruhuna hitap edeceği anlamına gelmiyor. Kaleminin sağlamlığı toplumca tescillenmiş bir yazardan beklenti yüksek olunca, bu kitap bana maalesef yüzeysel geldi. Livaneli’nin dili normalde yalın ve etkileyicidir; ancak bu eserde dil sanki etkileyiciliğini kaybetmiş, sadece yalın kalmış. Her ne kadar "beklemek", "özgürlük"  gibi derin temalar işlense de, bir romanı roman yapan şey olayların birbirini besleyerek akmasıdır. Bekle Beni, bu kurgusal iskeleti kuramadığı için benim adıma yarım kalan bir deneyim oldu.
Edebiyat
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2025 24. kitabı
Kitap , Jacques Lacan'ın 1972 - 1973 yıllarında verdiği seminer derlemelerinden oluşuyor. Farklı başlık altlarında bir çok temadan söz etse de , psikanaliz , dil , tanrı ve mistisizm gibi özellikle " kadın ve jouissance" ( haz / aşırı haz ) kavramı üzerinden ilerliyor.
Psikoloji
Yine/HâlâJacques Lacan · Metis Yayıncılık · 2020114 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2024 86. kitabı
"Ne mükemmel bir Müslüman - Türk kadını! " kitabının içinde kendinin özetini geçmiş Samiha Ayverdi, bu kadar geç tanıdığım için üzgün ama yine de tanıyabildiğim için mutluyum. İlk basım tarihi 1985 olan bu kitap , deneme türünde olsa da bana tarihi olaylarla dolu bir hatıra defterini anımsattı , aslında ne olduğumuzu ama Batı'nın rüzgarına nasıl kapıldığımızı ve bu süreçte kendi yaşadığı olayları kaleme almış. Türk medeniyetine , örfüne , adetine sıkı sıkıya bağlı yazarımızın , kendi deyimiyle "dönmeleri" görünce , duyunca hissettiği huzursuzluğu okuyucuya da yansıtabiliyor. "Batı dünyâsına zebün olup diz çöküşümüz, sâri hastalık gibi, ne de çabuk iliğimize kemiğimize işlemiş bulunuyor. Bâhusus, bu illet millî kültür zırhı giymemiş zümreler arasında kendine zemin bulup nasıl da kolaylık ve şuursuzca bir sür'atle yayılabiliyor. Bir millet, târihi, medeniyeti, dîni, irfânı, an'anesi ile bir bütün olduğuna göre, bu kaleden taş düşürmek demek, o kalenin burcunu bârûsunu ören diğer taşların da gevşeyip birer birer yerlerinden oynaması ve âkıbet koca kalenin yıkılması demektir. Bir kere çözülmeye imkan verilmeye görsün... Arkasından dil gider, târih gider, örf gider ve bir milleti millet yapan binlerce yıllık o medeniyet ordusunun bütünü gider. Bu çözülüşü önlemek için onlara güç, onlara hız, onlara şevk ve onlara Türk'ün Kızılelma'sını yeniden bulup gösterirsek, bu îman orduları gene uçar, gene taşar, gene coşar..."
İnceleme
Ne İdik Ne OldukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2007219 okunma
Spoiler içerir
Puan vermedi·160 syf.·
2020 138. kitabı
"Kitabın ana konusu zorlu ve çetrefilli yolun bizi daha iyiye götürdüğü ile ilgiliyse şayet; burada kolay yolu seçen Alissa, dar kapıyı seçen Jerome'dur sanılanın aksine. Karşısındakine kızkardeşi ile evlenmesini teklif edebilecek kadar hastalıklı bir zihinsel süzgeçe sahip Alissa, yıllarca aslında Jerome'u manipule ederek içinde bulunduğu acı denizine onu seven adamı da çekmiştir. İlişkilerinde Jerome'a asla söz hakkı vermemiş ve kendi istediği doğrultuda son zamanlara doğru da kendini Tanrı'ya adama kisvesi altında iki ruha da iyice acı çektirmiştir. Onca yıl yaşanabilecek birçok şey yaşatmayarak lakin beklentiyi de en tepede tutarak Jerome'a bana göre bir nevi işkence etmiştir sevdiği adama ,doğru bildikleri uğruna... Kendince fedakarlık olarak gördükleri aslında yaşamaktan kaçtığı duygulardan başka birşey değildir. İnsan tadını bilmediği bir yemeği elinin tersiyle kolayca itebilir ya tadını aldıktan sonra vazgeçebilmek... İşte bu asıl erdemdir... Bu kitabın bende bıraktığı iz; en güzele ulaşmak için geçilmesi gereken dar kapının acı ile bağdaştırılmasının sapkınlığı... Bir aşkı yaşayıp da sonuna yaklaştığında metanetle karşılayabilmek, aynı hisleri bir daha yaşayamayacağını bilerek hayatına devam edebilmek hiç kavuşmamaya çalışmaktan daha erdemli ve daha dar bir kapı bana göre... Mutluluğun çetrefilli olmadığı yanılgısını her insanda vardır.. İnsan mutluluktan çok acıya alışıktır ki bu yüzden acı çekmeyi erdemli sanar. Halbuki mutluluğu yakalamak ve onu süreğen kılmak değil midir hepimizin girmekte zorlandığı dar kapısı?"
1000Kitap
Dar KapıAndré Gide · Timaş Yayınları · 20214,529 okunma
Reklam