Marina Abramoviç.. Birkaç performansını okuyup/izleyip onun ekseriyetle söylendiği gibi bir sapkın ya da bir ruh hastası mı ya da uçlarda yaşamayı seven "özgür" bir sanatçı mı olduğunu merak etmeye başlamıştım.. Sanatçının otobiyografisi Türkçeye çevrilir çevrilmez kitabı edindim..Kitapta sanatçının ilk gençlik yıllarından itibaren yaşamı, duyguları, performansları, yaşadıkları, acıları, aşkları akıcı bir dille anlatılıyor. Performansların doğuşu, öncesi sonrası, sergilenişleri detayları ile anlatılıyor.. İzlemiş gibi oluyorsunuz..
Onun tanıyorsunuz.. bir insanın kendini bu denli açıkça ortaya koyabilmesi bence saygıyı gerektiriyor. O, iddiaların aksine satanist sapkın ve saire değil.. o annesi tarafından sevilmeme travması yaşamış ve en çok da bu nedenle güçlü ve yalnız kalmaya kendini mecbur saymış bir kadın.. aşklarına sığınan ama, bu aşklarda da sevilme ihtiyacını gideremeyen, hep terk edilen, dürüst ve ilkeli bir kadın.Bunu anlıyorsunuz okudukça.
Kitapta en sevdiğim bölümler ise şamanlarla ve tibetli keşişlerle geçen zamanların ve yerlerin anlatıldığı ve sanatçının şifa bulduğu dönemler..insan saf sevgi ve huzuru okuyunca bile mutlu oluyor..
İtiraf etmeliyim ki, önyargılarım nedeniyle belki, ya da toplumsal nedenlerle.. bana farklı gelen kendi içimde kabullenmekte anlamakta zorlandığım bölümler oldu( çıplaklık verilmek istenen mesajlar için gereklilik miydi acaba, ya da en kolay dikkat çekme yolu olduğu için mi seçiliyordu? Yazar çıplaklığı doğal karşıladığından belki,ya da bunun gibi olağan dışı performans detaylarının amacı zaten rahatsız etmek olabileceğinden bu konuyu açıklamak gereği de duymamış, tepkilere değinmekle yetinmiş.) ama bunları da anlamaya çalışmak benim için güzel bir deneyimdi.
Son tahlilde, onun kötü bir insan olduğunu düşünmüyorum.
Umut vaat eden bir yığın beynin ürkek karakterlerle birleşmesinden dolayı dünyanın neler kaybettiğini kim hesaplayabilir? Cesur, güçlü,bağımsız bir düşünceyi sonuna kadar götürmeye cesaret edemez bunlar, çünkü kendilerini dinsiz ya da ahlaksız bir duruma düşürmesinden çekinirler.
"Ben kötülük edenle kötülüğe maruz kalana aynı yüz ifadesiyle bakamam, her ikisine de gülümseyemem diyorum size. Bunu yaparsam o zaman da kendi yüzüme bakamam diyorum. Hepsi bu kadar, başka bir şey dediğim yok."