Yöneticiler ne olursa olsun, iyi ya da kötü, kahraman ya da zalim her zaman halklarının bir yansımasıdır. Bunlar halkın ruhunun bir kopyası, kitlelerin üretimidir. Halk nasılsa onlar da öyledir. Bu nedenle uzun zaman önce her ulusun hak ettiği hükumete ve yöneticilere sahip olduğu söylenmiştir.
Sayfa 6
Sömürgeci bakış açısına göre, işgal edilen topraklar üzerinde her zaman için asgari düzeyde bir korku varolmalıdır. Polisler, ırkçı ve rüşvetçi yöneticiler, sahtekarlıkları ve sapkın arzularıyla iğrendiren sömürgeciler, sömürgeleştirilen ülke üzerinde öyle sıkı bir ağ dokurlar ki, bu ağın içine hapsolan yerli halk kendini kelimenin tam anlamıyla devinimsiz hisseder.
Sayfa 311 - Bir Halkın Çektikleri·Kitabı okudu
Siyaset
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evet bizim Gramsci'miz var çünkü Lukacs, Stalin "düşüncesinden'' imkansız bir Marksist "ontoloji" aracılığıyla kaçma girişiminden do­layı yaşamak zorunda kaldığı korkunç deneyimden teorik olarak sağ çıkamadı. Ve dünyanın öbür ucunda, her ne kadar başka bir dünyaya hitap etse de, kendisi de Marksist olan ve "düşünen'' ve "kendi başına'' düşünen Mao'muz var; o da herkes gibi bazı hatalar yapsa da (prag­ matik ve ahlaki ayartmaya kapılarak), bu hatalar, aynı zamanda bir teorisyen olan büyük komünist yöneticiler tarafından yapılmış tüm hatalar gibi ilginçtir çünkü komünist bir yönetici aynı zamanda bir teorisyen olduğu zaman, diğerleri gibi bir teorisyen değildir: o, basit şeyleri basit bir dilde söylemeyi kabul eden ve söyledikleri doğrudan doğruya pratiğe geçtiği için doğru şeyleri dile getirmeye çalışan bir kitle teorisyenidir. Ve bugün, ister burada ister başka yerde, kendisi­nin yerine Marx'ın veya Lenin'in veya Gramsci'nin veya Mao'nun veya Troçki'nin (o gerçi teorisyenden daha çok politikacı ve analizci idi, çünkü zayıf bir felsefeciydi) düşünmesine izin veren hiç kimse, üstelik Marksist teorinin doku sertleşmesine uğramış olmasının nedeni olan Stalinci çizgi ve uygulamalardan koptuğuna inansa bile, Marksist teo­riyi bir adım ileri götüremez.
Sayfa 116 - Sel yayıncılık 2025
Siyaset politika felsefe düşünce
Devletlerin gücü ve zayıflığı, milletlerin refahı ve fakirliği sadece yöneticilerin dindarlığına veya kötülüğüne bağlı değildir. Yöneticiler, iyi veya kötü de olsalar, kahraman veya zalim de olsalar kendi halklarının birer parçasıdırlar. Milletlerinin ruhunu yansıtırlar. Kendi milletlerinin birer ürünüdürler. Halk nasılsa onlar da öyledir. Her halk hak ettiği şekilde yönetilir.
Sayfa 12·Kitabı okudu
İnsan "dokuzdan beşe" çalışan bir kişi olarak işgücünün ya da yöneticiler ve şeflerin bürokratik gücünün bir parçası olmuştur. Çok az inisiyatife sahiptir.
Sayfa 38 - Say Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Harika
Ülkemizde, yönetici sınıfın, saygınlığın ya da varlıklılığın sırça köşkünde yaşamadığı, gözlerini dışarıda olup bitene yummadığı bir dönem oldu mu hiç? Bu “yönetici sınıf”ın adalet, adil dövüş, eşitlik, düzen, hatta sosyalizm gibi sözcükleri kullanması ne fark eder, hiç etti mi? Onları kullanıyor, bir süreliğine onlara inanıyorlardı da, ama bu arada, yöneticiler hâlâ, her zamanki gibi en kötüsüne karşı zırhlı, kalkanlı bir şekilde yaşayıp giderken, her şey parçalanmakta, lime lime olmaktaydı; en kötüyü var güçleriyle def etmeye, savuşturmaya, afaroz etmeye çalışıyorlardı, çünkü onu kabullenmeleri demek, kendilerinin yararsız olduğunu kabul etmek, onlara sağlanan, doyasıya yararlandıkları ekstra güvenliğin ise verdikleri hizmete karşılık aldıkları maaş değil, resmen hırsızlık olduğunu itiraf etmek demekti...
Edebiyat