196o'ların başı. Yeşilçam'ın en "çalışkan" olduğu zamanlar. Bir fil­min çekimi, sürse sürse iki hafta sürüyor. Bazen bir haftada aynı ekiple iç içe iki film birden çekiliyor. Yönetmenden, yapımcıdan başka kimsenin ha­beri olmuyor bundan. Öyle ki, Yılmaz Güney bile tek filmde oynadığını sa­nıyor. Bir süre sonra ikinci film gösterime girince de, "Ben bunda ne za­man oynamıştım?" diye düşünüyor. Ortada değil öykü, konu bile yokken "motor" deniliyor. Öykü de çe­kiınlerle birlikte beliriyor. Oyuncular ise gün boyunca koşuşturuyorlar. Ba­zen bir günde üç sete bile giden var. Rivayet ederler ki, bir filmin çekiminde yönetmen, Filiz Akın'a, "Yere bak, bağır," demiş. Filiz Akın yere bakmış, bağırmış. Çekim tamaınlandıktan sonra ak­lına gelmiş. "Ben neden bağırdım?" diye sormuş. "Neden olacak," demiş yönetmen, "yerde babanın ölüsünü gördün de ondan."
Sayfa 123·Kitabı okuyor
Yönetmen önemli
Tıtus Andronicus XX. yüzyılda ilk kez, Old Vic tiyatrosunda, Shakespeare'in tüm oyunları sahneye konurken oynanmıştı. Anlatıldığına göre, kutsal Shakespeare'lerini ilkin saygıyla izleyen seyırciler, cesetler peş peşe sahneye yığılmaya başlayınca, katıla katıla gülrnekten kendilerini alamamışlardı. Gelgelelim l955'te, aynı metelik etmeyen tragedyayı Peter Brooke yönetince ve Laurence Olivier ile Vivian Leigh başrolleri oynayınca, Titus Andronicus yalnız Ingiltere'de değil, turneye gittiği Fransa'da da aklın alamayacağı kadar beğenilmiştir. Otuz yıl önce kahkahalar atan seyircilerin yerini, artık dehşete kapılıp fenalık geçirenler aldığı için, yaygın bir söylentiye göre, tiyatro kapısının önünde ambulanslar hazır bekletilmiş.
Reklam
"Roza'yı duymadın mı? O artık senin yükselişini değil, yıkılışını izlemek istiyor. Ve inan bana sevgili kardeşim, bir kadın bir imparatorun düşüşünü izlemeye karar vermişse o İmparator çoktan devrilmiş demektir. Şimdi kalk, o maskeni tak ve içeri gir. Seni bekleyen bir gelinin ve yönetmen gereken koca bir enkazın var."
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Alıntı
swot analizi ile ,duyguları 6 boyutlu düşün
Duygusal farkındalık geliştirmek hiç kolay değildir. Bir konuya öfkelendiysen seni öfkelendiren fikre ihtiyacın var demektir. Duygularını zekice analiz edersen yönetmen çok kolaydır. Duygularını altı boyutlu düşünerek yönetebilirsin. Ön-arka, sağ-sol, yukarı-aşağı boyutları ile düşünmelisin: Gelecek-geçmiş, güçlü yön-zayıf yön, fırsat ve tehdit. Hangi yöne yöneleceğine bunları iyi analiz ederek karar vermelisin.
Sayfa 14 - Timaş Yayınları,33.Baskı,Aralık 2025,İstanbul.
Alıntı
Nihayetinde insanın tüm hayatı, kiminin şu, kiminin bu maskenin ardında sahne aldığı ve yönetmen sahneden geri çağırana dek herkesin kendi rolünü oynadığı bir gösteriden ibaret değil midir?
“Tecrübelerim biraz farklı. Benim için bir mücadele değildi yaptıklarım. Yönetmen olmak için herhangi bir planım olmadı hiç. Şansa ve kadere itimat etmek yaşamamızın belli bir yönde ilerlemesini umud ederek kendinizi birtap düşürmekten daha iyidir belki de. Tabii ki sıkı çalışın, çok sıkı çalışın fakat yalnızca ilginç ve keyifli olduğunu düşündüğünüz şeyler için bunu yapın ve hayal dahi edemeyeceğiniz şeyler yürüdüğünüz yolları düşüverecektir.”
Reklam
Reklam