“Akış, kendinizi bir aktiviteye sadece aktivitenin kendisi için kaptırmaktır. Ego yok olur. Zaman uçar. Her eylem ve düşünce kaçınılmaz olarak bir öncekini takip eder: Tıpkı caz çalmak gibi.”
Kötülüğü tanımlamanın bu psikolojiye odaklı yöntemi ayrıntıları ile incelemeye değer ama bir anlığına kötülüğü düşünmeyi bırakıp başka eylem türlerini nasıl tanımladığımıza bakalım. Bazı Eylem türleri failin psikolojisine bakarak tanımlanamaz. Bir şeyin zararlı Eylem sayılması için ne gerektiğini düşünelim. Bir eylem Ancak ve ancak birine ya da bir şeye zarar veriyorsa zararlı olabilir ve zarara yol açan Eylem herhangi bir sayı ile yapılmış olabilir; Ayrıca fail bu eylemi yaparken herhangi bir duygu ile hareket etmiş olabilir. Bazı zararlı eylemler İntikam amaçlıdır yani failler kurbana kasten zarar verir. Bazı zararlı eylemlerin failleri zarar verme niyetinde değildir ama yine de fail arzuladığı hedefe ulaşmak isterken öngörülebilir bir tali hasar olarak bu zararı bilerek verir. Bazı zararlı eylemler iyi niyetle yapılır ama sonuçta yararlanması istenen kişilere zarar verir. Demek ki Zararlı bir eylem eylemi gerçekleştiren failin psikolojisi açısından değil sat sonuçları açısından değerlendirilir kesinlikle. Öte yandan pek çok başka Eylem kategorisi de failin psikolojisine bakarak tanımlanır. Bir eylemin intikamcı sayılması yalnızca ödeşmek öç almak için yapılması ile ve Belki bir de kurbana yönelik öfke ya da kötü niyet varsa mümkündür.
Sayfa 42 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Sigaraya 13 yaşında Bahriye Mektebinde başladım.
Bulunmasının en zor ve cezasının en ağır olduğu yerde...
Kapıda binbir gözcü, helâ avlusunda içiyoruz. Bazı sigara bulamayanlar, içenlerin koyuverdiği dumanları yutarak avunmaya çalışıyorlar. Müdür Beyin sert tenbihlerine rağmen zabitlerden bu işe pek aldıran yok... Lâkin en ziyade geceleri nöbetçi bir kürt hademe var ki, peşimizi bırakmıyor ve bizi idareye haber vermekle korkutuyor.
"Kalemini keskin bir kılıç gibi keskinleştiren eylem ve fikir adamı Necip Fazıl'a, o tütün dumanı hiç yakışmıyor."
"Hayat akıyor, günler geçiyor, sohbet devam ediyor. Varlığın neşesi suretlerin altında kımıldayıp işmar ediyor. Duy o sesi ki seni kendi özüne çağırıyor. İşit o nefesi ki mucizenin diri olduğunu sana fısıldıyor. Konan göçüyor ama dağ yerinde duruyor. Hak ve hakikat uğruna söylenmiş hiçbir söz ve eylem zayi olmuyor. Hiçbir iyilik yok ki dönüp de kaynağına ihsanlar, armağanlar sunmasın. Gönülden çıkmış hiçbir âh yok ki İşiten onu duymasın. Kim yâri sayıklamış da ruhlar pazarında eli boş dönmüş?
Dünyayı kardeşinin anlatımıyla tanıyan bir kız. Gördüğüm sevgiden başka bir şey değildi. Sonuçta ses başkası duysun diye yok mu? Ve aramızdaki bağı oluşturan hikayeler değil mi? Diğerinin görmediği şeyi anlatmaya çalışmak sevgi dolu bir eylem değil mi?