Telaş, kıyamet,
burda bir maskelemektir gidiyor,
herkes maskeliyor evini.
Ben oturmuş masallar okuyorum :
Leyla'ya değil, kendime.
"Bir varmış, bir yokmuş," diye başlayan, "Gökten üç elma düştü : biri size, biri bana, biri de masalı okuyana,"
diye biten güzel masallar.
İyi günler, iyi günler,
"Onların geleceği yok," diyenin ağzı kurusun.
Bu mektubu yatakta hasta yazıyorum sana.
Burda olsaydın bana ne iyi bakardın.
Leyla bastı altısına.
Yaşına göre zayıf :
uyutuyorum gündüzleri.
Şimdi uyandırdım :
yanakları pembe pembe
adeta büyük insanlarınki gibi ela gözleri,
(farkında mısın
yalnız gözlerimiz degişmiyor, ve kalıyor hatıralaşmadan orda
iyi ve kötü çocukluğumuz.)
"Babaya mektup yazıyorum, Leyla", dedim.
"Baba mı?" dedi, esnedi.
Pek uyku sersemi oluyor bu kız.
Ev halkı selam eder Leyla ve ben ellerinden öperiz.
Hasretini, yokluğunu, sensizliği
bir ateş yanığı gibi öyle acıyla duydum ki yüreğimin etinde, gitgide çoğalarak
gitgide derinden işleyerek
öyle dayanılmaz oldu ki bu
seni boğabilirdim senden kurtulmak için çünkü seni o kadar seviyorum.