Benimle aynı yaştaki insanlara --o sırada 39 yaşındaydım-- hayatımızın yarısını telefonsuz geçirmiş olduğumuzu onca zaman yaşadığımız gibi yaşamaya geri dönmenin o kadar da akla hayale gelmez bir şey olmadığını açıklayıp durdum.
kimseyi ikna edemedim sanırım.
Meryem'i götürüp gömdüler kızının mezarının yanı başına. 6 ay önce doğurduğu kızının yanına.. birazcık gözyaşı birazcık günlük kokusu ve papaz arsen'in bolca dualarıyla..
Çevrede toplanmış papaz arsen'in sakalını siyah cübbesini elindeki Gümüş haçı hayretle ve merakla izleyen donsuz Kürt çocuklarına dağıtılan tahin helvası ve ekmekle ilk gün hayratı tamamlanmış oldu.
Güzellerin güzeli toprağı ile baş başa kalınca yemenici lastikçi eguş yine çarık dikmeye Demirci Mero Kurt Kapanı yapmaya marangoz Topal nişo erik ağacından kaval yapmaya Nalbant heluş nal çakmaya, kısacası kendi işlerine dönerlerken keldani asıllı attar Yusuf ile dükkan komşusu Süryani asıllı berber Yakup da kaldıkları yerden dama oynamayı sürdürdüler.
O gece uykusuz iki kişi vardı: biri Meryem'in kocası duvarcı ustası Sıko'ydu diğeri de gelininden önce ölmediğine kahredip sanki suçluymuş gibi tuhaf bir duyguya kapılar ihtiyaç Hıçe.
Sıke o gece yer yatağına girip uzandığında küçük oğlu seto ile 8 yaşındaki kızı Teko çoktan uyumuşlardı. Sıkebanası Hiçe'yle beraber oradaki idare lambasının loş ışığında duvarda asılı Duran Meryem'in gülümseyen kızlık resmini seyrediyordu.
Dışarıda Diyarbakır'ın daracık sokaklarında O kış gecesinde Aziz sarhiz kardan Aksakallını sivazlayıp gezerken Meryem kendi sıcak yatağını kocası Sıkenin kıllı koynuna arıyordu.