Gündelik hayatta karşılaştığımız durumlarda kişilerin sadece davranışlarına bakarsak ve niyete önem vermezsek o davranışı cahilce, saçma veya saldırgan bir davranış olarak görebiliriz. Ama bunun arkasındaki niyete baktığımızda bize kaba ya da saldırgan gelen bu davranışların ekseriyetle "Ben de varım!" deme çabası olduğunu görürüz.
Oysa herkesin bildiği gibi dil, avam kökenlidir. Kalabalık kendisine göre bir dil şekillendirmiştir. Vasatlığın, gerçekten üstün olan her şeye karşı kinini, dış görünüşten öteye geçemeyen kaba ve safdil yargılarını bu dilin içine boşaltmıştır.
... Ben de her adımda öfkeleniyorum sizin gibi,
Ama sinirlenmeden, nasılsa öyle bakıyorum insanlara...
Evet, insanın doğuştan kusurlarını
Olduğu gibi görüyorum,
Benim de kanıma dokunmuyor değil onlar;
Benim için ikiyüzlü, kötü, çıkarcı biriyle
O et düşkünü yırtıcı akbabalarla
Isırgan maymunlar, kudurgan kurtlar özdeş...
İşte kuramsal olarak düşünürün tavrı bu olmalıdır. Öcünü alacaksa bile bunu sükunet içinde gerçekleştirmelidir.
Her sözde bir nebze aşağılama vardır. Öyle görünüyor ki, dil yalnızca sıradan, ortalama, lakırdıcı insanlar için bulunmuş bir araç. Konuşan kişi, kendini dil ile basitleştirir zaten.