Trablusgarp Savaşı sırasında Refik el-Azm Bey'in; "Şimdi Trablus'un çölleriyle uğraşacak durumda değiliz" şeklindeki sözlerine, "Trablus'un çöllerini koruyamayan Şam'ın bahçelerini hiç koruyamaz" diyerek verdiği cevap. Ve bu cevabın kalbinde geçmiş bir ömür.
Emir Şekib Arslan
"Biz kimiz? Belki de doğru soru bu. Hangi yazgının görünmez prangaları bizi birbirimize bağladı? Kırılmaya yüz tutmuş incecik bir dala tutunurcasına, yarı endişeyle, düşsel bir umuda tutunuyorum."
Göğsünü yarıp, tüm mazlumları kalbine doldurur gibi yaşamak!
Hayatını gençlere ve dünyanın herhangi bir köşesindeki yardıma muhtaç insanlara adamış mücahit bir seyyah. Afganistan’da, Pakistan’da, Bosna’da, İran’da, İzmir’de, Erzurum’da ve dahi cümle beldelerde, kimseye kimlik sormadan uzattığı eliyle nefes alan bir gönüllü. El uzatmaya, yara sarmaya, kalp onarmaya gönüllü. Gönlü hep uzaklara vurgun. Bahattin Yıldız.
Arapçası Akif’i bile imrendirecek seviyede. Medrese kökenli değil, herhangi bir dini eğitim bile almamış. Kendi çabasıyla kendi yolunun dervişi yani. Yalnızca bu yönüyle bile oldukça nev-i şahsına münhasır bir alim. Amiş Efendi’nin damadı olarak sufimeşrep, Mehmed Âkif’in, sahabeden sonra en çok sevdiği kişi olarak sadık-ı refik ve Sırat-ı Müstakim-Sebilürreşad mecmualarında yazdığı mermi gibi yazılarıyla bir ateş-i suzan.