Maahâzâ bürhanların heyet-i mecmuasına terettüb eden matlubun kuvvet ve vuzuhunu her ferdden istemek ve her ferdde aramak, aklın hastalığına, zihnin cüz'iyetine işaret olup, matlubu red ve inkâr için bir zemin teşkil ediyor. Binaenaleyh bir bürhana bakıldığı zaman za'fiyetten dolayı vehimler başgösterirse, öteki bürhanlardan süzülen kuvvet ile ortada za'fiyet kalmaz, vehimler de dağılır. Maahâzâ bazı bürhanlar suya benziyor, bir kısmı da havaya benziyor, bir kısmı da ziya gibidir. Binaenaleyh bu gibi bürhanları gayet latîf ve dikkatli ince bir fikir ile arayıp tutmalıdır ki; dökülmesin, sönmesin, uçmasın!.. Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 61
Din
Dün- yanın süprüntüleri, birkaç maden parçası, boş şerefler, be- denin rahatlığı, sinirlerin gıcıklanması uğruna cennetteki mutluluğu kaçırdıklarını düşündükçe nasıl köpürüp öfke- leneceklerdir kimbilir. Pişman olacaklardır elbette: Vicdan kurdunun ikinci iğnesi de budur zaten, işlenen günahların geç kalmış ve faydasız pişmanlığı. Kutsal adalet bu sefil za- vallıların akıllarının her zaman suçlu bulundukları günah- larla uğraşmasında diretir ve üstelik de, Aziz Augustine'in de söylediği gibi, Tanrı bunlara kendi günah bilgisini de ve- recektir, günah onlara Tanrı'nın kendi gözlerine göründüğü gibi bütün iğrenç kötülüğüyle görünsün diye. Günahlarının pisliğini görecek ve pişman olacaklar ama artık geç, sonra el- lerine geçirip kullanmadıkları iyi fırsatlar için ağlayacaklar- dır. Vicdan kurdunun sonuncu ve en acı iğnesi budur. Vic- dan diyecek ki: Pişmanlık getirecek zamanın da, fırsatın da vardı, ama tövbe etmedin. Annen, baban seni dindar yetiş- tirdiler. Kilisenin törenleri, inayeti, endülüjansları sana yar- dımcıydı. Tanrı'nın vekili sana vaaz veriyor, yoldan çıkınca seni çağırıyor, ne kadar çok ve kötü olursa olsun günahla- rını bağışlıyordu, sadece günah çıkarman ve pişman olman gerekti. Ama hayır. Tövbe etmedin. Kutsal dinin vekilleriy- le alay ettin, günah çıkarma hücresine sırt çevirdin, günah çamurunda gittikçe derinlere batarak yuvarlandın durdun. Tanrı seni çağırdı, tehdit etti, senden O'na dönmeni diledi, Ne büyük utanç, ne büyük bir sefillik! Evreni Yöneten sen- den, çamurdan bir yaratıktan, seni yaratan O'nu sevmeni ve O'nun yasasına uymanı rica etti. Ama hayır. Dinlemedin so- zünů. Ve şimdi, eğer hala ağlayabiliyorsan, bütün cehenne mi gözyaşlarınla sele boğsan bile, bütün bu pişmanlık denizi ölümlü hayatında gözünden damlayacak bir tek gerçek piş-
Sayfa 184 - İletişim·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünyaya ters baktık. Dilini anlamadık, imkânlarını doğru düzgün değerlendiremiyoruz. Diğer taraftan, bilimsel ve teknolo jik gelişmeler sayesinde dünyadan en çok istifade edenler, doğaya saygısını yitirdi, onu hor kullandı, hoyratça kullandı... Ve başımı. za küresel ısınma, doğal dengenin bozulması vb. bir sürü felaketler geldi.
Sayfa 82 - Marmara Akademi Yayınları·Kitabı okuyor
KİMLER ORUC TUTAMAZ 1- Oruc tutmak dolayısıyla umumî za'fiyet gelmesine namzed olanlar. 2- Hastabakıcılar. 3- Emzikliler. 4- Hâmileler. 5- Düşman karşısında bulunanlar, hudud bekleyenler. Bunlardan vaziyyeti müsâit olanlar fidye verirler.
Sayfa 478 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor
evrenin nere- de bittiğini bilmemek onu üzüyordu. Kendini küçük ve za- yıf buldu.
Sayfa 61 - İletişim·Kitabı okuyor
Şu cümlen bir nefs hilesi Salih; iltifata ça-nak açma kokusu var... Zaten ortada "ben şuyum!" diye, bulunduğu yeri dolduran adam yok... Fikir çilesi haysiyetinin müstesna gencisin!.. Dikkat edi-yor musun?.. Seni sevmeyenin güyâ bana olan sev-gi gösterisi, içten pazarlılıktır!.. Neyse... Bu kadar serenat yeter. Hâkim bir davaya mensup olanla-rın, mahkûm tavrı olamayacağı şuurunu muhafa-za et!.."