sevgili dostuma
Puan vermedi·206 syf.··
2026 6. kitabı
·
151 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:29
Bu kitabı ikinci kez okuyorum. İlk kez lise yıllarımda karşıma çıkmıştı. O zamanlar kendi duygusal derinliğime yakın bir arkadaş bulmuştum kendime, zar zor. Ona, bu kitaptan esinlenerek “sevgili dostum” diye hitap ediyordum. YouTube’da şiir kanallarından bazı alıntılarını dinliyor, içimde bir yere dokunan cümleleri sanki bana yazılmış gibi sahipleniyordum. Sonra üniversiteye geçtiğimde bir kütüphaneden alıp okumaya başladım bu kitabı. Ama beni tam anlamıyla kesmedi. Çünkü bu kitap öyle sadece okunup geçilecek bir kitap değildi benim için. Altını çizmek, kenarlarına notlar almak, bazı cümlelerin yanına kendi iç sesimi bırakmak istiyordum. Fakat kitap kütüphanenindi; ben de “Biraz zaman geçsin, bu sefer kendime alayım. İstediğim gibi yazıp çizeyim, kendimce sahipleneyim,” dedim. Ve birkaç yıl sonra gerçekten aldım. Sadece kendime değil, başka bir duygusal derinliğe sahip, kendime çok yakın gördüğüm, neredeyse ruh ikizim gibi hissettiğim o arkadaşıma da aldım aynı kitaptan. Sanki ona uzun uzun anlatamadığım bazı şeyleri bu kitap anlatacaktı. Sanki “Ben bunu okuyorum, senin de okumanı istiyorum,” demek istedim. Belki de “Benim içimde böyle bir yer var, senin de orayı görmeni istiyorum,” demenin en zarif yoluydu bu. *Posta Kutusundaki Mızıka*, bana göre bir dostun bir dosta verebileceği en güzel duygusal derinliğin somut hâli gibi. Bazı kitaplar vardır; okurken sadece yazarın cümlelerini değil, kendi suskunluklarınızı da okursunuz. Zihninizden ve kalbinizden bir şeyler geçer ama onları kelimelere dökemezsiniz. Sonra bir bakarsınız, Ali Ural sizin yerinize söylemiş. Hem de sizin söylemeye cesaret edemediğiniz kadar zarif, sizin toparlayamadığınız kadar derin bir yerden söylemiş. Bu kitap benim için yalnızca denemelerden, mektuplardan ya da güzel cümlelerden oluşan bir
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma
4/10
·112 syf.··
2026 9. kitabı
Çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Okudum bitti. Kesinlikle okunmalı mı? Bence hayır. Dünyanın en kötüsü mü? Bence hayır. Elinizde varsa bir saatlik bir kitap. Pek bir şey kattığı da söylenemez. Zaman geçirmelikti benim için.
Melanie Klein, Melanie Klein!Cem Tunçer · Budala Kitap · 2026771 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·223 syf.··
2026 76. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:27
''Bir zamanlar Almanya'nın Berlin kentinde Albinus adında bir adam yaşardı. Zengindi, saygındı, mutluydu; günün birinde gencecik bir metres uğruna karısını terk etti; sevdi; sevilmedi; ve yaşamı felaketle son buldu. Öykünün hepsi bu kadar. Biz de hiç üstünde durmayabilirdik, eğer anlatmaktan keyif alıp kâr elde edebileceğimizi bilseydik,'' açılış sekansıyla başlayan düğümleme egzotik yaşamın habercisi olagelen bir yerde, kararlaştırdığımız bazı debdebeli işgüzarlara çok net bir sekans. ''Karanlıkta Kahkaha''nın yüzeysel yansıması. Roman, sinema estetiğiyle (özellikle Alman Ekspresyonizmi ile) organik bir bağ kurar; karakterlerin hareketleri, loş Berlin sokakları ve otel odalarındaki klostrofobik atmosfer adeta bir sessiz film şeridi gibi akar. Albinus’un geçirdiği araba kazası sonucu gözlerini kaybetmesi, onun zaten en başından beri maruz kaldığı "manevi körlüğün" somut bir tecellisidir. Margot ve onun eski sevgilisi Axel Rex’in, Albinus’un körlüğünden faydalanarak aynı evde, onun gözlerinin önünde sürdürdükleri o sadist oyun, dünya edebiyatının en klostrofobik, en tekinsiz aldatma sahnelerinden biridir. Tony Richardson’ın 1969 yapımı sinema uyarlaması bu marazi ilişki ağını dönemin estetiğiyle beyaz perdeye taşırken; Nabokov’un orijinal metni çok daha mesafeli, ironik ve kelimelerin arkasına saklanmış o buz gibi "yazar kahkahasıyla" doludur. Karanlıkta Kahkaha, insanın kendi zaaflarından ördüğü o karanlık labirentte nasıl kaybolacağını ve tutkunun insanı kendi trajedisinin seyircisi haline getirişini mühürlenmiş bir zaman fragmanı olarak dimağa kazıyan vakur bir başyapıttır.
Karanlıkta KahkahaVladimir Nabokov · İletişim Yayınevi · 2010397 okunma
7/10
·336 syf.··
2026 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:19
Görmek ile bakmak arasındaki o korkunç uçurum... Saramago, 'beyaz körlük' metaforuyla aslında medeniyetin ne kadar kırılgan bir kabuk olduğunu yüzümüze çarpıyor. İnsan doğasının en çiğ, en bencil haliyle yüzleştiriyor okuyucuyu. Zaman zaman rahatsız edici olmakla beraber sarsıcı bir okuma deneyimiydi benim için.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
9/10
·944 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:20
İlk kitaba göre zor bitirdim diyebilirim aramızda toksik bir ilişki vardı. Yazar diyalogları vs. gereksiz uzatmış ama karakterlerin psikolojik ve fiziksel gelişimlerini çok güzel işlemiş. Son sayfaları okurken kalpten gideceğim diye korktum ve üzüldüm açıkçası. Genel olarak kitabı beğendim soluklanarak okumak daha iyi geldi bana. SPOİLER——————————————————-Ne zaman bir karaktere çok hoşmuş desem öldü bu seride :D Sonuna kalbimi bıraktım ah Xaden ah!
Demir AlevRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20243,222 okunma
8/10
·192 syf.·
2026 153. kitabı
Türkiye’de Dinî Liderlik Mehmet Ali Büyükkara Mehmet Ali Büyükkara’nın "Türkiye'de Dinî Liderlik" kitabını 24 saat geçmeden bitirdim. 192 sayfalık, son derece akıcı ve sürükleyici diliyle din, siyaset ve toplum ilişkilerine merak duyanlar için harika bir giriş seviyesi eser. Konuya kapsamlı bir bakış açısı sunuyor. Kitap 5 ana bölümden oluşuyor ve 3 Mart 1924'te hilafetin kaldırılmasından bugüne dinî otoritenin geçirdiği dönüşümü inceliyor. Resmî kurumlar (Diyanet, İlahiyatlar), sivil cemaatler, siyasal dinî liderlik (Millî Görüş) ve Gayr-ı Sünnî yapılar mukayeseli ele alınıyor. Eserde katılmadığım ve şerh düştüğüm en önemli kısım Nurculuk bölümü oldu. Kitapta Nurculuğun batıni (gizli) yönlerine değinilmesini kabul etsem de, Fetullahçı yapılanmanın Nurculuk içinden çıkan bir kol olarak sunulmasını kesinlikle doğru bulmuyorum ve kabul edemem. Çünkü Fetullahçılar batıni bir yapı olsalar da Nurcuların içinden çıkmamışlardır, Nurculuğu kullanmışlardır. Nurculuk hareketinin ve geleneğinin tarihsel süreçte hiçbir zaman siyasete sızma, devlet kademelerini ele geçirme gibi bir gayesi veya gizli ajandası olmamıştır. Dinî liderliğin tek bir merkezden ziyade çok katmanlı ve müzakereye açık bir alan olduğunu somut vakalarla ortaya koyan nitelikli bir tahlil kitabıydı. Kitaba genel değerlendirmem olarak 8/10 puan veriyorum.
Din
Türkiye’de Dinî LiderlikMehmet Ali Büyükkara · Şecere Yayınları · 20244 okunma