Hidayetin sonuna, başlangıç hükümlerini yerine getirmeden, bâtınına ise zâhirine vakıf olmadan ulaşamazsın.
Ey hayır murat eden kişi! Sana, hidâyet yolunun başlangıcı ile kalbini ve nefsini kontrol etmeni tavsiye ediyorum. Şayet kalbini hidâyetin başlangıcına meyilli, nefsini de itaatkar bulursan, nihayete ermeyi hedeflemeli ve ilmin deryasına dalmaya gayret sarfetmelisin. Yok, eğer hidayetin başlangıcına meyletme anında, kalbini şer'i amelleri işlemekte tembel bulursan, ilim öğrenmeye meyilli olan nefsinin nefs-i emmâre olduğunu bil. Bu nefsin şeytana itaat ettiği halde ilim öğrenmeye kalkışmıştır. Böylece şeytanın bir hasleti olan gurur ipiyle yavaş yavaş seni kendisinin hile ve tuzağına çekerek helake sürüklemek ister. Şeytanın da gayesi, insana hayır yerinde şerri işlettirerek onu amel bakımından hüsrana uğrayanların zümresine katmaktır.
Amel bakımından hüsrana uğrayanları Kur'ân-ı Kerîm bizlere şöyle bildirmektedir:
"Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı." (Kehf 18/104)