Vejetaryen, Han Kang’ın en çok konuşulan kitaplarından biri ama açıkçası bu ününü "çok iyi bir roman" olması sebebiyle değil, "tuhaf" bir roman olmasına bağlıyorum. Kang'ı ilk kez okudum ve 2016 Uluslararası Booker Ödülü'nün kazananı olması, kitabın popülaritesini daha da arttırdı. Kitabı elime alır almaz, daha ilk satırdan bana tanıdık gelen tınısı ve vurgulamaları, bir süre sonra "tabii ya, hatırladım," dememle son buldu. Kitap, 2007'de yazılmış ve yıllar sonra -2016'da- ödül alıp şahlanmış. Ben kitaptan epey önce, sinema uyarlamasını izlemiştim ve gene rahatsız ettiği net bir şekilde hatırımda.
Roman, üç farklı bakış açısından anlatılan parçalı bir hikâyeye sahip. Teoride ilginç duruyor, ama pratikte de emin olun öyle. Çünkü ana karakter Yeong-hye’nin dönüşümü kitabın merkezinde olmasına rağmen, ironik şekilde onu neredeyse hiç tanıtmıyor yazar. Sürekli başkalarının gözünden anlatıldığı için, karakter bir insan olmaktan çok bir sembole dönüşüyor veya öznenin konumundaki kişi burnumuzun dibinde olmasına rağmen, anlatılan ana öteki karakteri zaman zaman uzakta arıyoruz ve ben aradığımı hatılıyorum. Kitapta kadının eşinin, eniştesinin ve ablasının bakış açısına yer verilmiş, ama ana karakterin bakış açısına yer verilmemesi oldukça ilginç bir tercih. Tabii, bu bilinçli bir tercih, zorlama değil. Bu durum, kendi hikayesinin ana karakterinden öğrenmek yerine başkasından öğrenmek, hakkında suçlama olup söz hakkı verilmeyen zanlı konumuna getiriyor Yeong-hye'yi. Bu üç kişi de farklı açılardan ele alıyor, fakat bu bir Rashomonvari bir bakış açısı değil, uyarmış olayım. Beklentiniz o yöne kaymasın. Ailenin birbirine karşı itiraf etmekten korktuğu cinsel çekimler de tüyler ürpertici ve tiksinti yarattı bende. Vejetaryen; patriyarka, beden politikaları, bireysel özgürlük gibi