Şekersiz yapılmış bir dondurma ya da en temel komutların çıkarılmış olduğu bir bilgisayar hayal edin. İşte duygular çıkarılıp atıldığında, insanın ruhu da böyle kötüleşir.
Çıkarımlar kendimiz, ailemiz ve hayat hakkında inanışlar edinmemize neden olur. Bu inanışlar davranışlarımıza yön verir. Çocuğun gördüğü, duyduğu, hissettiği şeyler zihninde çözülmesi zor düğümler yaratabilir. Bu düğümler onu yaralayabilir ve belli bir alandaki gelişimini engelleyebilir.
Çocuklar sünger gibidir. Ebeveynlerinin sevgi, özen ve yardımlarını özümserler. Uzun süre su görmeyen bir sünger en sonunda sertleşir ve kurur. Sevgiden, ilgiden ve yardımdan uzun süre uzak kalan bir çocuk da sertleşir, duvar örer, duygusal besin alıp verme konusunda sıkıntılar yaşar.