Arapça aslından tercümesini Nurettin Yıldız, Hamdi Arslan ve İbrahim Kutlay’ın yaptığı bu kitapta müslüman kadının, Rabbine, kendisine, eşine, evlatlarına, anne babasına, arkadaşlarına ve topluma karşı görevleri (isimden de anlaşıldığı gibi) Kur’an ve Sünnet ışığında ele alınmış. Hedef gösterilen amellerin kadın için dünya ve ahiretteki getirileri de zikredilmiş. Zaman zaman batının ve İslam’ın kadına bakış açısı tarihten örnekler ile kıyas edilmiş. Herkesin anlayabileceği sade ve akıcı bir üslubun kullanılmasının yanı sıra besin değeri de çok yüksek bir eser. İstifadelenin.
Polisiye türünde okumayı pek tercih etmesem de, bu kitabın çıtayı yükselttiğinin farkındayım. İnsana hayret veren bir hayal gücü söz konusu. Bitirmeden bırakmak ise imkansız...
Bizim en değerli hazinemiz olan Mü’min Kimliğimiz’i yakından ilgilendiren İman, Niyet, İhlas, Zühd, Takva, Haya vb. kavramlar başlıklar altında oldukça sade ve akıcı bir üslupla incelenmiş. İstifadelenin.
Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
“Bir dirhem yüz bin dirhemi geçmiştir.”
Bir adam, “Bu nasıl olabilir ya Resulallah?” dedi. Buyurdu ki:"
“Bir adamın çok malı vardır. Tutup yüz binini sadaka olarak vermiştir. Bir başkasının da sadece iki dirhemi vardır. Alıp birini sadaka olarak vermiştir.”
(Tirmizi, Zekât, 49/2526)
“Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz?”
Sabahattin Ali’nin usta kalemi, sokakta karşılaştığımız veya hayatımızda yalnızca bir silüet olarak gördüğümüz insanların ruhlarının ne denli büyük izler taşıyabileceğini, yaşadıklarının ve hissettiklerinin bizim anlayabileceğimizden daha derin anlamlar barındırabileceğini gösteriyor. Güçlü bir hikaye ve etkiyeci bir dille ‘görünmeyen taraf’ denilen kavramın tam olarak neyi ifade ettiğini anlatıyor okuyucusuna:
“Bir de ben bu halimle kalkıp başka bir insanın kafasının içini tahlil etmek, onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum. Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?”