“Gemiciye, babamı gömerlerken canlı kurbağaları nasıl toprağa gömdüklerini anlattım. Beni kucağına alıp havaya kaldırdı, göğsüne bastırdı, öptü. “Eh be dostum” dedi, “daha bildiğin bir şey yok senin! Kurbağalar için üzülmen gerekmez, Tanrı yardım eder onlara! Annen için üzül sen, görmüyor musun ne kadar üzgün”
“Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız.”