Adaptasyonlar bilinçli bir fail tarafından belirli bir amaç için icat edilmiş gibi görünür: tutmak için eller; görmek için gözler. Ama öyle değil. Darwin bu hipoteze çomak soktu. Doğadaki tasarım bir tasarımcıdan değil, akılla ilgisi olmayan elverişli rastlantıların uzun süreler boyunca birikiminden gelir. Biyolojik dünyada bulunan zekâ ürünü yegâne tasarım bizden kaynaklanmaktadır: köpeklerimiz, ineklerimiz ve seçici yetiştirme [selective breeding] yoluyla bilerek değiştirdiğimiz diğer organizmalar. Bunun dışında doğada görünen akıllı tasarım, doğal seçilimin yol açtığı bir aldatmacadır. Bilinçli niyetler hiçbir rol oynamaz.
Benimle hiçbir zaman sohbet ettiği yoktur, onu pek de tanımam, ancak ne zaman yakınında olsam zeka ve
yüksek ideallerle dolu nadir, olağandışı bir varlık sezerim içinde.
“Başka birinin zihninden geçenleri kavrama yeteneği, insanoğlunun en değerli becerilerinden biridir. Sinirbilimcilerin buna verdikleri ad “zihin görüşü”dür.”
“Zihin görüşü, bir kişinin zihninin içine bakarak hislerini sezmek ve düşüncelerini çıkarsamaktan oluşan empatik isabet yeteneğidir.”
Sefil bir fani olan ben daha kendi zekamı kavrayamıyorsam, beni harekete geçiren şeyi bilemiyorsam, maddenin tamamına gözle görülür şekilde hükmeden o tarifsiz zekayı nasıl tanıyacağım? Böyle bir zeka var, her şey bana bunu kanıtlıyor. Fakat beni onun ebedi ve meçhul meskenine götürecek olan pusula nerede?