10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:02
Herkese merhaba, Donanma SEAL’i olarak Orduda görev yaptığım sırada sahip olduğum güvenlik izinlerin hassas doğası nedeniyle kurmaca eserler de dahil olmak üzere kamuya açıklanması amaçlanan her türlü yazılım materyali Savunma Bakanlığı’na sunmam gerekiyor bu yükümlülüğü yasal olarak yerine getirmek için bu kitabın taslağı savunma bakanlığı yayın öncesi inceleme ofisine sunuldu ve bu ofis tarafından düzenlenmiş şekilde onaylandı. Önsöz’den. Seal komutanı olarak donanmada görev yapan binbaşı James Reece yanlış giden birşeyleri hisseder fakat emir büyük yerden gelince ekibiyle birlikte Afganistan’da ki görevlerinde pusuya düşürülürler. Tüm ekip öldürülürken sadece Reece ve Boozer sağ kalır. Ve bu yaşananların ardından döndüklerinde Boozer de intihar eder. Gerçekten de bu intihar mıdır? Döndüklerinde Reece’yi soruşturma birimi beklerken kendisinin ve ölen arkadaşlarının da beyninde tümör olduğunu öğrenir. Bu bir tesadüf olamaz değil mi? Büyük bir heyecanla eşine ve 3 yaşında ki kızına kavuşmak üzere evine doğru yola çıkar, vardığında ise… Hamile eşi ve kızı öldürülmüştü. Belki de düşman en yakınındaydı? Ve Reece artık biliyordu neler döndüğünü ve ilk başta operasyon hatası olarak görünen olayların arkasında bir düzen olduğunu öğrendiğinde infaz listesini hazırlar. Tüm donanımlara ve zekaya sahip olan James Reece’nin öldürülememek gibi kötü bir huyu da vardı. Baştan sona kadar gerilim ve aksiyonun durmadığı kitaptı soluk soluğa okudum. Mükemmeldi, kesinlikle öneriyorum okuyun. Kitap ve sevgiyle kalın.
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 041 okunma
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Simyacı yazıldığı zamanlar yapay zeka olsaydı; insanlık tarihindeki tüm hikayeler bir araya getirilip yapay zekaya yüklenseydi; yapay zekadan bir hikaye yazması istenseydi, Simyacı bir kez daha ortaya çıkardı. Bu kitap bütün hikayelerin ortalaması mahiyetinde bir eserdir. Ev, yol, yolculuk, güçlükler, değişim, yolun eve çıkması şeklinde özetlenebilir. Her ne kadar bu eseri hiç okumamış biri için bile fazlasıyla bilindik olsa da okuması keyifli bir eserdir.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·454 syf.··
2026 9. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
"Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu icat etmektir." sözü, Michio Kaku'nun *Geleceğin Fiziği* kitabının satır aralarına sinmiş temel düşünceyi özetliyor. Kaku bu eserinde yalnızca geleceği hayal etmiyor; fizik, biyoloji, bilgisayar bilimleri, yapay zekâ ve uzay araştırmalarındaki güncel gelişmeleri temel alarak önümüzdeki yüz yılın olası manzarasını çizmeye çalışıyor. Bilim kurgu gibi görünen pek çok fikrin, aslında laboratuvarlarda çoktan filizlenmeye başladığını gösteriyor. Kitap; bilgisayarlardan yapay zekâya, tıptan nanoteknolojiye, enerji üretiminden uzay yolculuklarına kadar geniş bir alanı kapsıyor. Ancak anlatılanların merkezinde teknoloji değil, insan bulunuyor. Çünkü her teknolojik sıçrama beraberinde etik, ekonomik ve toplumsal soruları da getiriyor. Kaku'nun en dikkat çekici yönlerinden biri, teknolojik iyimserliğini korurken kör bir hayranlığa kapılmaması. Bilimin insanlığı yoksulluktan, hastalıktan ve cehaletten kurtarma gücüne sahip olduğunu vurgularken; aynı bilginin yanlış ellerde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini de hatırlatıyor. Bu nedenle kitap, yalnızca bilimin geleceğini değil, bilgelik ile bilgi arasındaki gerilimi de tartışıyor. Özellikle yapay zekâ, genetik mühendisliği ve beyin araştırmaları üzerine yapılan değerlendirmeler bugün hâlâ güncelliğini koruyor. Bazı öngörüleri gerçekleşmiş, bazıları ise hâlâ geleceğin sisleri içinde bekliyor. Fakat kitabın asıl değeri, tahminlerinin doğruluğundan çok, okuru düşünmeye zorlamasında yatıyor. İnsan ömrü uzadığında toplum nasıl değişecek? Makineler daha akıllı hale geldiğinde insanı insan yapan şey ne olacak? Bir gün başka gezegenlere ulaşsak bile gerçekten değişecek miyiz? Kaku, insanlığın geleceğini yalnızca teknolojik ilerleme üzerinden okumuyor. Ona göre geleceğin belirleyici gücü bilimsel
Geleceğin FiziğiMichio Kaku · Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş. · 2016818 okunma
Satranç
8/10
·83 syf.··
2026 9. kitabı
Kitapta yolcu gemisinde geçen bir satranç karşılaşmasını okuyoruz. Dünya satranç şampiyonu olan Mirko Czentovic, eğitimli ya da entelektüel biri değil; neredeyse tamamen mekanik bir zekâya sahip, soğuk ve kibirli bir karakter. Oyunu bir makine gibi oynuyor. Gemideki yolcular onunla maç yapmak isterken Dr. B. ortaya çıkıyor. Dr. B., Nazi döneminde hiçbir fiziksel işkence görmeden, tek başına bir otel odasında aylarca tecritte tutulmuş biri. Orada tesadüfen eline geçen bir satranç kitabıyla zihnini ayakta tutmaya çalışıyor ve kendi kendine yüzlerce oyun oynayarak ustalaşıyor. Asıl mesele satranç değil; insanın yalnızlıkla ne yaptığı. Özellikle Dr. B.’nin yaşadığı yalnızlık sıradan bir yalnızlık değil. Konuşacak kimse yok, zaman kavramı yok, temas yok. Sadece dört duvar ve kendi zihni. Satranç başlangıçta onun için bir kurtuluş oluyor; düşünerek hayatta kalıyor. Ama sonra aynı satranç, zihnini ikiye bölüyor. Kendi içinde iki farklı oyuncuya dönüşüyor. Yalnızlık onu güçlendirdiği kadar parçalamaya da başlıyor. Ben bu hikâyede en çok Dr. B.’nin yalnızlığına takıldım. İnsan dış dünyadan koparıldığında, en büyük tehlikenin kendi zihni olduğunu gösteriyor. Yalnızlık bazen insanı derinleştirir ama fazlası insanı kendine düşman eder. Dr. B. bana şunu düşündürdü: Bir insanı tüketmek için bazen hiçbir şey yapmamak, onu sadece kendi düşünceleriyle baş başa bırakmak yeterli. Zweig burada sessizliğin, tecritin ve zihinsel yalnızlığın ne kadar yıkıcı olabileceğini çok sade ama çok sarsıcı bir şekilde anlatıyor.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,4bin okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:52
Öyle bir kitap okudum ki, bunun üzerine (aynı tarzda) daha güzel bir eser okuyabileceğimi ne yazık ki sanmıyorum. Düşünce dünyamın temelini Baruch Spinoza ve onun felsefesi oluşturur. Bunda detaylarını Irvin D. Yalom a ait Spinoza Problemi isimli eseriyle sekillendirdim. Çok severek okuduğum bir yazar olan Jose Rodrigues dos Santos un bu eseri ne yazık ki Türkçe ye bir türlü çevrilmedi. Bunun için yayınevlerine mailler attım yazarın bizzat kendisine ve menejerlerine hem mail hem sosyal medyalardan DM ler attım fakat bir sonuç alamadım. Bunu aslında anlıyorum muhtemelen bu kitabı Türkçe'ye çevirmeyi tehlikeli görüyor olabilirler. 2026 Türkiye'sinde her şey olabilir çünkü. Spinoza ve yazara olan ilgim beni durdurmaya yetmedi. Kitabı PDF halinde İspanyolca halinde buldum ve indirdim sonra sayfa sayfa yapay zekaya cevirterek büyük emek vererek geceli gündüzlü okudum. - bu arada yapay zekanın geldiği nokta karşısında dehşete düştüğümü de belirteyim harika bir çeviri yaptı bana- kitabı işte bu zorluk ve imkansızlıklar içinde yine de büyük keyif alarak okudum ve tek kelime ile 2026 yılında okuduğum en ama en iyi kitap oldu. Dünya ve hayat görüşümün spinoza ile şekillendiğini söylemiştim, eğer sizde içinden baktığınız pencerenizden memnun değilseniz ya da hala cevapsız büyük sorularınız varsa, spinoza ve onun felsefesine mutlaka bir şans vermelisiniz diye düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar.
Alıntı
Тайната на Спиноза (Spinoza'nın Sırrı)Jose Rodrigues dos Santos · Хермес · 20241 okunma
2/10
·168 syf.··
2026 63. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:01
Normalde kitaplara bu kadar düşük puanları, genelde beni rahatsız eden söylemler olduğunda veririm. Beğenmediklerime vermem. Sonuçta emek verilmiş yazılmış falan filan diye düşünürüm ama o kadar sıkıcı bi kitaptı ki yazarın kitaplığımda Miras adında okunmayı bekleyen bi kitabı var ve şuan keşke önce onu okusaydım diyorum. Geldim gittim yaptım ettim dili o kadar basit ki kitabın tamam bende çok edebiyat arayan, ağır kitaplardan başka okumam triplerinde değilim ama valla benim ergenliğimde yazdığım günlüğüm daha sürükleyicidir öyle söyleyeyim :) Kapak 10 numara ki bende kapağını beğendiğim için almıştım :( ama hikayeyi okurken canınızdan can gidiyor o kadar sıkıcı. Farkındaysanız kitabı anlatmıyorum bile öyle sıkıcı :) Almayın aldırmayın yazık edersiniz :) Milletin yaptığı gibi çok derinlikli, bilgili bi okuyucu imajı bırakmak için ayrıca size buraya yapay zekaya yazdırdığım incelemeyi de bırakayım da waoww ne kadar birikime sahip bi okuyucu deyin bana "Vigdis Hjorth'un Postane Günlükleri, ilk bakışta yalnız bir kadının gündelik hayatını anlatan sade bir roman gibi görünse de, aslında modern insanın yabancılaşmasını, tükenmişliğini ve anlam arayışını merkezine alan güçlü bir varoluş hikâyesidir. Romanın başkahramanı Ellinor, hayatın rutinleri arasında sıkışmış, yaptığı işten ve hatta kullandığı kelimelerden bile uzaklaşmış bir kadındır. Onun iç dünyasını takip ederken okur da kendi yaşamındaki tekrarları ve sorgulamaları düşünmeye başlar. (Bu kitabı neden aldığımı sorgulamaktan başka bişey yapmadım halbuki) Hjorth'un en dikkat çekici yönü, büyük olaylar oluşturmadan insan ruhunun çatlaklarını göstermesidir. Roman boyunca dramatik bir olay örgüsünden çok, karakterin zihinsel ve duygusal dönüşümü ön plandadır. Bu nedenle kitap aksiyon arayan okurlara yavaş
1000Kitap
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma