Ocak ayı için beni en çok etkileyen kitap oldu diyebilirim.. Baştan sona çok akıcı, yer yer duygusal demeçlerin olduğu ve hikayenin gerçek olması kimi etkilemez. Ürgüp ve Larissa şehirlerinin kardeş şehir olmuş olması bu soğuk kış günlerinde içimi ısıttı, Mustafa Güzelgöz’ün isteyipte başaramadığı bir durum olduğunda hemen o an diz çöküp ağlaması beni ne kadar üzdü anlatamam.
Köylülerin; memurlara, jandarmalara yani millete hizmet etmiş insanları sayıp sevmesi ve Mustafa Güzelgöz’ün bunu biraz tatlılıkla kıskanması, benim de millete hizmet etmem gerekir ki onlar da beni sevip saysın inadıyla bütün köylere kendi eşeğiyle kitap dağıtması, ordan burdan kitapları çoğaltması, sadece o dönem için yapılmış bir iyilik değildir, milletimizin bilgiye ne kadar ihtiyacı olduğunu, karşı çıkan olsa da kadınların çocukların gelişimine önem verilmesi gerektiğini bilen bir tane cesur yürekli bir insan da yeter. Çok çok çok tavsiye ederim hatta ben bile geç kalmışım okumak için.
Can Yücel’in 1950’li yıllarda bazı dergilerde yazıları yayımlanıyordu ve bir dönem yaptığı çevirileri ve yazıları yüzünden komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle on beş ay kadar hapiste mahkum edildi.
O dönem zaten Türkiye’de sol düşünceye ve sosyalist yazarlara ciddi baskılar olmuş, aynı şeyleri Nazım Hikmet, Ahmed Arif, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, Vedat Türkali, Ataol Behramoğlu, Yılmaz Güney, Nihat Behram, İlhami Çiçek, İsmail Beşikçi de yaşamıştı…
Can Yücel hem şiirlerinde hem çevirilerinde açık sözlü, muhalif ve halkçı bir dile sahipti. Bu kitabı hapiste yazmaya başlıyor; eleştirileri, hasret kaldığı dışardaki dünya ve ne olursa olsun her gün haklı olduğu düşüncesi vardı. İyi ki okumuşum çok beğendim, iyi okumalar diliyorum.
Ah Piraye ne desem derdimi anlatamam seninle ilgili, zarif bir kadın olmakla beraber acı çekmekten, dik durmaktan, kişiliğine hayran bırakmaktan bıktırmadın beni, kalbimin derinliklerinde bu kitap hep kalacak… okuyun diyemem bunu bahşedecek olan ben değilim sizlersiniz..
Aslında ortalama bir kitaptı diyebilirim, kütüphaneden seçerken üzerinde ikinci uçurtma avcısı gibi iddialı bir söz vardı ve sanırım ona aldandım, okumak isterseniz tabi ki okuyun ama insan biraz da okuduklarıdır, unutmayın.
Tam bir başucu kitabıydı, kitaplığın ilk sırasına, ilk akla gelen, sıkıldığında herhangi bir sayfasını okuyabileceğim, her sayfada yeni bir şey öğreten, önemli bi kitapmış…