Nureddin'den aldığı mektup Selahaddin için kâfi bir uyarıydı aslında.
"...Barış sözlerine aldırma. Onlara meyletme Selahaddin!El Azid'le vefatından evvel girdiğin mutabakatı üzüntüyle öğrendim. Sahabe düşmanlarıyla kalben uzlaşmazsın sen, bilirim ama sözlerine yine de kanarsın. El Azid'in ölümüyle birlikte Fatımi hilafeti nihayet sona ermiş; Allah'ın lütfu keremiyle ümmet tek bir halifenin etrafında birleşmiştir. Ben yaşadığım müddetçe bir daha kendi başına iş etmeye kalkma!
Sana her şartta güvenmeye devam eden Nureddin Zengi"
Nurettin:"Kudüs! Kudüs'ün fethi nasip olmadı Karakuş... Minberi yapturdık ama Kudüs'ü kurtaramadık. Fetih... Olmadı kardaşım.. Şehid de olamadım. Şehid... "
Karakuş, metin görünmeye çelıştı. Kendini topladı. Herkesin duymasını ister gibi gür bir sesle konuştu:
-"Sen, yaşayan şehidsin zaten ey efendim! Senin yiğitliğine, merhametine, ahlakına, adaletine, takvaya hangi müslüman erişebilir? Hangi cihad ehli, hangi ordu senin girdiğin cenk lere gıbtayla bakmaz? Müslümanların yurdundaki hangi toprak parçası, seni bağrındanisafir etmek için can atmaz? Ahirette hangi şehid, sana komşu olmak istemez?.. Müslümanlara kapanan bütün yolları sen açtın. Zillete duçar olan şehirlerimizin üzerine izzet incilerini sen saçtın. Kudüs'ün kapısını sen araladın. Gittiğimiz her yere ezanı ve İslam'ın sancağını sen götürdün. Sönen ocakları sen canlandırdın. Korkudan titreyen, sönen, pörsüyen kalpleri Rahman'ın inayetiyle sen dirilttin. Her tarafta Allah'ın adını sen yüceltsin. Şüphesiz ki yüce Mevlâ senin ecrini eksiksiz verecektir. Bu beldelerde kim senden daha çok hayır duası almıştır? Müslümanlar senden razıdır. Duamız odur ki Allah da sendenrazı olsun... "
1127 yilında, Selcuklularin hizmetindeki Türk subayı Zengi. Musulu ele gecirdi ve zaman icinde Kuzey Mezopotamya ile Suriye'de güçlü bir Müslüman devleti kurdu. Oğlu Nureddin 1154 yılında Şam'ı ele geçirerek Suriye'de tek bir Müslüman gücü oluşturdu ve Haçlılar'in karşısına ilk kez çok güçlü bir orduyla cıktı.
Nureddin Zengi ve Selahaddin-i Eyyubi, idealizmleri, kararlılıkları ve cihada bağlılıkları sayesinde İslam dünyasını birleştiren ve Haçlılara karşı zafer kazanan liderler olmuşlardır. Ancak öncesinde gerekli altyapıyı da hazırlamışlardır. Yani fetihlere başlamadan önce güçlü bir bilinç ve motivasyon zemini oluşturmuşlardır.
Kudüs’ün neden önemli olduğuna dair farkındalığı topluma kazandırmak için ulemaya kitaplar yazdırmış, vaizlere hutbeler verdirerek halka cihat ruhunu aşılamışlardır. Böylece bir fikrî uyanış sağlamışlardır. Ayrıca güçlü bir istihbarat ağına, etkili bir propaganda sistemine ve disiplinli bir orduya sahip olmaları sayesinde başarıya ulaşmışlardır.
Bu özellikler, 20. yüzyılda İsrail’in sahip olduğu bazı unsurlarla benzerlik göstermektedir. Yani 12. yüzyılın ikinci yarısında Haçlılara karşı Müslümanları zafere ulaştıran koşullara, modern dönemde İsrail sahip olmuştur denebilir.
Ancak günümüzde dengeler farklıdır.
İsrail’in arkasında ABD ve Avrupa Birliği gibi güçlü destekler bulunmaktadır ve bu güçleri tamamen karşıya alabilecek bir denge henüz oluşmuş değildir.