İki insan rastgele birbirine yaklaşır, sonra bir şeyler duyarlar ve orada biraz kalırlar. Sonra bir sergüzeşte dalarlar. Önce bir mutluluk hissi doğar, sonra saldırılar başlar, derken bir hayranlık meydana gelir ve arkasından da dert başlar.
Ruhumu nasıl tutsam da, seninkine değmese?
Nasıl aşırsam üstünden öbür şeylere ben onu?
Ah, karanlıkta yiten bir nesne içre barındırmak isterdim onu ben
öyle bir yerde:
bilinmedik, sessiz, derinlerin titrerken titremeyen.
Bir var ki her değen bize, sana, bana,
bak birlikte alır bizi bir yay gibi ancak;
iki telden bir ses çıkartır bize değen şey.
Biz hangi çalgıya gerilmişiz?
Hangi çalgının elindeyiz biz?
Tatlı şarkı ey!
"Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım. Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim. Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel tecrübelerin tüm renklerini, tonlarını ve çeşitlerini tatmak ve hissetmek istiyorum ve korkunç derecede sınırlıyım… Uğrunda yaşayacağım çok şey var, yine de anlaşılması mümkün olmayacak kadar hasta ve üzgünüm."