Ama bu altın pisliği, çölleri çiçek, meyve ve yemişlerle dolu yeni cennet bahçelerine dönüştürdü. Yani, dökülen tüm kana değmişti onlara göre. Yapay deniz kuşu boku olmasaydı moderniteye sahip olamazdık.
Duyguların kendileri iyi ya da kötü doğru ya da yanlış ahlaklı ya da ahlaksız değildir. Her insan öyle ya da böyle bir zamanda öfke, kıskançlık, nefret, yıkıcılık ve üstünlük duygularını hisseder. Çoğu insan çok daha ölümcül duygulara sahiptir. Bu duyguların kendisi kötü değildir ve bizi kötü bir insan yapmaz. Önemli olan bu duygularla ne yapacağınızdır. Kendinizi hissettiklerinizden dolayı yargılamayın. Kendinizi eylemlerinizden dolayı yargılayın.
Çok şükür ki Sigmund Freud, toplama kamplarına içeriden tanıklık etmeden kurtuldu. Onun danışanları Auschwitz’in pisliklerinde değil, Viktoryen tarzda tasarlanmış divanlarda uzanıyordu.
Ben “sahibinin sesini” tekrarlayan papağanlar yetiştirmekle değil, meşaleyi “bağımsız ve hünerli, yaratıcı ve yenilikçi” ruhlara teslim etmekle ilgileniyorum.