Daha çok şiirleriyle tanıdığım Edgar Allan Poe’nun okuduğum ilk öyküsüydü. Kitabın başında -ilk birkaç sayfasında- henüz hikayeye giriş yapmadan önce yazar, okuyucuyu karşısına alıp bilgilendirmelerde bulunuyor. Bir eser okurken sadece kahramanlarla baş başa kalmayı daha çok seviyorum, araya yazar karışsın pek istemiyorum. Dolayısıyla ilk birkaç sayfa beni umutsuzluğa düşürse de hikaye başladığı zaman oldukça akıcı ve keyifli bir şekilde okundu.
Agatha Christie de Sherlock Holmes da okumuş biri olarak polisiye türü bir türlü ısınamadığım, keyifle okuyamadığım bir türdür. Morgue Sokağı Cinayetleri de polisiye türünde bir öykü olmasına rağmen olay beklediğimden kısa sürede çözüldü, bu da beni sıkmadı. Zaten kısa bir kitap olduğu için polisiyeyi, gerilimi ve Edgar Allan Poe ile özdeşleşmiş o gotik havanın içinde bulamadım kendimi.
Kitapta anlatılan gizemin daha farklı bir şekilde sonuçlanmasını isterdim. Kitaba başlamadan önce kendisini oldukça gözümde büyütmüştüm, bu sebepten mi bilmiyorum ama gizem çözüldüğünde ortaya çıkan sebep beni tatmin etmedi.
Okuyacaklara iyi okumalar dilerim.