Hayvanlar dünyasının en soylusu ve insana en yakını olarak kabul edilen at, doğal ve tarihi değerler gibi İstanbul sokaklarında verdiği kavgayı kaybeder. Rüzgâr, silmek için arar durur nal izlerini... Ama, boşunadır arayışı. Çünkü, bie at geçmiş olsa vile nal izlerini göstermeyen asfaltla kaplıdır tüm sokaklar.
Nâzım Hikmet, Gülhane Parkı'nda bir ceviz ağacı olmayı düşleyerek İstanbul'a dokunduğu şiiri 1957 yılının 1 temmuz günü Balçık'ta yazmıştır. Hiç kimse, polis bile farkına varmadan İstanbul'u seyreder Nâzım:
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Ağaç olmayı düşleyen ilk şair Nâzım Hikmek değildir. İstanbul özlemiyle yanan şair "Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz" dizeleriyle başlayan ünlü şiirini yazmadan yirmi yıl önce Orhan Veli de aynı düşü kurar.
-Kendini öldürmek mi istiyorsun sen! Nedir bu yaptığın? Artık bisiklete binmek yok sana!
-Artık hiç düşmem büyükanne, diye cevap verdi bana. Düşmek nasıl oluyormuş anlamak istedim, şimdiye kadar hiç düşmedim de...
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Her biri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim.
Bir umudum sende,
Anlıyor musun?
''Hayattaki düzensizliğin en büyük nedenlerinden birisi şudur: Herkes hayatta zengin olmak istemekte, fakat hiç kimse hayatını düzene sokmak istememektedir.''