'Bütün mesele 'an' denilen kavramı anlayabilmekteydi. An olan tek zaman, an yaşam ve gerçekten yaşamak her an önüne kendini seren ve senin de parçası olduğun yaşamdan ayrı mı,yoksa onunla bir olmayı mı seçtiğine bağlıydı sadece.'
'Ah,ben niçin böyleyim? Ne olurdu ben de onlar ve herkes gibi bu hayattan zevk alacak his ve kabiliyette olsaydım da onlar gibi bu sefalet içinde kayıtsız ve gönül rahatlığıyla yaşayabilseydim... Onlar gibi bu dedikodularla, bu konularla, bu oyunlarla yetinebilseydim... İçinde yaşayacağım hayat için büyütülmüş olsaydım.'
'Daha önce karanlıkta kalan belirsiz ne varsa, artık aydınlatılmış gibi büsbütün anlaşılır hale geldi. Şimdi lambanın ışığında, gecenin o saatinde, bu ücra yerde gerçek bilginin ne demek olduğunu anlıyordum. Fakat okumak, okumak ve daha çok okumak gerek.'