Canının acısını iliklerime kadar hissederken bile bizden bir an olsun bile vazgeçmedim. Belki de biz diye bir şey yoktu, ben öyle zannettim. Bütün bu olanlara rağmen boğulurken bir kere çırpındıysam namerdim. Seviyorum dedim, sevmekle yetinmeyip sonuna kadar hissettirdim. Sonuç? Yine kaybettim.
İçimdeki ateş, herkesin ısınmak için bana sokulmasına kafiydi. Ben de onu üfleyip çoğaltmak, orada bir yangın yapmak ihtiyacını duymuyordum... Lâkin, ey sevgilim, görüyorum ki bu, kıvılcımlarını senin kalbine sıçratmayacak kadar fersizmiş. Fakat bunu yapacak kudret bile sende var. Sana söylediklerini aratmayacak eserlerigetireceğim, sevgilim ve o zaman kalbini bana vereceksin...
Artık hiç kimse benden yüksek değildir; Homeros veya başkası! Ben bunlara da tepeden bakıyorum. Ve sevgilim benden daha iyi yazanları da göremeyecek. Ancak herkesten yüksek şeyler yaratırsam beni seveceğini söylemişti. İşte, benden evvel geçenlerin ve benden sonra gelecek olanların yetişemeyecekleri yüksekliğe çıktım. Ve yalnız kendisi için yazdığım bu kitabı ona verdiğim zaman o da benim için saklayacağı kalbini verecek...
Mecburiyete boyun eğince üzerindeki yükün kalktığını hissediyordu. Bu onun suçu dedi kendi kendine' sadece onun suçu. Neden gitti ki? Beni engellemeliydi, bu onun göreviydi. Beni benden kurtarabilirdi, fakat yapmadı, yapmak istemedi. Benden nefret ediyor. Bana olan sevgisi bitti. Benden vazgeçti: Bende de kendimden vazgeçiyorum.
Sayfa 40 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Savaş kandırmacalı bir iştir. Bu nedenle vurabilecekken vuramayacakmış gibi göstermek,yaklaşıyorken uzaklaşıyormuş gibi göstermek, uzaklaşırken yaklaşıyormuş gibi göstermek gerekir.
Sayfa 2 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu