10/10
·168 syf.··
2026 94. kitabı
Kemal Varol Sahiden Hikâye “Kimin kimle olacağı önceden yazılmış kitaba. Dünyanın tüm silgilerini yan yana getirsen bile silemiyorsun!” Kıymetli yazarımız #kemalvarol un kalemiyle tanışma kitabım olan #sahidenhikaye ,2018 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı’na layık görülen benim okumaya başladığım andan elimden bırakamadığım bir eserdi. Yazarımızın muazzam anlatımı sayesinde Arkanya’nın sokaklarını sadece okumadım resmen dolaştım. Bende Gobi ve Lamek ile birlikte o Akasya ağacının altında Zehra nın yolunu gözledim arkadaşlar. Aynı kıza sevdalı iki yakın arkadaştan Gobi nin,Zehra nın ismini kolunu yakarak kazımasına Lamek kadar bende çok etkilendim.En cok sevdiği kızı seven başka bir çocuk tarafından o koluna yakarak yazdığı ismin yeniden yakarak yok edilmesini okurken yüreğim dayanmadıBu nasıl bir vahşettir dedim…Arkanya nın ergen çocuklarının isimleri sizinde dikkatinizi çekti.Bu ergen gençlerin her biri,isimlerini tersine çevirmiş,kara yağız,zıpır çocuklardı... Birbiriyle bağlantılı kısa #öyküler den oluşan eserimizi okurken karekterleri diğer öykülerde karşımıza çıkarak bizlere süpriz yaptılar . Lamek karakterimiz devrimci küçük amcasına aşırı hayran,tek bir amacı var küçük amcasının yolundan gitmek. Küçük amca köye geldiği zamanlar Lamek in gönlü bayram yeri oluyor Eseri okurken,ergen çocukların babalarıyla yaşadıkları hesaplaşmalara ve özleme şahit oluyoruz. Öyküler de,karakterlerin baba,oğul çatışmalarını okurken aslında karakterlerin hayata tutunmaya çalışırken yaşadıklarına tanıklık ediyoruz. Beş bölüm ve on altı hikâyeden oluşan bu eserimizi okuyun derim. Kalın sağlıcakla @dogankitap_etkinlik @dogan_kitap Oktay Volkan Alkaya #okuyanterazi #reklamdeğiltavsiye
Sahiden HikâyeKemal Varol · Doğan Kitap · 202626 okunma
Kamuya Ders Kitabı
Puan vermedi·512 syf.··
2026 16. kitabı
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak. Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor. Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler... Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor. Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim. *** Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Hücrenin Şarkısı: Dönüşen Tıp ve Yeni İnsanSiddhartha Mukherjee · Domingo Yayınevi · 202437 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Her Ahmet Hamdi, Tanpınar değildir." :)
8/10
·376 syf.·
2026 27. kitabı
Murat Menteş, katıldığı bir programda Tanpınar'a Huzur Yok kitabını yazma fikrinin doğuşunu şu şekilde ifade ediyor: “Tanpınar, kanonik bir yazar. Modern romanın kurucu figürü olarak algılanıyor. Birçok büyük yazar ve entelektüel Tanpınar’dan öğrendikleri ve ondan aldıkları etkileri ifade ederek onu yücelttiler… Özellikle 90’lardan sonra eserlerinden seçmeler yayınlanmasıyla, (ki bu konuda Enis Batur’un özellikle öne çıktığını ifade ediyor Menteş) toplumun hem muhafazakar kesiminin, hem seküler kanadının da tasvip ettiği bir yazar haline geldi, çünkü insanlar Tanpınar’ı keşfetmeye başladılar….” Menteş, söyleşinin devamında Tanpınar hakkında şimdiye kadar 250’ye yakın eser yazıldığını söylüyor. Fakat onun bu kadar popüler olmasına rağmen hala “doğru konumlandırılamamış” bir yazar olduğunu ifade ediyor. Bazı isimleri tenzih ederek tabi.. Onunla ilgili çıkan daha çok magazinel lakırdıları Tanpınar’a yapılan büyük bir saygısızlık olarak görüyor ve bundan hicap duyduğunu söylüyor. Eğer yaşasaydı bu durumun onu da inciteceğini düşünüyor. Bundan dolayı diyor ki, “ben de çoook yakışıklı bir Tanpınar yazmak istedim. Öyle ki, onu ifade ederken şu cümleyi kullanıyor,“Tanpınar’ın saçının her bir teli tam olması gereken yerdeydi.” Yeni ve güçlü bir Tanpınar yazma isteği ki, zaten öyle bir yazar olduğunun altını çiziyor. Bu yüzden kitabında, 60’lı yılllarda geçen, Türkiye’nin de eşikte olduğu dönemin yazarı olan Tanpınar’ı, polisiye bir hikaye içerisinde, kimsenin çözemediği hadiseyi çözebilen tabiri caizse Sherlock bir Tanpınar olarak gösteriyor. Hadiseler, Tanpınar’ın başrolde yer aldığı ve kitabın ismini sonuna kadar hak eden ilerleyişiyle onu huzursuz eden “bir anlam arayışını” polisiye bir aksiyon içine entegre ederek sonuna kadar götürüyor. Yazar, Tanpınar’ın eserleri, onun
Edebiyat
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026756 okunma
Puan vermedi
KIZILTEPE & HAZAL ABA İki kitabı ayni anda çıkan ve okurları heyecanlı bekleyişten kurtaran Mahalle Serisi Kızıltepe' nin İlk kitabını okudum. Sıcacık dostlukların, samimi komşuluk ilişkilerinin ön planda olduğu Ah! o eski günler dıye özlemle andıgımıź günlerin ve o güzel insanların yaşadığı bir yer burası, Ankara' nın / Kızıltepe Mahallesi çöpçatan komşu teyzeler de, günlük taze taze dedikodularıyla mahallenin olmazsa olmazı. Mahira, 20 yaşında, Bilgisayar Müh. okuyan deli dolu hallerini herkesin idare ettiği ama kimsenin bir türlü büyütemediği küçük kızı, babasının kaybıyla eksikliğini hissetmesin diye herkes onu el üstünde tutuyor, annesi Emine Sultan iki oğlu Kartal ve Volkan' la sevgi dolu bir evde yaşıyorlar. Kartal abi Rahmetli babanın bir kopyası çünkü babası onun süper kahramanı, gelecekte olmak istediği rol model, sahiplenici, korumacı, eğitimci abi Volkan ise en büyük dayanaği ve destekçisi. Mahallenin yakışıklı avukatı Sancak Kızıltepe, abilerin de Mahira' nın da güvendiği, dağ gibi adam dedikleri cinsten, deli dolu kızımız el bebek gül bebek iken, Emre onu sebepsiz bırakıp gidince yanında olan Sancak, Mahira' ya sürekli takılıp Pinokyo demesi yok mu? Onların birlikteliği çok eskilere dayanıyor. O' na olan ilgisini Mahira ilk ne zaman farketti? Sancak da ona karşı boş değil ama yasağa olan ilgi bu hikayede nereye evrilir? ‍Samimi yan karakterleriyle de kitap size o sıcacık arkadaşlık atmosferini hissettiriyor, Mahira' nın ele avuca sığmayan deli dolu zıpır halleri kimi yerde gülümsetirken, kahkahaya da boğuyor kitap, akıcı üslûbuyla bitiveriyor. Mahira ve Sancak ne yaşıyorlar ve yaşayacaklar? Emre geri dönecek mi? Veee... daha fazlası için #hadiokuyalım Sivri dilli dilli kızımızın yaptığı ettiği
KızıltepeHazal Aba · Lapis Kitap Yayınları · 2024477 okunma
Ben Kalender Meşrebim
8/10
Ah ulan Kalender Beyciğim. Benim bu adama olan sempatim şaka mıdır? Bana şu derece okuma zevki veren çok az kitap karakteri oldu bugüne kadar. Sıkıntı bende arkadaşım, kabul ediyorum bakın. Ben seviyorum sarkazmı. Bu adam da çekmez mi başı sarkastik wattpad herifleri listesinde? Çeker elbet başı. Evet, benimle pek zıt görüşte olup adamı aşırı sorunlu görenler; ''bu adamı sevenler hangi kafayı yaşıyor, akılları kafalarının içinde mi yahuuu'' diyenler de olmuş. Kabul edilebilir elbet. Farklı görüşler. Herkes sarkazmdan zevk alacak diye bir kaide yok zira. Ben, dizi-film-kitap fark etmez, ara sıra biraz ciddiyetsiz, efenime söyleyeyim biraz deli, biraz fıttırmış, biraz fırlama, biraz başına buyruk tiplemelerin sektöre renk kattığını düşünenlerdenim. Bundan ötürü seviyorum bu tarz karakterleri. Ciddiyet ihtiyacımı gerçek hayattan fazlasıyla karşıladığımdan mütevellittir ki kurgusal dünyada şöyle karakterleri gözümün görmesi gönlümü de bir hoş eyliyor. Evet buradan da anlaşılacağı üzere ben sanırım kitabı değil karakteri seviyorum. Gelmişim ergenliğimin son demlerine. Koskoca ergenlik boyunca bir tane bile şöyle karaktere yükselmedim. Yahu şu da ne adam, bu da ne adam diye bir tane ergenlik hayranlığım olmadı. Geldim son demlerine ve burada bir kurgusal karakteri övüyorum satırlarca. Ah ah bunlar hiç benlik şeyler değil. Gururum zedeleniyor sonra(Ne? Gurur mu dedim, Kalender olandan mı bahsettim acaba). Bu yazıyı bitirdikten sonra oturup bir de kendimi övdüğüm bir methiye yazmak şart oldu. Neysee. Ergenlik falan dedim de kitap zaten öyle 13-15 yaş kitlesinin kitabı değil. Yetişkin içerik olarak geçiyor ve bence yazarın uyarısı dikkate alınıp okunmalı. Sonra demesinler efendim küçük yaşta çocuklara romantize ettikleri şeylere bak diye. O nedenle küçük kardeşlerime
Duygu ve Düşünce
Sarkaç 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20281,057 okunma
10/10
·220 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 01:24
Dünyanın en zeki, en yetenekli, en ileri görüşlü ve en muzip çocuğu… Ajan, bibliyofil, âşık ve zıpır: Alper Kamu. Henüz beş yaşında ve hayatının bu en tehlikeli döneminde yeni bir cinayet vakasının peşindedir. Önce amcası evinde ölü bulunur; bu ölümün ardındaki aşkı, şehveti ve gizleri usul usul çözer. Aynı günlerde mahalleye yeni taşınan bir ailenin küçük çocuğu da hayatını kaybeder. Elbette Alper Kamu, bu karanlık bilmeceyi çözmek için elinden geleni ardına koymaz. Bir Kamu Davası üçlemesinin ikinci kitabında Alper Canıgüz, yine muzip, zeki ve güçlü üslubuyla okura büyük bir okuma zevki armağan ediyor. Bir çocuğun gözlerinden yetişkinlerin acınası dünyasına yöneltilen bu keskin bakış; polisiye ile entelektüel yaklaşımı ustaca harmanlıyor ve anlatıyı çok katmanlı bir derinliğe taşıyor. “Devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. Hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. Zamanın ölü doğmuş çocuklarını görürsünüz karaltıların içinde. Sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar, yeminler, ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler, hayal kırıklıkları ve yüzler… En çok da yüzler. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar külllenir, bütün babalar ölür, bütün hikâyeler biter. Birinin, yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür. Gölgesini kaybeden insan, gölgenin kendisine dönüşür.” Bu kitap; gölgesini kaybeden insanın, çocukluğunu unutup yaşamanın karanlığında renklerini yitiren ruhun bazı duyguları yeniden hatırlamasına, bazı renkleri tekrar duyumsamasına imkân tanıyor. Okuru, yüzünde hafif bir gülümsemeyle ama içten içe bir sızıyla uğurlayan bir süreç armağan ediyor. Ve bir kez daha haykırıyoruz: Kitapların, çocukların ve renklerin saltanatı gelmeli. Cehennem Çiçeği
1000Kitap
Cehennem ÇiçeğiAlper Canıgüz · Alfa Yayınları · 20237,8bin okunma