Bütün yaşamın boyunca çok çalıştın; her şeyini çocuklarının, özellikle benim uğruma feda ettin,
ben de bu sayede "günümü gün ederek" yaşadım, istediğim mesleğin eğitimini almakta tamamen özgür bırakıldım, karnımı nasıl doyuracağım kaygısı, daha doğrusu herhangi bir kaygı taşımam için hiçbir nedenim olmadı; sen bunun karşılığında benden minnettarlık beklemedin, "çocukların minnettarlığını" bilen biriydin, ama ben yine de hiç değilse herhangi bir yakınlık ya da bir duygudaşlık işareti gösterebilirdim; bunun yerine öteden
beri senden kaçıp odama, kitaplara, zıpır arkadaşlara ve çılgınca fikirlere sığındım; seninle asla açık konuşmadım...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Sunuculuğa yeniden dönerek," diye yanıtladım sorusunu. "Sizi çok özledik."
"Ah efendim ah," diyerek, dertli dertli söylendi. "Artık bizi kim ister? Sunucu denince açık saçık giyinen kızlar geliyor akla ya da izleyiciye hakaret eden, onlarla dalga geçen zıpır delikanlılar. Nerede o ince bir espriyle kurulmuş zekâ oyunları... Her sözcüğünden zarafet akan sanatçılarla sohbetler...
Aktif bir cümle koleksiyoncusu olarak, kitap benim için adeta bir oyun alanı. Cümleler orada "Hadi yakala beni!" der gibi zıpır zıpır koşuşturur. Ben de her defasında ruh halime veya koşullarıma göre farklı cümlelerin peşinden koşarım. Bir cümleyi kucakladığım anda zihnim o kadar ferahlar ki sanki hayatımın bulmacasındaki son parça nihayet yerine oturmuş olur.
Sunucu denince açık saçık giyinen kızlar geliyor akla ya da izleyiciye hakaret eden, onlarla dalga geçen zıpır delikanlılar. Nerede o ince bir espiriyle kurulmuş zekâ oyunları... Her sözcüğünden zarafet akan sanatçılarla sohbetler... Dinleyiciyi, izleyiciyi radyosuna, televizyonuna bağlayan soluk soluğa bilgi yarışmaları...