Sinirleri bu gıy gıy seslerini, adi ve baygın melodileri hırsla emiyordu çünkü ihtiras, müşkülpesent zevki uyuşturur, salim kafanın ya alayla karşılayacağı ya da öfkeyle reddeceği eğlentilerden gayet ciddi zevk alır.
Ömrüm hep yollarda hep aramakla geçse keşke
Kışkırtıyor beni, bir hain kıl kaçmış damarlarıma..
Basit bir türkü öğrenip köylünün birisinden,
Yollar boyunca hep onu, durmadan onu söylesem.
Issız tepelerde güneşe bakıp saati tahmin etsem
Haberim olmasa hiç perşembeden, pazartesiden..
Irgatlık etsem, çobanlık yapsam dağ başlarında.
Karnımı ben de doyururdum çökelekle, zeytin tanesile.
Yıldızlara baka baka dertleşerek yanımdakile
Ben de ısınsam güz akşamları meydan ateşlerinde.
İnan o zaman ölüm, hiç aklıma gelmeyecek Lütfücüğüm,
Serseriliğe, insanlara, toprağa meylim var.
Amma gel gör ki bir masa başındayım akşama kadar
Halbuki böyle perişan ve serazat yaşamak istiyor gönlüm…
Bir insan ne kadar çok şeye ilgi duyarsa, o kadar çok mutlu olma olanağına kavuşur ve o derece az kaderin insafına bağlı olur; çünkü bu ilgilerden birini yitirecek olsa, bir diğerine yönelebilir.
Ayrıca şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, zaman onu gerektiği gibi kullanmayı bilenden hiçbir zaman eksik olmaz. En çok boş zamanı olanlarla yapmaları gereken işleri yapacak zamanı bulamayanların aynı kişiler olması ne kadar doğru bir saptamadır. Bu o kadar doğrudur ki çalışmak için zaman bulamamaktan yakınmak, korkak olduğunu ve çaba harcamaktan ödünün koptuğunu itiraf etmektir.