Zülal Ahsen Yetim

Zülal Ahsen Yetim
@zulalahsen
1 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
HÜSREV - (Öfkeli) Boyuna tabiî olmayan insanı tarif edersiniz. Bir de tabiî insanı etsenize! Kim bilir meydana nasıl bir tip çıkar? Vahşilerin putları gibi bir şey. İnsan şeklinde bir odun. Hafızası, hayali, teessürü yok. İttiğin zaman gidiyor, bırakınca duruyor. Bu mu tabiî adam? NEVZAT - Yooo! O kadar büyük bir iddiamız yok. HUSREV - Sizin o kadar büyük bir iddianız var ki deli sandığınız hiçbir insan nevinde bu kadarı bulunmaz. NEVZAT - Neymiş o iddia? HUSREV - Hükümleriniz! Hassasiyeti biraz taşkın insanlar hakkında kesip biçtiğiniz hükümler! Bütün insanlığın eşsiz bir manzara gibi seyrettiği bir başa, idrak ıstıraplariyle alev alev yanan bir başa, bir hükmünüzle takabileceğiniz yafta! Bu ne iddia farkında mısınız?
"Yosunlar,kayalar ve sessizlikler içinde yalnız kalmaya muhtaç değil miyim? Ben de bir insanım. Hiçbir fevkalâdeliğim yok. Bir kadere bağlıyım. Bir takım zaaflarla doluyum. Belki herkesten daha zayıf."
İnsanın,kendini olumlu eylemle ifade edemediği ve tek yapabileceğinin çektiği acılara doğru bir yolla (onurlu bir yol) katlanmak olabileceği mutlak ıssızlık durumundaki birinin,sevdiğine dair içinde taşıdığı imgeye sığınarak tatmin olabileceğini gördüm. Hayatımda ilk defa 'Melekler sonsuz bir görkemin ebedi düşüncesinde kayboldu.' sözlerinin ne ifade ettiğini anladım.
Alıntı
Mesela size yeni, güzel bir araba veriyorlar. "Bu araba ile, şu kadar zamanda şu karşıdaki köprüyü geçerseniz, kurtuluşa ereceksiniz." deniyor. Arkadan da sizi zora düşürecek düşmanlar var. Yetişirlerse, köprüden aşağı atıp, felaketinize sebep olacaklar. Siz de, arabaya bakıp "Ne kadar da güzelmiş!" diyerek onu sevmekle, yıkamakla, parlatmakla meşgul oluyorsunuz. Pasta cila atayım, içine şöyle kılıf, böyle ses sistemi... Netice? Size verilen zaman içinde karşıya geçmezseniz, düşman gelir, sizi kıskıvrak yakalar, atar aşağı. Köprüyü möprüyü geçemezsiniz. Yani dünya denen bu vasıtaya zamanında, bildirilen usule uygun şekilde binip gitmeyen kurtulamaz. Dinimiz bu vasıtayı, kötülememiştir. Dinimiz, bu bineğin sevgisini kötülemiştir. Yani "Binek ne güzelmiş..." diyerek onunla meşgul olup hedefe varmamak kötülenmiştir. Nitekim hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Dünya sevgisi bütün günahların başıdır." Demek ki, bineği sevmekle meşgul olmayıp, binip bir an önce saadet diyarına gitmeye çalışmalıdır. Bizi maksadımıza ulaştıran bineğin iyi, sağlam olması istenir. Onun için Allahü teâlânın bize verdiği akıl, sağlık, mal gibi nimetleri yerinde kullanmalıdır. Ömür, ilim, mal ve beden, Allahü teâlânın kullarına verdiği bir sermayedir. Bu sermayeyi Allahü teâlânın bildirdiği yerlerde harcamalıdır. Vakit geçtikten sonra pişmanlığın faydası olmaz. Onun için gençliğin, malın, sağlığın kıymetini bilmeli, dünyada ahireti kazanacak işler yapmalıdır.
Alıntı
"Senin için George var. Geri geleceğini biliyorsun. Ya hiç kimsen olmasaydı. Ya zenci olduğun için seni yatakhaneye almasalardı, onlarla kâğıt oynamana izin vermeselerdi. Hoşuna gider miydi? Ya burada oturup kitap okumaktan başka yapacak hiçbir şeyin olmasaydı. Hava kararana kadar at nalı oynayabilirsin tabii, ama hepsi o kadar. Sonra odana tıkıl, oku babam oku. Kitaplar neye yarar ki. İnsana insan gerek, bir can yoldaşı gerek." Sesi ağlamaklı çıkıyordu artık. "İnsan yalnızlıktan hasta olur be."
Alıntı