Mesela size yeni, güzel bir araba veriyorlar. "Bu araba ile, şu kadar zamanda şu karşıdaki köprüyü geçerseniz, kurtuluşa ereceksiniz." deniyor. Arkadan da sizi zora düşürecek düşmanlar var. Yetişirlerse, köprüden aşağı atıp, felaketinize sebep olacaklar. Siz de, arabaya bakıp "Ne kadar da güzelmiş!" diyerek onu sevmekle, yıkamakla, parlatmakla meşgul oluyorsunuz. Pasta cila atayım, içine şöyle kılıf, böyle ses sistemi...
Netice? Size verilen zaman içinde karşıya geçmezseniz, düşman gelir, sizi kıskıvrak yakalar, atar aşağı. Köprüyü möprüyü geçemezsiniz.
Yani dünya denen bu vasıtaya zamanında, bildirilen usule uygun şekilde binip gitmeyen kurtulamaz.
Dinimiz bu vasıtayı, kötülememiştir. Dinimiz, bu bineğin sevgisini kötülemiştir. Yani "Binek ne güzelmiş..." diyerek onunla meşgul olup hedefe varmamak kötülenmiştir.
Nitekim hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Dünya sevgisi bütün günahların başıdır."
Demek ki, bineği sevmekle meşgul olmayıp, binip bir an önce saadet diyarına gitmeye çalışmalıdır.
Bizi maksadımıza ulaştıran bineğin iyi, sağlam olması istenir. Onun için Allahü teâlânın bize verdiği akıl, sağlık, mal gibi nimetleri yerinde kullanmalıdır.
Ömür, ilim, mal ve beden, Allahü teâlânın kullarına verdiği bir sermayedir. Bu sermayeyi Allahü teâlânın bildirdiği yerlerde harcamalıdır. Vakit geçtikten sonra pişmanlığın faydası olmaz. Onun için gençliğin, malın, sağlığın kıymetini bilmeli, dünyada ahireti kazanacak işler yapmalıdır.