Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana Bir Ada Hikayesi 1

8,6/10  (64 Oy) · 
287 okunma  · 
57 beğeni  · 
1.808 gösterim
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır.

Lozan’da alınan mübadele kararıyla, Rumlar Yunanistan’a gönderilmiş ve savaşlarda yerini yurdunu yitirmiş insanların Ege’deki bu adaya yerleştirilmelerine karar verilmiştir. Adanın kaderi Poyraz Musa’nın gelişiyle değişir. Adaya sığınan çeşitli kökenlerden insanlar, Poyraz Musa’nın desteğiyle yaşadıkları bütün acılara karşın umudu ayakta tutarak yeni bir yaşamın filizlerini yeşertirler.

“Yaşar Kemal çağdaş dünyanın en büyük anlatıcılarından biridir. Onu okumak yaşamın kendisini anlamaktır. O, korkusuz bir kahraman gibi yazıyor.”
John Berger

“Yaşar Kemal Homeros'tan bu yana gelen en eski geleneksel anlatıcıdır. Başka bir sesi olmayan halkın sesidir.”
Elia Kazan

“Yitirdiğimiz anlatım geleneğini ne mutlu ki Yaşar Kemal bulmuş. Tarihi ve politikayı altüst ederek yirmibeş - otuz yüzyıl sonra Yunanlı ozan (Homeros) susmuş ve söz sırası Troyalı ozana (Yaşar Kemal) geçmiş.”
Robert Kanters

“Ne zaman çağdaş bir romancı örneği vermem istense, aklıma ilk gelen isim Yaşar Kemal olmuştur.”
Raymond Williams
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    318
  • ISBN:
    9789750807065
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
sezen 
03 Kas 2015, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 8/10 puan

Bir Ada Hikayesi serisinin ilk kitabı "Fırat Suyu Kan akıyor baksana". Bu roman Yaşar Kemal'in diğer kitapları gibi Çukurova'da geçmiyor. Ya da şöyle belirteyim: Her yerde geçiyor. Bir Yunan adasında, Kafkasya'da, Mezopotamya'da, Irak'ta, Yemen'de...
#Onlarca savaştan ve yıkımdan sonra kurulmaya çalışılan yeni hayatlar. Lozan Antlaşması ile Türkiye'deki Rumlar ve Yunanistan'daki Türkler yer değiştiriyorlar. İnsanların 3bin yıllık topraklarından kopuşu öyle bir anlatılmış ki, mübadele günlerine, o ezici yoksulluğa ve hasrete tanıklık ediyorsunuz.

# Eserin ana karakteri Poyraz Musa adlı askerdir. 16 yaşında savaşa çağırılan Poyraz Musa, Kafkasya Cephesi'ndeki savaştan, daha doğrusu donarak ölmekten güç bela kurtulanlar arasındadır. Daha sonra Urfa'da Fransızlara karşı savaşmıştır. Savaş yorgunu Poyraz Musa bir gün, Rumlardan kalma küçük bir adaya, Karınca (Mirmingi) Adası'na yerleşmeye karar verir. Yaşar Kemal'i okuyanlar o adayı nasıl tasvir ettiğini az çok tahmin etmişlerdir.

#Cennetten bir parça gibi anlatılan bu ıssız adaya kimse gelmek istemez. Ancak sonraları savaş mağduru, sürgün, umutlarını yitirmiş insanlar yavaş yavaş adaya gelmeye başlarlar. Birlikte onca üzüntü ve kederin üzerine yeni bir yaşam inşa etmeye çalışan insanları okuyacaksınız. Sıcacık bir hikaye.

# Eserin tarihi arka planında 1.Dünya Savaşı yılları var. Özellikle Kafkasya Cephesi'nde ya donarak, ya bitten pireden, ya da delirerek ölen o kadar asker var ki ve bu karakterlerin gözünden öyle bir canlı anlatılmış ki, okurken savaşı icat edene lanet ediyorsunuz. Çanakkale Cephesi, Ezidi Katliamları, mübadele yılları, zorunlu göç olgusu anlatılan ve karakterlerin travmaları haline gelen diğer konular...

#Ben Yaşar Kemal okurken bu dünyadan soyutlanırım hep. Nasıl bilmiyorum ama nereyi anlatsa orada yaşıyor gibi hissederim kendimi. Bu bir yunan adası da olabilir, bir pamuk tarlası da, bir yörük çadırı da... İnce Memed'i de, demirciler ocağı piri Haydar Usta'yı da, fukara Uzun Ali'yi de, savaş yorgunu Poyraz Musa'yı da tanıyor gibi olurum. Onlarla tarhana çorbası içer, soğan kırıp yer, köpüklü kahvelerin kokusunu duyar gibi olurum. Kimine yorucu gelen tasvirler beni o dünyaya sokar ve Yaşar Kemal'in düş dünyasında bir gezgin olurum. İçimizdeki iyiye seslenen, sevinci, doğayı, türküyü, kültürel zenginliklerimizi vurgulayan eserlerine hayran olurum. Hani Diyor ya vasiyetinde: Beni okuyanlar adam öldürmesin, kimseyi asimile etmeye kalkışmasın, savaş düşmanı olsun diye... Zaten onu sindirerek okuyan insanların savaşın ne kadar iğrenç bir şey olduğunu bildiklerini düşünüyorum.

#Herkese keyifli okumalar dilerim. Yaşar Kemal okumak bana terapi gibi gelen bir şey. Tüm okurların kendi yazarlarını, düş dünyalarını coşturanları bulmaları dileğiyle:)

Fırat Çağlar MANTAŞ 
21 Kas 19:05, Kitabı okudu, 3 günde, 10/10 puan

Bir ada hikayesi serisinin ilk kitabı. Yaşar Kemal, betimlemeleriyle adayı, karakterleri, savaş alanını, denizi açıkçası her şeyi yaşatıyor insana. Bunu aslında her kitabında yapıyor. Bu kadar güzel bir anlatım, böyle ustaca bir dil kullanımı kaç yazarda vardır ki... Kitapta savaştan nasibini alan farklı milletlerden insanlar var ve savaşın hangi taraftan olursa olsun, halkı nasıl olumsuz etkilediğini görmek mümkün. Yunanistan'la yapılan nüfus mübadelesini anlatırken, iki milletin nasıl kaynaşmış olduğunu da çok iyi anlatmış. Hayranlıkla okudum her bir cümlesini. Yüreğine sağlık Yaşar Kemal...

Rahmetli Yaşar Kemal eserlerinde o kadar bir akıcı dil kullanıyor ki, bu gerçekten bir başka yetenek. Cümleler uzun da olsa, tanımlamalar insanın kafasına bir bir işleniyor sanki.

Kahramanlar, mekanlar, çiçekler, börtü böcek, menevişlenmiş deniz suyu, uçsuz bucaksız çöldeki şeyhin çadırı... Ustalık isteyen anlatım bu diyorum işte.

Aslında fazla söze gerek olmamalı bu konuda.

Kitap basımı ile ilgili baskı hatası vb gibi herhangi bir sorun yok.

Kitabı beğenerek okudum. Tavsiye etmek zaten haddim olamaz, zira Yaşar Kemal' in kitapları okunmalı.

İyi okumalar.

HÜLYA BİLGİN 
12 Nis 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Üstadı okumak, kelimelere secde etmek gibiydi...Kurulan her cümle uzun uzun okunmalıydı.. Poyraz Musa'ya hayran olmamak imkansızdı... Denizin, balığın, tarhana çorbasının tadıyla karışmış bir anlatım nasıl olabilir ki... harikaydı.. Ada Hikayeleri mutlaka okunmalı...

melda 
25 Tem 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Vefat ettikten sonra değer gören yazarlar misali, beni hayatıma da vefatından sonra girmesi ve bu zamana kadar böylesine içten yazan bir yazarı gönlüme almamış olmam tamamen benim ayıbım. Bu ayıbı telafi etmek adına olsa gerek ki Bir Ada Hikayesi'nin 4 kitabını da aynı anda aldım. Doğaya olan saygısına insan sevgisini de ekleyip harmanlayınca tadından yenmez bir eser çıkmış ortaya. Darısı diğer üç kitabının başına.

Ahmet Kara 
12 Tem 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Kitabı uzun süre önce okudum, tavsiye niteliği de olması için bu notu yayınlıyorum. Kitabı okuduktan sonra kişisel günlüğüme şu notu düşmüşüm:

"Bunca yıldır okurum, niçin Yaşar Kemal’e 30 yaşında başlamışım hiç bilemiyorum. Dili, anlatım zenginliği harikulade. Ara vermeye hiç gerek yok, serinin ikinci kitabı ile hikayeye devam!"

Muzaffer Akar 
16 Nis 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Yaşar Kemal hep çukurovayı ağaları anlatıyor diyenlere cevap bu seri olabilir. Büyük usta tüm kitaplarında insanı,doğayı ve dünyayı anlatır.Ha birde yemekleri öyle bir anlatırki yerinizde duramazsınız. tüm kitapları gibi harika.

Yaşar Kemal'e bu kitabıyla başlamış bulunuyorum. Niye bu kadar geç başladım gercekten bilmiyorum. Okurken bir kaç sefer elimde olmayan sebeplerle kitabı bırakmam gerekse de asla kitaptan kopmadım. İnsanın içini ısıtan tasvirler, burnunda buram buram deniz kokusu, gözünde yemyeşil ada görüntüsü bırakan bir anlatım gerçekten hayret verici. Uzun betimlemelerle aram iyi değilken Yaşar Kemal'in betimlemelerine hayran kaldığımı söyleyebilirim.

BURADAN İTİBAREN SPOİLER İÇEREBİLİR!!

Bunun dışında Poyraz Musa'nın, Vasili'nin savaşta yaşadıkları, çektikleri, ikisinin de sığınacak bir dost arayışları, adayı bırakmak istememeleri,"Haydi artık bulun birbirinizi" derken kitabın 250. sayfaya doğru akması, ve de geri kalan sayfaların zaten akıp gitmesi, Lena ananın evlatları için adaya kaçıp gelmesi, onların dönmeyeceğini bilse de Poyraz Musa ile Vasiliye analık etmesi, adayı kimsesizlikten kurtarıp dostlukla doldurmaya çalışmaları beni çok çok etkiledi.
Son olarak böylesi kaleme sahip, böyle güzel yazabilen yazara daha erken başlamak isterdim mekanı cennet olsun büyük ustanın.

emre karaca 
14 Tem 14:31, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, Puan vermedi

Yaşar kemal in kendine has berrak ve duru dilinin bu kitabında daha çok tadına varıyorsunuz.gunumuz Türkçesinde kullanılmayan sözcükler güzel bir esans katmış.kitabin ortalarına geldiğinizde 2 adamın bir türlü karşılaşamaması ve betimlemelerin tekrarı ve sıklığı biraz usanc verebilir ama ben seriye devam etmek istiyorum.keyifli okumalar

Bahar Acar 
04 Nis 2013, Kitabı okudu, Puan vermedi

"insan"i sevmeyi bir kez daha hatirlatiyor Yasar Kemal, insani ve dogayi… Ayancıklı Baba Yorgo Rum olduğu için gitmek zorunda bırakıldı, giderken şöyle demişti; "Türklere son sözüm: Tek meyveyle bahçe olmaz." Iste bunu anlatmis guclu kalemiyle. Mutlaka okunmali.

2 /

Kitaptan 31 Alıntı

"Yeter ki bir damla insan teri boşa gitmesin. İnsan soyunun güzelliği alın terindedir."

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 236)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 236)
sezen 
28 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Gene gözleri yaş içinde kalmıştı. "Savaşı icat eden görmesin cennet," dedi.

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 286)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 286)

"Bu öldürme makinası insanoğlu, şu yeryüzünde önüne ne gelirse, kim çıkarsa öldürüyor, havada uçan kuşu, denizde yüzen balığı, öldürecek hiçbir şey bulamazsa kendini öldürüyor."

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 110)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 110)
Muzaffer Akar 
28 Mar 15:50, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Ve Poyraz düşünüyordu ve Poyraz kendi kendine düşünüyordu, sen, diyordu, Emirim sen Allahuekber dağının yamaçlarında dimdik, ayakta donmuş kalmış insan ormanını gördün mü? Sen Emirim, yüzlerce insanın çoluk çocuğun, genç kızların, yaşlıların hançerlenerek, çırılçıplak soyulduktan sonra Fırata, Dicleye atıldıklarını gördün mü?Sen, yüzüne bakmaya kıyamayacağın, doyamayacağın kızların memelerinin kesilerek öldürüldüklerini gördün mü, kesilmiş kanlı memelerin kızgın kumlarda kanadıklarını?.. Yüzlerce kartalın memelerin üstüne çöküştüklerini?.. Kanlı memeler için o yırtıcı kartalların pençe pençeye, tüyleri savrularak birbirlerinin gözlerini oyduklarını?.. Toprağa taşa karışmış parçalanmış gövdelerin, kolların, bacakların, başların gökten yere yağdığını, askerlerin ölü asker kokularından öldüğünü, ormanların yandığını, yanarken dağın taşın, kurdun kuşun, börtü böceğin, yılanın kaplumbağanın çığrışarak
kaçıştığını, yeryüzünün gökyüzünün uzun inlemelerle sarsıldığını, on gün on gece bir ormanın böyle yandığını, yangın yerinin günlerce tüttüğünü, sen bir savaşın ne olduğunu bilir misin Emirim?.. Ben köyüme gideceğim Emirim. Dünya dünya olalı, insan gözleri, böyle şeyler görmüş müdür Emirim...

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 249)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 249)
Muzaffer Akar 
15 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Bir insan doğup büyüdüğü, bir parçası olduğu toprağını, denizini, evini, bahçesini,
eliyle diktiği zeytin ağaçlarını, şeftalileri, kirazları nasıl bırakır da giderdi? Hiç direnmeden, sesini bile çıkarmadan, kuzu kuzu, yüreğindeki acıyı hiç dışa vurmadan... Acaba onlar acı duymuyorlar mıydı? Belki de, yüreklerinin ta derininde bir sevinç vardı da açığa vurmuyorlardı. Yeni bir diyara gitmek, yeni insanlar, yeni denizler, yeni balıkç- ılar görmek, Yunancadan başka bir dil duymamak, kim bilir, belki de özledikleri bir şeydi bütün bunlar. Ne olursa olsun, bir insanı toprağından koparıp almak, onun yüreğini koparıp almak gibi bir acı değil midir?

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 85)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 85)
sezen 
28 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Yezidi kırımlarını anlatırken o koskocaman hüzünlü ceren gözleri kısılıyor, kapanıyor, acı içinde çırpınıyor, sesi kısılıncaya kadar kendinden geçerek konuşuyor, sesi kısılıp çıkmaz olunca da susuyordu. "Fırat", diyordu, "Fırat, günlerce, aylarca insan ölüleriyle doldu da taştı. Fırat suyu kan akıyor baksana. "Dicle" diyordu. "Dicle aylarca insan ölüleriyle doldu da taştı. Dünyanın bütün kartalları, çöle indiler, çölde insan etine doydular."

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 255)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 255)
Selcuk Ü. 
19 Eyl 11:28, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

"Emir, Yezidilerden söz edince Poyrazın allak bullak olduğunun iyice farkına
varmış, her şeyi anlamıştı, gözlerini gözlerinin içine dikti: 'Üzülme,' dedi, 'biz
insanoğluyuz, doğumdan ölüme kadar başımızdan geçmeyen kalmaz. Yalnız şunu bil ki kardeş, insanoğlu her gün anasından teratüze doğmuş gibi bir kez
daha doğar, her gün doğan günle birlikte. 'Doğar mı?' diye kendini
tutamayarak sordu Poyraz. 'Yeter ki her sabah günle birlikte doğmayı
isteyelim,' dedi Emir. 'Bütün suçlardan, kötülüklerden, pisliklerden arınıp
pürüpak oluruz. İnsan kendi kendini arındırdığında kendi kendini
bağışlar. İşte o zaman insan yeniden doğar, pürüpak olur. "

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 249)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 249)
Muzaffer Akar 
15 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Poyraz Musa da tepeden tırnağa apaktı.Karşı dağların ardı aydınlanınca deniz menevişledi. Denizin üstünde çok mor, çok turuncu, çok yeşil, çok sarı, çok
kırmızı ışıklar kaynaşmaya başladı. Poyraz Musa, başını kaldırıp karşıya bakınca az ilerdeki adayı gördü, hızını kesti, kayığı durdurdu, ayağa kalktı, kollarını açtı, derin bir soluk aldı, kayık sağa sola hafiften sallanıyordu. Bir tansıkla karşı karşıyaydı. Ada pespembe bir ışığa batmıştı. Pembe ışık denize yansımış inceden dalgalanıyordu.
Poyraz Musa, günün ucu gözükünceye kadar olduğu yerde, kayıkla birlikte sallanarak orada öyle, kendinden geçmiş durdu kaldı. Önce denizin aklığı kaydı gitti, bir anda gözden silindi. Ardından denize yansımış şeftali çiçeklerinin pembesi birden uçtu gitti adanın üstüne kondu. Yıldızlar parladı söndü. Bir balık, nerdeyse bir çocuk boyu, denizden fırladı, havada çakarak, çelik mavisi, çelik yeşili, çelik moru, çelik kırmızısı ışıklarını fışkırtarak, geri düştü. Balıklar, büyüklü küçüklü arka arkaya denizden
fırlıyor, ışıklarını havada bırakarak denize geri düşüyorlardı. Denizin üstü bir çocuk boyu pul pul oldu.Poyraz Musa gülümseyerek yerine oturdu, küreklere yapıştı, kayığın burnunu gündoğuya doğrulttu, kıyı kıyı gitmeye başladı.

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 1)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 1)

"Bu savaşlar bizi perişan etti. Korku bizim iliklerimize işlemiş. Ya köküne kadar, ölürcesine korkuyoruz ya da hiçbir şeyi umursamıyoruz. Biz her şeyimizi, insanlığımızı yitirdik. Bu savaşlar neyimiz var, neyimiz yoksa hepsini aldı götürdü. Yüreğimiz çırılçıplak kaldı. Ölenlerimiz öldü, ölmeyenlerimiz de paramparça, liyme liyme. Çok şükür ki daha korkuyoruz. Onu yitirmedik. Ya onu da yitirseydik, korkuyu da!.."

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 263)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 263)

"Fırat," diyordu, "Fırat, günlerce, aylarca insan ölüleriyle doldu da taştı. Fırat suyu kan akıyor baksana. Dicle," diyordu, "Dicle günlerce, aylarca insan ölüleriyle doldu da taştı. Dünyanın bütün kartalları çöle indiler, çölde insan etine doydular." Birden yüzü ışıyıveriyor, gözlerine sevinç, sevgi doluyor, ağız dolusu gülüyor, sonra susuyor, ardından da patlarcasına konuşuyordu: -"Bunlar şeytana, güneşe, toprağa, ateşe tapıyorlarmış. O şeytan ki Allaha başkaldırmış. Kim gördü şeytanı, Allahm huzuruna kim gitti? Bir yandan bakarsan Yezidiler haklı. Vareden ve yaratan ki topraktır, güneştir, sudur, havadır. Yezidiler günde üç kere, bir sabah gün doğarken, bir kez de tam öğleyin, güneş tepedeyken, bir de gün batarken yönlerini güneşe dönerler dualarını okurlar. Yüzyıllardır bu insanlar öldürüldüler, o kadar sürgün edildiler, o kadar işkence gördüler, o kadar aşağılandılar gene de yılmadılar, tükenmediler. Şu insanoğlunda öylesine bir güç var ki tükenmiyor, çürümüyor, ölmüyor, toprak gibi, ışık gibi, su gibi. Ben Yezidi değilim, ama onların direnme güçlerini, insanlıklarını, dostluklarını seviyorum, onların dirençlerine saygı duyuyorum. Onlar adam öldürmezler. Adam öldürenler Yezidilikten çıkarılırlar. Onlar savası bir toplu kırım sayarlar. Savaşa katılmamak için direnirler. Yüzyıllardır kan revan içindedirler, durmadan durmadan kanları seller gibi akmıştır. Ottan başka yiyecek bulamamışlar, ama yürekleri kararmamış, sevinçlerini yitirmemişler, hangi koşul içinde olurlarsa olsunlar, yüce dağların kovuklarında kartallar gibi yaşamışlardır."

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 244)Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Yaşar Kemal (Sayfa 244)
4 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Yaşar Kemal’siz 1 yıl...!!!
Yaşar Kemal’siz 1 yıl...!!! Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te vefat etmiş, 2 Mart 2015 günü 92 yaşında, büyük bir törenle sonsuzluğa uğurlanmıştı. Türkiye'nin Evrensel Yazarı Yaşar Kemal'i saygı ve sevgiyle anıyoruz...