Nar Ağacı Sen Öyle Çağırmasan Ben Böyle Gelmezdim

8,7/10  (352 Oy) · 
1.108 okunma  · 
324 beğeni  · 
9.125 gösterim
Nazan Bekiroğlu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman. Balkan Savaşı yıllarında başlayıp I. Dünya Savaşı'na uzanan bir öykü... Trabzon'da ve Tebriz'de doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce delice akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebriz'in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra...

İki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatlar, muhaceret, tehcir, mücadele, kader... Farklı inançların aktığı ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroğlu'nun mürekkebi aşk olan kaleminde buluştu. "Nar Ağacı" bir Doğu masalı kadar zengin, hayal kadar güzel, hayat kadar gerçek bir hikâye... İncelikle işlenmiş karakterleri, zengin detayları ve dönemi anlatmadaki maharetiyle yıllarca unutulmayacak bir kitap...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2012
  • Sayfa Sayısı:
    536
  • ISBN:
    9786050807073
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:
elif 
07 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Nedenini bilmediğim bi şekilde kitap beni çok etkiledi, çok kitap okurum ve her tarzda kitap okumaya da çalışan bi kişiyim okuduğum bunca kitap arasından 1.sıraya çıktı bu kitap. Yazarın anlatım tarzı çok iyi bence. Günümüzde yayımlanan birçok kitaptan çok farklı bi havası var kitabın. Garıp bi şekilde okuru içine çekiyor.

senayklbs 
07 Mar 17:21, Kitabı okudu, 20 günde, Beğendi, 9/10 puan

Yazarın okuduğum ikinci eseri, gerçekten dili, kurgusu anlatımı insanı içine alıyor.

Bu kadar mükemmel giden bir hikayenin sonunda her ne kadar göz yaşlarımı tutamasam da o iki nehirin buluşması bu kadar acele bitirilmemeliydi... Bence devamı olmalıydı... Kesinlikle bitmesin dediğim bir eserdi.

Eleştiri: Nar Ağacı'nı okumaya başladığımda yazarın anlatıcı olarak kendisini bir "gölge" gibi nitelendirmiş olması başta çok rahatsız etti beni. Normal bir anlatıcı gibi kurgulasaydı belki çok daha güzel olabilirdi. Ki gerçek bir hikaye olduğunu okudum ama gerçekliğini "gölge" anlatımı bozuyor bence.

İyi okumalar...

Mevlüt 
26 Tem 13:57, Kitabı okudu, 8 günde

Nar ağacı sayesinde Nazan Bekiroğlu ile de tanışmış oldum. Bundan sonrada kitaplarını okumaya devam edeceğimi en baştan belirteyim. Kitap gerek konusu gerek kurgusuyla beni etkiledi fakat sonunu pek beğenmedim.
Kitabımız Zehra ve Settarhan’ın ayrı ayrı maceraları arasında gidip gelmeyle ilerliyor. Kitap da muhaciri de gördüm, tehcir edileni de. Ayva yaprağının insanlara nasıl hayat olduğunu da gördüm. Zerdüştlük hakkında da bilgi sahibi oldum. Beni en çok etkileyen bölüm ise İsmail’in defterine yazdıkları oldu. Balkan Savaşında, Birinci Dünya Savaşında halkın ne zorlu durumlarla karşılaştıklarını, savaşın insanları nereden nereye sürüklediğini ve daha nice olayı görüyoruz. Trabzon’dan Zehra ve Tebriz’den Settarhan'ın inanılmaz bir o kadar da zorlu, acılarla dolu ve üzüntülü geçen macerasına tanık oluyoruz. Bu iki ırmağın birleşme hikâyesini okumanızı tavsiye ederim.
Settarhan karakterini bu alıntı çok güzel açıklıyor zaten: “Ah Settarhan! Benim saf, dünyadan bîhaber, kanayaklı ama kendisini dünyanın bütün gailesinin ortasında buluveren dedem. Azam’ın kazazedesi, Sofya’nın kafası karışık âşıkı, Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü hattında tacir; yanık, kavruk, yaralı ama bir o kadar da hayat dolu, alnını rüzgâra vermiş öylece oturuyor(506)”

Leyl-i Tarığın Sebefruzu 
29 Eyl 09:43, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 9/10 puan

Hayalimdeki sevda,hayalimdeki adam..SETTARHAN..Ve onu orada yaşatmış olan NAZAN BEKİROĞLU...Anlatılmaz okunur sözünün en güzel örnegi ..Kesinlikle muhteşem bir kitap

Hamit Pala 
12 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Harika bir kitap. Daha ilk cümleden başlayıp alıp götürüyor insanı. Kozmik zaman dönüşleri ayrı bir teknikle, bir fotoğraf karesi üzerinden verilmiş. Olayların anlatımı canlı ve dinamik. Kimi sahneler birebir yaşadığımız bir dünya hâlini alıyor. Gülcemal'le yolculuk ediyor, düşmandan beraberce kaçıyorsunuz. Irmakta boğulmamak, soğukta donmamak için siz de mücadele ediyorsunuz. Tebriz halısının canlı renklerinde kayboluyor, halı tezgahında ilmek ilmek dokunuyorsunuz. Sessizlik Kulesi'nde akbabalara yem olurken, semaverde demleniyorsunuz.

Gül Solmaz 
12 Kas 21:03, Kitabı okudu, 20 günde, Beğendi, 9/10 puan

Çok heyecanlandım. Ölü hücrelerimin canlanıp ayağa kalktığını hissediyorum… Nazan Bekiroğlu Nar Ağacı’nda her milletten, coğrafyadan, inançtan insanın acı içinde oradan oraya savrulduğu bir zaman dilimine eğilir. Savaşın getirdiği büyük yıkımları, körleştirdiği, canavarlaştırdığı insanları, kısaca ateşten günleri romanına taşır. Osmanlı’nın çöküşü, Balkan Harbi, Rus devriminin ayak sesleri, İran’da yaşanan sarsıntılar, Rum ve Ermeni çetelerinin katliamları. Bekiroğlu tarihsel, dönemsel olaylara, durumlara, olgulara eğilmekle birlikte daha çok insani dramlara, acılara, duygulara bakar. Dönem insanlarının acıları, sevinçleri arasında gezinir, tarihten yansıyan insanlık hallerinin sesini, dilini yansıtır. Onların evrensel yanlarını yakalayarak, değişmeyen duyguları irdeler, kadim insanlık sorunlarını tartışır. Zamanlar, mekânlar değişse de insanlık durumlarının değişmediğini vurgular. Romanda, acıların, yalnızlıkların, savruluşların zamanları ve mekânları aşan bir olgu olduğu vurgulanırken, insanın değişmez evrensel yanlarına dikkat çekilir. İnsanların rüyaları, gönül bozgunları, kırılmaları hiç değişmez. Çünkü insan yalnızlıklarına son yoktur, bu zaman ve mekân üstü bir yazgıdır...

Songül 
08 Oca 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Yalnızdım ve insanları seviyordum ama yalnızlığımı daha çok seviyordum.Şimdi de kendi zamanımdaki kadar yalnız ve yabancı, adım adım sokakları geçiyordum..

Emine Acarer Sarı 
 05 Ağu 21:39, Kitabı okudu, 15 günde, Beğendi, 10/10 puan

Okuduğum ilk Nazan Bekiroğlu kitabı. Settarhan ve Zehra'nın başında o kadar çok olaylar zinciri geçti ki sanki onlarla birlikte ben yaşlandım. Iran, Bakü, Tiflis, Batum, Trabzon, Istanbul hattında geçen iki nehrin buluşması hikayesi. Betimlemeler o kadar muhteşem ki Settarhan'ı izlerken kendinizi Iran halılarının karşısında, çayhanelerinde porselen fincanlarından çay yudumlarken bulabilirsiniz. Aşka dair çokça cümle çizip alıntı yapabilirsiniz. Siz en iyisi bu hikayeye dahil olun. Keyifli okumalar...

Ayşe Gül 
11 Eki 23:41, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi, 10/10 puan

Düşündüren, hüzünlendiren, kalpleri kıpır kıpır ettiren, gözleri dolduran, başka bir dünyaya daldıran müthiş kitap. Setterhan ve Zehra'nın kaderlerinin birleşimine kadar geçen zamanda yaşananlar yazarın elinden çok güzel anlatılmıştı. Bir süre sonra tekrar okumak istiyorum ^^

Sadettin TANIK 
22 Nis 2015, Kitabı okudu, 4 günde, 8/10 puan

Nar Ağacı; tehcir ve mübadele döneminde savrulan hayatların, kaybedilen değerlerin anlatıldığı, yazarın zengin detayları, karakterleri ve dönemi anlatımdaki maharetiyle hafızalarda yer edecek bir kitap. Kitapseverlere ve konuya ilgi duyanlara tavsiye ederim.

Kitaptan 235 Alıntı

Aysel 
07 Ara 2014, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Bir tek veya milyon, fark etmezdi. Çünkü birinin ölümü her birinin ölümü gibiydi. Çünkü her insan bir evrendi ve her ölüm evrenin sönüşü demekti. Bu yüzden tek masumun dahi öldüğü yerde hiçbir haklı gerekçeden söz edilemezdi.
Savaş insanı canavarlaştırıyordu ve insanın insana ettiğini kimse kimseye etmiyordu..

Nar Ağacı, Nazan BekiroğluNar Ağacı, Nazan Bekiroğlu
Ülkü Ciner 
 21 Oca 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Gençlik
"Halil Safa Bey oğlum" dedi, "Gençlik bilse ihtiyarlık yapabilse, diye bir söz vardır."

Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 70 - Atasözü)Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 70 - Atasözü)
Hacer 
07 Oca 13:46, Kitabı okudu, Puan vermedi

Günah da ah'la kafiyelidir. O da siyah'la, simsiyah'la , vah'la, eyvah'la. Lakin hepsi de Allah'la. Ah'tır kafiyelerin en güzeli.

Nar Ağacı, Nazan BekiroğluNar Ağacı, Nazan Bekiroğlu
24 /

Kitapla ilgili 3 Haber

Nar Ağacı, Beni En Çok Mutlu Eden Romanım Oldu
Nar Ağacı, Beni En Çok Mutlu Eden Romanım Oldu Nazan Bekiroğlu, farklı bir üslupla kaleme aldığı yeni romanı Nar Ağacı’nda Tebriz’den gelip Trabzon’a yerleşen dedesinin izini sürüyor. “Yusuf ile Züleyha ve La’dan farklı olarak Nar Ağacı, ilk defa bütünüyle bana ait bir roman. Bu romana müteşekkirim.” diyor.