Bülbül
-Basri Bey oğlumuza- Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım; Nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım. Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı, Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı. Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl... Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl Muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım; Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım! Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd, Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd, 0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu Ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu. Ne muhrik nağmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi; Ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya Sûr-i Mahşerdi! -Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin; Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ? 0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun; Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun, Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen, Gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen. Hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın, Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın. Değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda; Hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda, Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır? Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
Sayfa 261 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık Mehmet Akif Ersoy·Kitabı okudu
İmam Malik (rh.)şöyle demiştir: Tartışmak dini savunmak aracı değildir. 0 sadece kalpleri sertleștirir, inatları koyulaştırır ve Müslümanlar ara-sında kin ve düşmanlığı arttırır."
Sayfa 48·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
.......... ARA - BUL
1.Ey gönül ağla, gönülde hükmeden sultânı bul Sen seni terk eyle sende sâhib-i fermânı bul ( Ey gönül ağla! Gönülde hükmeden sultânı bul. Sen seni terk et, sendeki fermân sâhibini bul. ) 2.Aç gözün ayna ayân olsun "basirün bi'l-ibad" Yüzde gözde elde dilde seyreden Sübhân'ı bul ( Gözünü aç gözün anlayan kullarla açılsın. Yüzde, gözde, elde, dilde seyreden Sübhân'ı bul. ) 3.Üç mevâlid dört anâsırdır yedi tamuyu bil Âteş-i hırs u gazab şehvetdir ol nirânı bul ( Yedi cehennem dedikleri, varlığın dört unsuru/hava, ateş, su ve toprak/ile üç çocuğudur / Cemâdât, nebâbât ve hayvânattır/ bunu iyi anla. O cehennemler sendeki hırs, gazap ve şehvet ateşidir. Benliğinde bunları ara, bul. ) 4.Nefsile kâim olan fehmeylemez Mevlâsını Varlığını kâim-bi-zâtillâh gören insânı bul ( Nefsiyle birlikte olan Mevlâsını anlayamaz. Varlığını Hakkın zâtıyla birlikte gören insânı bul. ) 5.Vâhime erbâbının her gördüğü mevhûmdur Sür çıkar şeytânı dilden, sûret-i Rahmân'ı bul ( Vehim sahiplerinin her gördüğü -zihninde ürettiği bir- kuruntudan ibârettir. Şeytânı gönlünden sür, çıkar, Rahmân'ın sûretini bul. ) 6.Eyleme meyl-i serâb yanma bu sahrâda susuz Bahr-i aşka gark olup deryâyı geç ummânı bul
Sayfa 221·Kitabı okudu
Hastanenin adını okuduğumdan beri kendimden geçmiştim. Gördüklerim doğruydu. Onunla aynı tarihlerde sınırda bulunmuştum. Büyük bir patlama olmuştu ve gönüllü doktor aranıyordu. Ben doktor bile sayılmazdım. O zamanlar yalnızca tıp öğrencisiydim. Aynı kişi olamazdı. Nasıl olabilirdi ki? Elim boynuma gitti. Uzun süredir taktığım kırık künye yerinde duruyordu. Sadece kan grubunun yazdığı kısım görünüyor, 0 Rh (-) yazıyordu. Diğer kısmı kırık olduğu için ne yazdığını hiçbir zaman bilememiştim. Boynumdaki künye o askere aitti. O yaralı asker, Barut Ulu Boratav mıydı?
Sayfa 130·Kitabı okudu
1000Kitap
şiirin yorgunluğu yoktur. kırılmaz, bayatlamaz, onun saçla- rı daima pis, tırnakları uzun ve kirli ya da tamamen kemi- rilmiştir! çirkin, haylaz, ukala ve uyanıktır. kendi şairiy- le bile dalga geçecek denli alaycıdır. en sevdiği içecek olan içki konusunda kesinlikle ödün vermez. kan grubu 0 Rh(-)'tir. ona dönek denilmesinden hiç hoşlanmaz. şiir, hayatı boyunca hep bekardır! hasretinden hatıralar eskittim
Sayfa 201·Kitabı okudu
Edebiyat
Bornova’da hastanenin karşısındaki kahveye gidiyorum genellikle. Çok parasızım. İnce, sarı yüzlü, sarı benizli adamlar oturuyor bir köşede. Kan grubu negatif olan vericiler bunlar. Kan satıyorlar. Arada sırada kahvenin kapısı açılıyor ve telaşlı bir ses “0 RH negatif”, diyor mesela. Gruptan birisi kalkıyor, kısa bir konuşmadan sonra gelenlerle birlikte ayrılıyorlar. Vericilerin tıbbiyeli öğrencilerden en çok istedikleri şey, eşantiyon kan yapıcı, demir hapları. Döner diyorlar kendilerine, kestikçe azalan bir şeyden söz eder gibi ve “donör” den mülhem. Bir şişe kanın fiyatını soruyorum usturupluca. Fena değil, iyi para, en azından idare eder. Kızılay’a gidip kan satıyorum. Akşama bir arkadaşın Alsancak’taki yıkık dökük evine, ellerim kollarım dolu gidiyorum. Yumurta, ekmek, biraz kıyma ve helva. Çay ve sigara hep vardır zaten.
Sayfa 67
Reklam
Reklam