Boğaziçinin kıyısı nda k i büyük kent. tarihi boyunca çeşitl i adlar almıştır. Slavlar buraya Carlgrad, yani
lmparatorun Kenti, derlerdi ; Kuzeyl iler Myklagoard veya M icklegarth derlerdi ki, Büyü k Kent anlamına gel ir. Yunanlılarla Roma'lılar, burasını, eski yerleşme bölgesinin adıyla, Byzantium olara k bil i rlerdi; bir de yen i Roma, ve özell ikle, imparatorluğunun yeni başkentini M .S. 330 y ı l ı nda burada kurmuş bulunan Konsta ntin'in sitesi, Konstantinopol is olarak da a narlardı.
Bu ilk Orta Asya ' l ı Türkler, barbar değildiler. Yazıl ı bir dilleri vardı ve içlerinden kalaba l ı k gruplar, Budizm, Manişeizm (veya Mani'ci l i k) ve Nestor Hıristiyanlığı (16).
1190 da kaleme alınmış bir Haçlı ta rihinde, «Türkiye» adı i l k kez Küçük Asya 'daki yen i Türk topraklarından söz etmek üzere kendini gösterm iştir (19).
Bu yasayı ne değ iştirebil ir, ne ka ldıra b i l i r çünki ancak Ta nrı yasa koyar v e a n c a k Tanrı buyruğunun yetkili yarumcuları -yan i lslôm dinbilg inihukukçuları- onu yorumlaya b i l i r. Eğer hü kümdar, Şeriata aykırı bir buyuruk verecek olursa, ona uymak görevi a rtı k geçerl i olamaz çünki M üslüman hukukçuların deyi m iyle, «güna hta itaat olamaz» ve «Yarada nına karşı çıkan bir ya ratığın buyruğunu dinleme.»
Bozkır halklarının b u dengeye bulunduğu önemli bir katkı, sağlanı bir haneda n geleneğ inin kurulnıası olmuştur.
Türkler ve Moğollere göre hükümdarlık bir aile mülkü idi ve Han veya Sulta n ı n t ü m a ilesinin h ü kü mdarlığa katıl maya hakkı vard ı . Selçuklular beyliğinde bu i l kenin işlediğ i n i görüyoruz: h ü k ü mdarın kardeşleri ile kardeş çocu kları, h ü k ü m.darlı kta pay sahibid irler. Moğollerde fetih lerin kaza n dığı o koskoca imparatorluk, aile tımariarına böl ünmüş ve bunla rdan her biri Cengiz Hanın b i r