“Genç yaşında öleceğini bildiği için son hızla yaşayan, çalışan insanlar gibi acele ediyor, yanıp tutuşuyordum.” (syf. 117)
İçine mi doğdu Raymond? :')
1903 yılında doğan Raymond Radiguet, Fransız edebiyatının en parlak ve en erken sönen yıldızlarından biri. 1923 yılında henüz 20 yaşında Paris’te tifodan vefat etmeden önce bu kısacık ömrüne iki roman, iki şiir kitabı, piyes, resim ve eleştiriler sığdırmayı başarmıştır.
David Noakes’un deyişiyle, “…On beş ile yirmi yaşları arasında, edebiyat tarihinde kendine üst düzeyde bir yer açmanın yolunu bulabilmiş bir çocuk.”
***
O, ilk romanı olan İçimizdeki Şeytan’da, aşkın sadece masum bir duygu değil, yeri gelince insanın içindeki bencilliği, zaafı ve şeytanı ortaya çıkaran bir ruh hâli olduğunu yansıtır. Genç yazar, olayları, henüz kendisini bile tam olarak keşfetmemiş toy kahramanın ağzından anlatırken okura sadece romantik bir hikâyeyi değil, tecrübesiz iki insanın içine düştükleri yasak aşk kuyusunda nasıl çırpındıklarını ve hem sosyal hayatın ahlak kurallarıyla hem de zihninin derinliklerinde bitmeyen iç hesaplaşmalarla bir gencin yavaş yavaş nasıl bir çıkmaza sürüklendiğini gözler önüne serer.
Edebiyat dünyasında sayısız yasak aşk hikâyesi var. Ancak bu romanın bir aşktan ziyade, küçük bir ruhun yanlış yola sapıp kendi duygularının ağırlığı altında giderek ezilişini anlatması, onu benim gözümde diğerlerinden ayırıyor.
İnsan bazen en çok da sevdiği şeyler yüzünden yoldan çıkabiliyor, kendine karşı günah işleyebiliyor. Belki de şeytanı dışarıda aramak yerine çoktan dönüp içimize bakmalıydık.
Kitabı iki yayınevinin iki çevirisiyle aynı anda okudum diyebilirim. Biri, ‘Can Yayınları’nın Mehmet H. Doğan, diğeri de ‘Zeplin Kitap’ın Alper Turan çevirisiydi. İkisini de kusursuz bulmadım, bazı cümlelerde