Makyevelizm 2.0 - Bir CV
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
01- Machiavelli için güç, yarım bırakılacak bir iş değildir. Eğer bir güç mücadelesine giriyorsan, hamleni rakibini tamamen saf dışı bırakacak şekilde yapmalısın. 02- İnsanları ya tamamen kazanacaksın ya da tamamen yok edeceksin. Ortada bırakılan, sadece yaralanan düşman intikam ateşiyle geri döner. 03- Birine zarar vereceksen, bu öyle bir darbe olmalı ki karşı tarafın geri dönüp intikam alacak ne gücü ne de mecali kalmalı. Küçük zararlar kin doğurur, büyük zararlar ise felç eder. 04- Güçlü lider, insanlara yardım ederken aslında onları kendine bağlar. İyilikle borçlandırarak, insanların sana muhtaç kalmasını sağlarsın. Bu, sadakati garantilemenin pragmatik bir yoludur. 05- Başkasının gölgesinde büyüyen lider, o gölgenin sahibine gebe kalır. Minnet altına girmek, egemenliği devretmektir. Galibiyet sadece ve sadece kendi gücünle kazanıldığında gerçektir. 06- Sorunları henüz ortaya çıkmadan, emareleri belirdiği an öngörmelisin. 07- Özgürlüğüne düşkün, kendi yasalarıyla yaşamaya alışmış bir topluluğu kontrol etmek zordur. Onları yönetmek istiyorsan, aralarındaki eski bağları ve ittifakları çözmeli, parçalayarak yönetmelisin. 08- Çok hızlı ve temelsiz büyüyen yapılar, aynı hızla çöker. Güç, kök salarak ve sindirilerek inşa edilmelidir; aksi takdirde ilk fırtınada yıkılır. 09- Yeni bir sistem inşa etmek istiyorsan, eski dünyanın alışkanlıklarıyla büyümüş yetişkinlerle vakit kaybetmeyeceksin; yönünü değişime açık, şekillendirilebilir gençlere çevireceksin. 10- Bir lider, tarihteki en güçlü figürleri model almalı ve oku atarken menzilinin ötesini, yani en yükseği hedeflemelidir. Hedefi yüksek tutmak, ıskalasan bile seni ileriye taşır. 11- Seni kahraman yapacak şey, yendiğin düşmanın büyüklüğüdür. Eğer ortada bir tehdit yoksa, o tehdidi (düşmanı) kontrollü bir
Siyaset
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,4bin okunma
Düşlenen Ülke- Eduardo Berti
8/10
·180 syf.·
2025 196. kitabı
|İNCELEME| kitaphaber.com.tr / 13.05.2026/Ayşe Can:Zamanın Ruhu ve Geleneğin Sesi Hikâye, Ling adında on dört yaşındaki bir genç kızın ninesinin ölümüyle başlıyor. Bu kayıp, sadece biyolojik bir sonun habercisi olmakla kalmıyor, ev içindeki dengelerin değişmesine, bastırılmış duyguların ve saklı kalmış arzuların ortaya çıkmasına neden oluyor. Berti, bu dönüşümü büyük olaylarla değil, sessizlikler ve küçük ayrıntılar üzerinden anlatmayı tercih ediyor. Yazar, Çin'i anlatırken egzotik bir merakın tuzağına düşmüyor. Aksine, Çin'in o dönemki kültürel dokusunu, bir yabancının hayranlığıyla değil, bir gözlemcinin titizliğiyle içselleştiriyor. Berti'nin kurgusunda nesneler sadece bir eşya görevi görmüyor, karakterlerin duygularını da ifade ediyor. Bir fincan çayın demlenişi veya bir cenaze törenindeki kâğıttan figürler, aslında karakterlerin dile getiremediği yasın ve tutkunun somutlaşmış hallerini simgeliyor. Ayşe Can Düşlenen Ülke Eduardo Berti
Edebiyat
Düşlenen ÜlkeEduardo Berti · Metis Yayınları · 2014124 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
NAMAZ Psikolojisi 1. ALLAH’ın isteğini ve rızasını düşünerek yapılan bütün davranışlar birer ibadettir. 2. Dinde ibadet olarak belirlenen bazı özel davranışlar vardır ki bunlar, insanın ALLAH’la olan ilişkilerini canlı tutmak için belli aralıklarla tekrarlanırlar, işte namaz, her gün tekrar edilen, belli hareketleri ve dualar içine alan bir ibadettir. 3. Namaz İslam dininde ilk emredilen ibadettir. 4. Namaz aynı zamanda, yaratılanın YARATANA karşı duyduğu saygı, sevgi, minnettarlık ve bağlılığın, şükür duygusunun bir ifadesidir. 5. Namaz önce ki peygamberlere de farz kılığı Kuran-i Kerimin değişik ayetlerinde ifade edilmektedir. ( H.z. İbrahim Kur’ani Kerimde geçen duası ; ‘’Rabbim! Beni ve Soyumu namaz kılanlardan eyle!’’ amin…) Ancak önceki peygamberlerden sonra o din mensuplarının namazı koruyamadıkları. Ondan uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. 6. Taha Süresi 132 ayette ALLAH C.C. şöyle buyurmuştur. ‘’ Ailene namazı emret! Sen de sabırla ona devam et… ‘’ buyuruyor. 7. Cehenneme girenlere neden cehennem girdikleri sorulduğunda? Biz namaz kılanlardan değildik! Buradan namazın ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. 8. Genelde ibadetler, dini inancın koruyucularıdır. 9. Yetişkinlerin, anne babanın namaz kılmasının, çocukların namaz kılmayı arzu etmeleri, namaz kılmak istemeleri açısından da önemi büyüktür. Çünkü çocuk çevresini tanımaya başladığı anadan itibaren çevresinde ki büyüklerin, özellikle anne babasının söz ve davranışlarını taklit edip örnek almaya başlar. Bu nedenle namaz kılan bir anne babanın çocukları da namaz kılmaya özenir. Namazın Psikolojik Süreçleri 10. ‘’Vay haline şu namaz kılanların! Ki onlar şuurunda değildir namazlarının. Gösteriş yaparlar onlar, Hayra engel olurlar.’’ Ma’un 4-7 ayetler. 11. Namazda neyi okuduğunun bilincinde olunmalıdır. Çünkü
Din
Namaz PsikolojisiHüseyin Peker · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2020123 okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN BİR ANI-BELGESEL BAŞ YAPIT
10/10
·804 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:00
(E) SOSYOLOG ALBAY ALİCAN TÜRK’ÜN; “28 ŞUBAT – SİNCAN’DAN TARİHE NOTLAR” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ (E) Sosyolog Albay Alican TÜRK’ü ilk defa 2025 yılı Ağustos ayı başında tanımış ve tanışmıştım. Üç kitabı vardı hepsi de ilgi alanımda olan. Bundan önce iki kitabını okumuş ve geniş birer değerlendirme ve tanıtım yazısı yazmıştım. Tanışmamızın hemen arkasından, kısa süre içinde gelmişti bu okuma ve değerlendirme faaliyetlerim. Sayın yazarın bir kitabını okumamış olmayı ise büyük bir eksiklik olarak görüyordum kendi adıma. Tam 800 sayfa ve büyük boy (sayfa ölçüleri büyük) olan kitabını sona saklamıştım. Ve bugün (09.01.2026), sayın yazarı tanımamın ve kitapları ile tanışmamın üzerinden henüz beş ay geçmiş iken, son kitabını da okuyup bitirmenin ve bu tanıtım ve değerlendirme yazısını yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bakınca insanın gözünü korkutan bu çok kalın kitabı okumaya 25.12.2025 günü başladım ve sistematik/düzenli bir okuma ile 09.01.2026 günü bitirdim. Yani günde ortalama 50 sayfa okuyarak 16 günde bitirmiş oldum. Okumamın bu kadar uzun zaman almasının sebebi –yukarıda da bahsettiğim üzere- 800 sayfa ve sayfa boyutlarının büyük olmasının yanında, notlar alarak analitik bir okuma tarzını tercih etmem idi. Önceden iki cilt olarak basılmış, daha sonra ise iki cilt birleştirilerek tek kitap olarak piyasaya çıkmış. Kitap, 1. cilt ve 2. cilt olarak bölümlendirilmiş. Sayın yazarın kim olduğu ve onu nasıl tanıdığım ve tanıştığım konularına önceki iki kitabının değerlendirmesinde genişçe yer verdiğim için burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. **** Siyasal İslamın bitmek tükenmek bilmeyen asker alerjisi ve rövanş alma manevraları… Taa 1950’lerde başlıyor aslında bu furya. Yine çok güçlü bir sağ iktidar ve yine askeri pasifize etme, kodları, genleri ve teamülleri ile
28 Şubat: Sincan'dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2)Alican Türk · Galeati Yayıncılık · 202310 okunma
Bir Liderin Son Yılları
9/10
·320 syf.··
2025 64. kitabı
1. İlk Belirtiler: Kaşıntı ve Burun Kanamaları Hastalık, ilk somut ve acımasız yüzünü 1937 yılının başlarında, Atatürk'ün günlük yaşamını cehenneme çeviren belirtilerle göstermeye başladı. Bu işaretler, hem onu fiziksel olarak yıpratıyor hem de yakın çevresinde giderek büyüyen bir endişe halkası yaratıyordu. 1.1. Geçmeyen Kaşıntılar ve Çözüm Arayışları 1937'nin başlarında ortaya çıkan kaşıntılar, basit bir rahatsızlığın ötesinde, geceyi gündüze katan bir çileye dönüşmüştü. Bu, Atatürk'e huzur vermeyen, dinmeyen bir azaptı. Ankara Numune Hastanesi'nin saygın hekimi Prof. Dr. Alfred Marchionini tarafından özel olarak hazırlanan merhemler ve solüsyonlar, bu inatçı düşman karşısında çaresiz kaldı. Tedaviler geçici bir rahatlama sağlasa da kalıcı bir çözüm sunamıyor, bu da sorunun kaynağının çok daha derinlerde yattığını acı bir şekilde ortaya koyuyordu. 1.2. Durdurulamayan Burun Kanamaları Kaşıntıların getirdiği fiziki ve ruhi yorgunluğu, çok daha endişe verici bir belirti takip etti: sıklaşan ve durdurulamayan burun kanamaları. Bu kanamalar, içeriden gelen bir ihanetin somut habercisiydi. Sağlık Müsteşarı Dr. Asım Arar, bu durumu gözlemlediğinde tıbbi bilgisi ona acı gerçeği fısıldıyordu: bu tür kontrolsüz kanamalar, "karaciğer kifayetsizliği" ve özellikle de "atrofik siroz" gibi ölümcül hastalıkların en belirgin işaretlerindendi. KBB uzmanı Dr. Ziya Yaltırım'ın tampon tedavileri, Prof. Max Mayer'in muayeneleri gibi uzman müdahaleleri de sonuçsuz kaldı. Tüm bu çabalara rağmen kanamalar azalmak yerine daha da arttı. Artık göz ardı edilemeyecek bu tehlike çanları, Atatürk'ün ruhunda derin bir yara açacak trajik bir olayla birleşerek hastalığın seyrini acımasızca hızlandıracaktı. * 1936 sonları: Şiddetli ve geçmeyen
Atatürk
Atatürk'ün Katilleri ve O DoktorYaşar Gürsoy · Destek Yayınları · 2022231 okunma
Sonu İyi Bitse Yeter mi?
7/10
·133 syf.··
2025 9. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 04:16
Shakespeare'in yazım tarihi net olmayan, 1602-04 civarlarında yazıldığı tahmin edilen oyunu Yeter ki Sonu İyi Bitsin; All's Well That Ends Well. Sorun komedyası türünde olan bu oyun, soyluluğun aileden geçen bir şey mi yoksa kişinin kendi karakteriyle mi ilgili olduğu sorusunu masaya yatırıyor ve şahsi fikrini de "kendi karakteriyle ilgili" olduğu yönünde belli ediyor. Mütercimin kitabın başında(yaklaşık 17 sayfa) "Üzerine Birkaç Söz"ünü okuduktan sonra oyun üzerinde hislerim ziyadesiyle olumsuz yönde hareketlenmişti ancak okuduktan sonra o kadar da olmadığını düşünüyorum. Evet klasik Shakespeare dili bu oyunda hemen hiç yok, o yüzden Shakespeare okumaya bu oyundan başlanılmasa daha iyi olur. Şiirsellik ise diğer oyunlarındaki kadar olmasa da yine kendisini belli ediyor ama diğer oyunlarla arasında büyük bir fark olduğu da su götürmez bir gerçek. Hikayede yaşarken çok ünlü olan bir doktorun kızı Helena'nın, mucizevi bir ilaçla Kral'ın dermansız hastalığını iyi edip ödül olarak (Rousillon kontu)Bertram'ın karısı olması da eleştirilmiş lakin bunun da pek yerinde bir eleştiri olduğunu düşünmüyorum. Neticede burada gerçek bir hikayeden söz edilmiyor. Bekaret hususunda da bazı noktalara değinilmiş ("Aslında, doğal düzende bekâreti korumak doğru olmaz. Bekâretin kaybı insanlığın kazancıdır: Bekâret kaybolmasaydı hiçbir bakire dünyaya gelmezdi." vesair) bu düşüncelere de katılmadığımı belirterek geçiyorum bu konuyu. Sırf soylu olmayıp "bir doktorun öksüz kızı" olduğu için istemediği evliliğe karşı "Bağışlayın efendim, sizin ayağa kalkmanız beni yerlere mi düşürmeli?" diyerek Helena'yı terkedip Paris'e kaçan Bertram'ın, en sonunda hatasını anlayıp Helena'yı kabul etmesi ve oyunun "iyi" bitmesi güzel ama Bertram'ın adamı Parolles'in bütün foyasının ortaya çıkmasına rağmen
Yeter ki Sonu İyi BitsinWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20102,341 okunma