İbn Teymiyye bu konuyu Der’u Teâruzi’l-Akl ve’n-Nakl, Mecmûu’l-Fetâvâ ve Minhâcü’s-Sünne gibi eserlerinde defalarca işler. İşte konunun özünü veren en net asıl metinlerden biri (Der’u Teâruz, Cilt 1):
"فَإِنَّ لَفْظَ 'الْقَدِيمِ' فِي كِتَابِ اللَّهِ لَا يُرَادُ بِهِ مَا لَا أَوَّلَ لَهُ، بَلْ يُرَادُ بِهِ مَا تَقَادَمَ عَهْدُهُ... وَإِذَا كَانَ كَذَلِكَ، فَالْقَوْلُ بِبِقَاءِ حَوَادِثَ لَا نِهَايَةَ لَهَا فِي الْمُسْتَقْبَلِ هُوَ قَوْلُ جَمِيعِ الْمُسْلِمِينَ وَأَهْلِ الْقِبْلَةِ، وَأَمَّا حَوَادِثُ لَا نِهَايَةَ لَهَا فِي الْمَاضِي، فَالْقَائِلُونَ بِهِ طَوَائِفُ، وَهُوَ مَذْهَبُ أَئِمَّةِ الْحَدِيثِ وَالْفُقَهَاءِ: أَنَّ اللَّهَ لَمْ يَزَلْ فَاعِلًا لِمَا يَشَاءُ، وَأَنَّ فِعْلَهُ لَا بِدَايَةَ لَهُ كَمَا لَا نِهَايَةَ لَهُ، وَأَنَّ كُلَّ مَا سِوَاهُ مَخْلُوقٌ كَائِنٌ بَعْدَ أَنْ لَمْ يَكُنْ، فَلَيْسَ مَعَ اللَّهِ شَيْءٌ قَدِيمٌ مَعَهُ مِنْ مَخْلُوقَاتِهِ، بَلْ هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ، وَكُلُّ مَخْلُوقٍ مُحْدَثٌ مَسْبُوقٌ بِالْعَدَمِ، لَكِنْ لَمْ يَزَلْ خَالِقًا فَعَّالًا."
"Allah’ın kitabında (Kur'an'da) 'kadîm' kelimesiyle 'başlangıcı olmayan şey' kastedilmez; aksine üzerinden uzun zaman geçmiş olan şey kastedilir (Örn: eski hurma dalı gibi)... Durum böyle olunca, gelecekte sonu gelmeyecek hadislerin (sonradan olan şeylerin/cennet nimetlerinin) baki kalacağını söylemek tüm Müslümanların ve ehl-i kıblenin ortak görüşüdür.
Geçmişte (ezelde) başlangıcı olmayan hadisler (yaratma zinciri) meselesine gelince; bunu savunan topluluklar vardır ve bu, hadis ve fıkıh imamlarının da mezhebidir: Allah, dilediği şeyi ezelden beri yapandır (fâildir). O'nun fiilinin (yaratmasının) sonu olmadığı gibi bir başlangıcı da yoktur. Allah’ın dışındaki her şey, yok iken sonradan var edilmiş bir mahluktur. Dolayısıyla mahlukatından hiçbir şey Allah ile birlikte kadîm (ortak ezelî)