Bozkurtlar, 7. yüzyılda Göktürkler ve Çin esaret dönemini konu alan epik (destansı) bir romandır. Destansı yapısından anlaşılacağı üzere, tarihsel gerçeklikten uzak, milliyetçi duyguları harekete geçirmeyi amaçlayan bir eserdir.
Romanda tarih ile örtüşen üç ana konu vardır:
1-) Kür Şad karakteri
2-) Göktürkler’in Çin esareti
3-) Türklerin bağımsızlık mücadelesi
Atsız, romanın iskeletini bu üç tarihsel konu üzerine kurmuş, geri kalanını ise tamamen hayal gücüyle beslemiştir. Kahramanlar kusursuz, hatadan arınmış ve idealize edilmiştir.
Türkler kahramanlaştırılırken, Çinliler çoğunlukla küçümseyici ve aşağılayıcı bir üslupla resmedilir. Bu taraflı yaklaşım bir yandan romanın inandırıcılığını zedelerken, diğer yandan milli duygularımızı kabartır. Dolayısıyla eserin tarihi bir roman olmadığını, tarihi unsurlar içeren epik, masalımsı bir roman olarak değerlendirmek gerekir.
Göktürkler dönemine ait elimizde çok sınırlı kaynak vardır. Dolayısıyla Atsız’ın bu kaynaklardan yola çıkıp gerçekçi ve derinlikli bir tarihî roman yazması güç. Bu sebeple Atsız’ın tercihi destansı bir roman yazmak olmuş; aksi halde mevcut bilgiyle gerçekçi bir roman ortaya koyması mümkün olmazdı.
Sonuç olarak bu kitabı tarihi ve realist açıdan değerlendirmek mümkün değildir. Zaten Göktürkler zamanını konu alan romanların hiçbirine “realist bir roman” diyemeyiz.
Peki, tarihi ve realist açıdan bir anlamı olmayan bu eserin edebiyatımızdaki yeri nedir?
Bozkurtlar, Türk edebiyatında özellikle Türkçülük ideolojisinin simge eserlerinden biri olmuştur ve epik roman geleneğimizde önemli bir yer edinmiştir. Bu yönüyle edebiyatımızda ideolojik bir başvuru kaynağı sayılabilir.
Edebi açıdan bakarsak;
Atsız, olay örgüsünü ustalıkla kurgulamış ve baştan sona kadar okuyucuyu diri tutmayı başarmıştır. Ayrıca,