“Maziden kalan okumalardan…”
10/10
·391 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
DİGENES AKRİTES ANADOLU'NUN BÜYÜK DESTANI Digenes Akrites, Bizans döneminde yaklaşık 11–12. yüzyıllarda şekillenmiş bir destandır. Tam olarak tek bir yazarı olduğu söylenemez; sözlü anlatı geleneğinden beslenerek zaman içinde yazıya geçirilmiştir. Anadolu'da geçen kahramanlık, aşk ve mücadelelerle örülü bir anlatıdır. Bu destan, Anadolu’nun yalnızca tarihi olaylarla değil; efsaneler, kahramanlar ve sözlü anlatılarla da şekillenen zengin bir kültür mirasına sahip olduğunu gösterir. Konusuna gelecek olursam; Digenes’in hikayesi aslında ailesinin hikayesiyle başlar. Babası Arap kökenli güçlü bir emirdir. Bir gün Bizanslı soylu bir ailenin kızı olan annesiyle karşılaşır ve ona aşık olur. Bu aşk, iki farklı kültürün karşı karşıya geldiği bir dönemde büyük bir değişimin başlangıcı olur. Annesini ailesinden almak için mücadele eden baba, sonunda onunla evlenir ve Bizans topraklarında yeni bir hayat kurar. Bu evlilikten doğan Digenes, yalnızca iki ailenin değil, iki farklı dünyanın da çocuğudur. Arap ve Bizans kültürlerinin arasında yetişen Digenes, zamanla sınır bölgelerinin en güçlü koruyucularından biri haline gelir. Genç yaşlarından itibaren cesaretiyle tanınır. Haydutlarla, düşman savaşçılarla ve kendisine meydan okuyan güçlü kişilerle mücadele eder. Karakterindeki onur, sadakat, cesaret ve sevdiklerine bağlılık onu destanın unutulmaz kahramanlarından biri yapar. Digenes’in Eudokia ile olan ilişkisi ise onun yalnızca bir savaşçı değil, duyguları olan bir insan olduğunu da gösterir. Eudokia için mücadele eder, onu korur ve onunla birlikte bir hayat kurar. Destan yalnızca savaşları değil; aşk, aile, bağlılık ve kader gibi insanı yüzyıllar boyunca etkileyen temaları da işler. Destanı okurken beni en çok etkileyen şey Digenes’in anne ve babasının aşk hikayesiydi. Farklı
Edebiyat
Anadolu'nun Büyük DestanıDigenes Akrites · Kalkedon Yayınları · 20094 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 21:55
Bu seriyi ilk okuduğumda 11–12 yaşlarındaydım. Filmlerini defalarca izlemiş olsam da kitaplara bir daha dönmemiştim. Şimdi 30 yaşıma girerken yeniden okumak… garipti. Ama aynı zamanda iyi geldi. Muhtemelen bugün ilk kez okuyor olsaydım hiç beğenmezdim. Edebi olarak neredeyse hiçbir iddiası yok. Dil zayıf, olaylar çoğu zaman saçma, Bella ise insanı gerçekten sinir edebilen bir karakter. Sürekli beceriksiz, sürekli kendini küçümseyen, kararlarıyla “neden?” dedirten biri. Edward desen ayrı bir problem zaten. Ama buna rağmen… okurken keyif aldım. Çünkü bu kitap bana hikâyeden çok bir zamanı hatırlattı. Okurken tekrar o küçük kız çocuğu oldum. Sayfaları heyecanla çeviren, Edward’la Bella’ya gerçekten kalbi atan, her sahneyi büyük bir ciddiyetle yaşayan hâlime döndüm. O tanıdık his mutlu etti beni. Bugünden baktığımda çok kötü olduğunu görebiliyorum. Mantık hataları var, karakterler sorunlu, romantizm fazlasıyla toksik. Ama bazen bir kitabın iyi olması için “iyi yazılmış” olması gerekmiyor. Bazen sadece hatırlatması yetiyor. O yüzden Alacakaranlık benim için artık iyi bir seri değil; ama iyi bir anı. Seriyi bitireceğim. Kitaplığımda olmasını istiyorum. Belki edebi değeri yok ama benim hayatımda bir yeri var — ve bazen bu, fazlasıyla yeterli.
Kitap Alıntısı
AlacakaranlıkStephenie Meyer · Epsilon Yayınevi · 201927,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sessiz Çığlık
Puan vermedi·248 syf.··
2025 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 01:10
Anna Sewell, 1820’de İngiltere’de doğmuş bir yazardır. Hayatının büyük bir kısmını sağlık sorunları ve sakatlıkla geçirmiş, bu yüzden yürümekte zorluk yaşamıştır. Atlara olan ilgisi çocukluk yıllarında başlamış ve yaşamı boyunca devam etmiştir. Sewell, hayatında yalnızca bir roman yazmıştır: Siyah İnci (Black Beauty). Kitap, sadece bir çocuk hikâyesi gibi görünse de, hayvan hakları ve insan vicdanı üzerine güçlü mesajlar verir. Ne yazık ki, kitabı yayımlandıktan kısa bir süre sonra 1878’de vefat etmiştir. Kitap ve Konusu Siyah İnci, doğumundan yaşlılığına kadar bir atın gözünden hayatı anlatır. Başkahramanımız Siyah İnci, farklı sahiplerle çalışırken hem zorluklar yaşar hem de sevgi ve dostluk bulur. Romanın amacı, sadece eğlenceli bir hikâye anlatmak değil; atlara yapılan eziyetlere dikkat çekmek ve insan vicdanını sorgulatmaktır. Siyah İnci’nin hayatı şöyle özetlenebilir: 0–4 yaş: Bay Gordon’un çiftliğinde huzurlu bir çocukluk geçirir, eyer ve koşuma alışır. 4–6 yaş: Earlshall Malikanesi’nde yüksek başlık zorlaması ve kötü muamele görür; Ginger ile dost olur. 6–8 yaş: Londra’da bir faytoncuda zorlu koşullar altında çalışır. 8–10 yaş: Jerry Barker adında iyi kalpli bir taksiciyle huzurlu ve rahat bir dönem geçirir. 10–11 yaş: Kiralık fayton sahiplerinde kısa süreli el değişimleri, ağır yükler ve yetersiz beslenmeyle karşılaşır. 11–12 yaş: Pazar arabası sahibi ve taş ocağı işlerinde kötü muamele ve zorlu koşullar yaşar. 12–13 yaş: Eski sahibinin akrabalarının yanında hafif işlerle huzurlu bir emeklilik dönemi geçirir. Kişisel Düşüncelerim Kitabı okurken bazı bölümlerde insan olduğum için utandım. Zavallı, masum hayvanlara reva görülen eziyetleri anlamak mümkün değil. Oysa Rabbimizin verdiği dünya ve nimetler paylaşıldığı sürece hepimize yeter. Hayvanların da
1000Kitap
Siyah İnciAnna Sewell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
"Candan Canan'a "
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2025 09:22
"Gönül, Candan Canan'a uzanan uzun ince bir köprüdür; Bu köprüden geçmeden, Canan'a erişilemez." Şiir kitabını dün okumuştum çok beğendim. Canın Cananına dokunan bir yanı gönülleri şenlendiriyor. Yazarın yaşam felsefesi ile gönülden hissettiklerinin bir yansıması olarak bu şiir kitabından bizlere ulaşıyor. Yunus Emre, Mevlana Celaleddin Rumi hazretleri ve horasan erenlerinin kültürleri yazarın kendine has düşünceleri ile onun güzel düşleriyle bize şiir olarak önümüze sunulmuş. Bütün şiirleri çok güzeldi, zaten can canansız yaşayamaz, her can cânan'a kavuşması dileğiyle... Okuma Önerileri: 1. "Kur'an-ı Kerim/Türkçe Meali", Elmalılı M. Hamdi Yazır (Sadeleştirenler: Yavuz Çiçek, Necati Kahraman), Temel Neşriyat, ISBN: 975-95490-0-X, Istanbul 2000. 2. "Candan Cana"- Mevlana Celaleddin Rumi'de Seçme Rubailer, Türkçeleştiren: Talat Sait Halman, Resimlendiren: Erol Akyavaş, TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI, Genel Yayın No: 402, Edebiyat dizisi:84, ISBN: 975-458-140-0, İstanbul 1999 3. "Güldeste"- Yunus Emre, Hazırlayanlar: Sevgi Gökdemir, Ayvaz Gökdemir KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1112, Klasik Türk Eserleri/3, ISBN: 975-17-0563-0, Ankara 1990.
Edebiyat
Candan Can'aSerhat Şeker · Alkun Kitap · 20231 okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2024 121. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2024 15:37
Feride yani Çalıkuşu küçük yaşta annesini kaybetmiş asker olan babası ile garnizonlarda yaşayamayacağı için büyükannesine teslim edilmiş, büyükannesi tarafından yetiştirilen yine küçük yaşta büyükannesinide kaybedince babası tarafından Fransız mektebinde yatılı okuyan deli dolu ele avuca sığmayan bir kız çocuğudur. Yine küçükken babasında kaybediyor. Tüm akrabalarının, hocalarının ve arkadaşlarının gözündeki en önemli özelliği “yaramaz” olmasıdır. Hafta sonlarını ve yaz tatillerini teyzesinin evinde vakit geçirmektedir. Teyzesinin oğlu Kamran ile aralarında hem bir anlaşamama hem de içten içe birbirlerini sevme durumu söz konusudur. Tatlı sert atılmalar kaçamaklardan sonra Feride ile Kamran nişanlanır. Ancak düğünden birkaç gün önce Kamran’ın Feride’yi aldattığı ortaya çıkar. Sonrasında Feride aşk mı, gurur mu? İkilemine dahil düşmeden bir karar alarak yakıcı ve yıkıcı şekilde evden kaçar. Anadolu’ya muallimelik yapmak için herkesten uzak olmak için en ücra köşelere gidip çocukların hayatına dokunmak ister. Olay örgüsü bu şekildedir. Bölümler hiç beklenmedik sonlarla bittikçe merak artıyor. Olayları Feride’nin yazdığı günlükten okuyoruz. Onun duygu ve düşünceleri ile. “Madem ki defterimi benden başka kimse okumayacak. Niçin hepsini itiraf etmemeli? “ S:811 Feride (ePub) elbette günlük yazanlar bilir her şey açıkça yazılamıyor. Feride’de bazen utana sıkıla itiraf edebiliyor. En çok hiç bir şekilde nefret ettiği hiç bahsetmek istemediği hatta bahsetmediği kişiden devamlı bahsediyor oluşu!!! Bu aşk nasıl temiz ne kadar ulvi. Çalıkuşu; üzüntüsünü yaşarken tavır ve hareketleri neşelenir, içi içine sığmaz olur, alaycı olur, türlü gevezelikler ve çılgınlıklar yapar. Kimseye hesap vermeye ve nasihat dinlemek gücüne gidiyor diye kaçar. Gençliğinde sorumluluk sahibi
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,3bin okunma
Puan vermedi·275 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2024 20:59
KADINI NEDEN ÜZÜYORSUNUZ? ** Çağımızda erkekler avcı kimliklerine geri döndüler. Kadınlar ise duygusal boşluklarıyla baş başa kaldı. Her şey çok hızlı akıyor. Dünya kolaylaştıkça eylemler çoğalıyor ama daha karmaşık ve zorlayıcı. Bu kitap yanlızlıkla ilgili. Zaten neredeyse her kitap yalnızlıkla ilgili. Kalabalıklar ve rollerimizi üzerimizden çıkardığımızda yüz yüze gelmekten kaçtığımız yalnızlıkla. Özelde kadını konuşmak klişe ama gerekli. Farkındalığı yükseltmek adına. Değişim farkındalıkla başlar zira. Kadınların sosyal hayata daha aktif katılımı onları birey olmaya daha fazla yaklaştırsa da cinsiyet itibariyle kadın kimliği hala hassas ve kırılgan. Duygularımız en zayıf noktamız. Hele hele cinsellik tam bir kördüğüm... Erkek egemen sosyal hayatın içinde, Bir kadın olarak güçlü olmak ne demek, bunun daha net tanımlanması gerekiyor. Duygularıyla tek başına kalan kadının bir erkeğe yaslanmadan (baba, Koca, kardeş ya da sevgili farketmeksizin) güçlü kalabilmesi çok zor. Toplumun genelinde kadına baktığımızda çocuğu o doğurduğu için sanki anne rolüyle cezalandırılmış gibi. Eli kolu bağlı, mahkum ve kıramadığı bir kurban rolüne hapsolmuş durumda. Bu onu zayıflatıyor. Yalnızlaştırıyor. Rekabet edemediği hemcinslerinin de bunda payı büyük. Kim olduğunu bilmeden kendini tanımadan rollere adanan kadın, kullanılıp sömürülebileceği neyi varsa feda ediyor gönüllü. Kabul görmek, onaylanmak, istenmek, sevilmek adına. Ne istediğini kimse sormuyor. Neyi istemediği de kimsenin umrunda değil. Aslında ne istediğini kendisi de bilmiyor. Ne istemediğini keşfedecek zamanı ve alanı da yok. Kendisi için yaşamıyor kadın. Yaşamak istediğinde çarpacağı ilk duvar avcı erkek profili. Sonrası birazcık heyecan, heves, haz ve depresyon... En feci sonucu da her gün artarak sayaca bir
1000Kitap
AldatmakPaulo Coelho · Can Yayınları · 20149,4bin okunma