İcma’ - Salih Mirzabeyoğlu: (Cem’: İkiden çok olan şeyler. Toplama. Farklı şeyleri bir araya getirme. Tasavvufta, bütün eşyayı Allah ile görerek, Lâ havle sırrına erme, Allah’tan başka güç ve kuvvet sahibi görmeme, doğrudan Allah’tan bilme: 113= 1112: Hilâfet... İcma’: Toplamak. Hazırlamak. Azm ve kasteylemek. Topluluk. Fikir birliği: 115: Sümmeha - yer ile gök arası, her tarafa dağılıp gitmek, her yerde olmak: Mu’cib - taaccübe, hayrete düşüren... “Allah’ın halifesi olma”, başta Peygamberler, velilere mahsus. Bu mânâda Hilâfet: 112: Vahşur - peygamber, nebi... Peygamberlik, doğrudan doğruya Allah’ın ihsanı olarak, çalışmakla kazanılan değil, Allah’ın VAHHAB isminden gelen, ezelden böyle takdir edilmiş zâtlara mahsus. Hilâfet, kâmil mânâ ile, DAVUD Aleyhisselâm’da tecelli ediliyor. Bu HÜKÜM halifeliğidir. Allah Sevgilisi’nden sonra Peygamberlik yok, sadece o nura veraset var. Buyuran O: “Ümmetimin âlimleri, Ben-i İsrail Peygamberleri gibidir!”... Yâni, müstakil bir kitab getirmeksizin, tâbi olduğu ile HÜKMEDEN. Burada HÜKÜM, doğrudan Allah’tan alınan VEHBÎ niteliktedir. VAHHAB hikmetine dikkat çekmek bakımından, Allah Sevgilisi doğrudan doğruya kendisi
HALİFE nasbetmemiştir. Üstadım’ın, SU isimli Noktalamaları’ndan biri: “Su bir şekil üstü ruh, kalıplarda gizlenen; — Yerde kire battı mı, bulutta temizlenen”... Farsça’da, Allah’ın RAHMET sıfatıyla da andığımız yağmur, PÎÇ kelimesinin karşılığı, mânâsıdır; oluşu “karışık bir dava”, hiç- a-hiç’ten, yoktan, Allah’ın bir mevhibesi eseri. Peygamberler ve HÜKÜM Halifeleri de, Allah’ın kullarına RAHMETİ’ndendir; bu hikmete işaret için Allah, şükrü Davud Aleyhisselâm’dan değil, ümmetinden istedi.