Şu anki gidişata göre insanların IQ ölçeğinde 15 puan daha yukarı çıkması elli yıllık bir evrim süreci gerektirecek. Ve bu 15 puan bize göre elbette gözle görülür bir fark olacak. Çünkü "yüksek ortalama" kategorisine giren 119 puanlı bir beyinden "üstün yetenekli" sayılan 134 puanlı beyine geçişte önemli ölçüde daha fazla bilişsel yetenek söz konusudur. Bağlantıları daha hızlı yapmak, yeni kavramlara daha kolay hakim olmak ve daha verimli düşünmek demektir. Fakat aynı sürede göstereceği gelișimle birlikte yapay zekâ sadece bilişsel yeteneğiyle bizi geçmekle kalmayıp bizim için tamamen tanınmaz hâle gelebilir. Çünkü o zaman artık onun ne olduğunu anlayacak biyolojik işleme gücümüz yoktur. Bizim için süper zeki bir makineyle karşılaşmak belediye meclisi toplantısında oturan bir şempanze olmak gibi olur.
118. Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık.
119. İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
120. Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.
Al-i İmran 119: İşte siz (mü'min)ler öyle kimselersiniz ki onlar (Allah'a ve İslâm'a karşı cephe alanlar), sizleri sevmedikleri halde siz onları (n peygamberlerini tasdik edip) sever ve bütün kitaplara* inanırsınız.
* Âyet-i kerîmedeki "Kitab" Kur'an anlamına geldiği gibi, bütün ilâhî kitaplar mânasına da gelmektedir. Allah'a iman edenler, O'nun bütün kitaplarına, Kur'an'ın tamamına inanır ve onu hayatlarına hâkim kılarlar. Münafıklar ise işlerine geldiği şekilde inanırlar veya inanır gözükürler. Ehl-i Kitab, sadece kendi kitaplarına inanır, kâfirler ise hiçbir kitaba inanmazlar.
Onlar ise (ancak) size rastladıkları zaman "iman ettik" derler. Kendi başlarına kaldıklarında, size karşı öfke (ve kin)lerinden parmaklarının uçlarını ısırırlar.
Yukarıdaki iki âyetten anlaşıldığı üzere, münafıkların gayesi ve planı; müslümanların yanında onlardan menfaat elde etmek ve onların sırtından geçinmek için müslüman gözükmek, diğer taraftan onları dinlerini yaşamak istemelerinden dolayı sıkıntıya sokmak veya sıkıntılarına, imkânlarına rağmen seyirci kalmaktır.¹
(Resûlüm!) De ki: "Öfkenizden ölün (geberin)!" Şüphesiz Allah gönüllerdekini hakkıyla bilendir.
Birinci Tablet
112. Onlar, anneleri Tiamat'a dediler ki:
113. "O, sevgilin Apsu'nun canına kıydığında,
114. Onun [Apsu'nun] yanına gitmedin, sustun kaldın,
115. O, dört korkunç rüzgar yarattı,
116. Mideni bulandırdı, bizim de uykularımız kaçtı,
117. [Demek ki] gönlünde sevgilin Apsu yokmuş,
118. Bağlanarak öldürülen Mummu da yokmuş. [Şimdi] tek başına kaldın,
119. Bundan sonra hep huzursuz olacaksın,
Sayfa 7 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu