10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Kitap başından itibaren çok akıcı şekilde ilerledi. Kitaba tamamen kendimi kaptırdım ve kendimi hikayenin içerisinde buldum. Tüm duyguları, belirsizlikleri hissettim. İlk 130 sayfayı iki gün içerisinde, sonraki sayfaları ise saatler içerisinde elimden bırakmadan tamamladım. Yapboz parçası gibi tüm parçalar birbirini tamamladı. Aklımdaki tüm soru işaretleri silindi, her şey mantıksal olarak birbirini tamamladı derken kitabın sonu şok içerisinde ve büyük bir merakla bitti. Kesinlikle kitap bir süre benimle yaşamaya devam edecek. Sezin Karameşe'nin On Dün Önceki Kız ve Otuz Yedi kitaplarını da çok severek okumuş biri olarak kesinlikle favorim bu kitap oldu. İlerleyen dönemlerde bu tarz psikolojik gerilim kitaplarının devamını yine onun sürükleyici kaleminden okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 202655 okunma
"Verimli Hilal" ve "Sosyal Darwinizm"
Puan vermedi·560 syf.··
2026 26. kitabı
Roger Garaudy'nin bu kitabını "Verimli Hilal" ve "Sosyal Darwinizm" kuramları üzerinde inşaa ediyor. Kronolojik olarak düşünüldüğünde ilk yaptığı şey "Verimli Hilal" kavramını ortaya atmaktır. Bu kavram sayesinde murad ettiği şey Batılı tarih anlatısını ortadan kaldırarak Filistin'i Mezopotamya'ya ya da Kenan diyarına bağlamaktır. Basitçe ifade etmeye çalışacak olursak; bu anlatı ile bu topraklara sonradan gelen işgalcilerin hak iddiaları yok sayılmalıdır, Graudy'e göre. Lakin kabul etmek gerekir ki; Fransız Graudy istilacı tanımını daha sonrasında her bir unsur için nasıl yapacaktır ya da bu ne kadar kabul edilecektir diğerleri tarafından bunlar hep tartışma konularıdır. "Verimli Hilal" den günümüzdeki Filistin'e geçiş sürecini Graudy oldukça detaylı bir şekilde işlemeye çalışmıştır. Ama, itiraf etmek gerekir ki, bir yerden sonra bu okunması çok zor bir metin haline gelmiştir elimizdeki kitap. Sürekli bir şeyler alıntılanmıştır ve bunlar arasındaki geçişi yapmak konusunda Graudy'de çok titiz davranmamıştır. Böyle olunca da akademik anlamda bu konuyu çalışmayan biri için işbu eser okunması zor bir hale geliyor. Nihayetinde ben de kalan tarihi gerçekliği bir daha hatırlamak oldu. Yerli halkların varlığı, sonrasında Yahudi ve Hrıstiyanların sırasıyla bu toprakları ele geçirisi, Selçuklular ve Osmanlılar ile bu toprakların Müslümanlaşmasıdır. Osmanlı'nın yıkılması ile olanlar yakın tarihe işaret ediyor ve yaşananlar pek çok kimsenin malumudur (Ilan Pappe'nin- Modern Filistin Tarihi daha iyi bir kaynak gibi gelir bana; bu bilgiler açısından. #304599009 ) Yakın tarihte olanları Graudy, "Sosyal Darwinizm"i temel alarak tartışıyor. Aslında Siyonist rejimin bir mefkuresi olmadığı sadece rekabet şartlarından dolayı gelişim gösterdiği ve siyasi
İlahi Mesajlar Toprağı FilistinRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2018167 okunma
Reklam
Puan vermedi·124 syf.·
2026 45. kitabı
“Onlar yoktu artık, onları birileri iyilikle anmış, anmamış fark etmezdi; fakat insanın kendi huzuru için böyle davranması iyi olurdu. Ölümden önceki birkaç saniyede bile böyle yapmalıydı. İnsan başkalarını düşünerek ölmeliydi.” Cengiz Aytmatov kaleminden okuduğum üçüncü kitap Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek . İlk okuduğum, Gün Olur Asra Bedel yazarın dilini anlamaya çalıştığım, biraz hayali öğeler içeren biraz toplum yapısını anlatan masalsı bi eserdi. Okurken çok etkileyici bulmasam bile uzun süre etkisinden çıkamadığım bir kitap oldu benim için. Cemile ise daha gerçekçi bi hikaye idi. Yine toplumsal özellikleri yansıtan içsel çatışmaları ele alan bir eserdi. Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek ise yine hayali ögeler ile başlayan, başlarda içine girmeye zorlandığım bir hikaye olsa da gelişme ve sonuç bölümleri oldukça çarpıcıydı benim için. Yukarıdaki alıntı ile özetleyebileceğim şekilde deniz ve kara catışması üzerinden insanın akıl ve beden çatışmasını işliyor. Bu sırada Cengiz Aytmatov hayali ogeler ile süslüyor hikayesini. Oldukça etkileyici 130 sayfa okudum diyebilirim. Okumak isteyenlere şimdiden iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Deniz Kıyısında Koşan Ala KöpekCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20215,8bin okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Hoşça kal Olric..
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 01:26
Şimdi mutlu musun Olric, yolculuğumuz sona erdi.” Yordu, her yolculuk gibi, başlarken bile korktum hatta şöyle söyleyeyim 5 yıl önce ilk kez başladığımda da korkumdan devam edemedim; tutunamadım. Birçok kişinşn sancısı aslında, Tutunamayanlar’a tutunamamak. Ama her şeyin zamanı var değil mi, benim de işte tam da bu an tamamlamam gerekirmiş. Tutunabilmek mutlulukmuş, bunu kitabı bitirdiğimde buruk bir sevinçle idrak ettim. Hem lütfen uydurmayın, bilinç akışları yordu diye yarıda bırakmadınız ya da hikaye yavaş diye. Herkesin kendisinden, sevdiklerinden parçaları var bu kitapta. Ondan yorucu geliyor, bir çırpıda okuyamadım mesela yine, hem geç tutundum hem çok yavaş sonunu getirebildim. Aslına bakarsanız başlarken ne kadar korksam da, yolu yarılayınca dönmek gelmedi içimden, sonra da yolculuğun kendisi; bir yere varmasa da tatlı geldi. Acı bir tatlılık, bir yerden sonra onu okurken acı çekmek bile zevk veriyor insana, bazı yollar böyledir; çünkü asıl mesele, bilinç akışlarının yoğunluğu, noktalama eksikliği, anlık kişilik değişimleri değil, hayatın kendisinin bütün bunları içerdiğini kabullenmenin zor olması. Hayatınızın en önemli yerinde kendinizi ruhsal portrede, farklı bir yere taşınmaktan korumak için hiç “hayır şimdi değil” diye telkin ettiğiniz zamanlar olmadı mı sanki? Ya da hiç fiziksel olarak, somut bir varlık göstererek bulunduğunuz çerçevede, dibinizdeki insanların konuşmalarından tek bir kelime bile hatırlamadığınız zamanlar, olmadı mı sahi? Boşverin esas meseleye gelelim. Toplumda üzerimize devrilen rolleri taşımak zorunda kaldığımız ama taşımak istemediğimiz için yargılandığımız bir dünyada, hepimiz bir olaya, olguya, kişiye, nesneye ‘tutunamayanlar’ız. Boşuna yargılamayın yazarı, anlamak istediğinizde anlayacağınız bir gerçekten daha bahsedeyim,
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
6/10
·448 syf.··
2026 4. kitabı
Bu kitabı bugün 8 saatte bitirdim sanırım. İlk kitabı daha iyiydi diye düşünüyorum. Gerilimli bir kitap evet konusu değişik ama midemi bulandıran ve bunun yapılmasının ne gereği vardı dediğim şeyler çok oldu. Bırakmayı düşünmeme rağmen yine de işin sonu nereye varacak diye merak ettiğim için bitirdim, diğer kitabına da başladım. Okumayanlar için spoiler olacak bundan sonra yazdıklarım. Mesela neden Ölüm bu sözde oyun dediği canavarlığı bırakıp da maskesini çıkarıp Afra nın karşısına çıkmıyor? Evet çoklu kisilik bozukluğu var, biliyorum ama neden sadece kızın karşısına gecip de ona hafızasını kaybetmeden önce birlikte yaşadıkları anlardan bahsetmiyor? Daha anlam veremediğim çok şey var, uzatmak istemiyorum. İlk kitabını okumuştum bunları da okuyayım dedim (canım sıkılarak okuyorum, diğer kitabın 130.sayfasındayım hala kayda değer gelişmeler yok). Gerilim olsa da öyle ahım şahım değil, beni germedi doğruyu söylemek gerekirse.. Siz de isterseniz kitabı okuyabilirsiniz. Kitaplı günlerle kalmanız dileklerimle!
İnceleme
DüzenbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025583 okunma
Reklam
Reklam