“Kimse aradığım yollarda, kimsesizlik kimsem oldu.”
O İstanbul değil artık..
O gün, 29 Mayıs 1453 Salı günüydü. Bir çağ bitiyor ve yeni bir çağ başlıyordu. İslam kılıcı Bizans’ı yıkıyor, ama İstanbul’u kurtarıyordu. Vaktiyle Sultan Mehmed: “Yeryüzünde tek din, tek devlet olmalı ve İstanbul o devletin taht şehri yapılmalı” demişti. İstanbul, Osmanlıların taht şehri olacaktı…
Sayfa 102
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bütün imparatorluğu kapsayan genel tahrîrler, Selânik fethi (1430), İstanbul fethi (1453), Budin fethi (1526) gibi büyük fetih ve olaylar ardından yapılırdı. Otuz yılda bir, yani her kuşakta yeni tahrîr yapıldığı kuralı her zaman doğru değildir. Tahrîr, bir bölgede nüfus ve gelirde önemli bir artış veya küçülme aşikâr bir hal aldığı zaman bunu tespit amacını güttüğünden, zaman zaman bir sancakta ara tahrîrler yapılırdı.
Sayfa 223 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılan Ayasofya, 1453 yılında İstanbul’un Osmanlı lar tarafından fethiyle birlikte Fatih Sultan Mehmed tarafından camiye dönüştürülmüştür. Yüzyıllar boyunca benzeri yapılamamıştır, kentin en önemli camiidir; fethin sembolü olacak değerlendirilmiştir.
İstanbul'un Fethi
"In 1453, when Constantinople fell to the Ottomans, Greece disappeared as a political entity."
Sayfa 27 - "1453'te İstanbul'un Osmanlıların eline geçmesiyle Yunanistan siyasi bir varlık olarak ortadan kalktı."·Kitabı okudu
Alıntı
Altın Palmiye ödülünü aldıktan sonra Nuri Bilge Ceylan da bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum demiştir yani bizim yalnızlığımız çok başkadır fakat işin daha da kötüsü biz de kendi içimizde ciddi sorunlara sahibiz ve bunları çözüme kavuşturmadan mesafe almamızda kolay değildir çağa Uygun eğitim konusunda eksik olmak geçmişe ait olan kültürel fazlalıklarımızı da üzerimizden atmamıza engel olmaktadır küreselleşme dalgası sadece bu ülkeyi değil diğer tüm ülkelerin kültürlerini de az ya da çok tehdit etmektedir maalesef yeni şeyler öğrenebilmek için eskiye ait olan bilgilerin bazılarını herkes belirli ölçülerde de olsa unutmak zorundadır. Türkler insanlık tarihinde değişime sürekli yön veren bir millet oldukları için günümüz dünyasında bunu yapamıyor olmanın verdiği toplumsal bir kompleks duygusuna kapılmışlardır kavimler göçündeki Hunların etkisiyle 476'da Batı Roma yıkılmış ilk çağ bitip orta çağ'a başlamış Osmanlı Devleti'nin etkisiyle de 1453'te Doğu Roma yıkılmış ortaçağ bitmiş ve Yeni çağ başlamış ise bu durum Türkler ve Türk kavimlerinin etkisiyle ortaya çıkmıştır geçmişinde Çağlar açıp Çağlar kapatan ve çağlara damgasını vuran bir milletin küreselleşme çağında birçok ülkenin gerisinde kalması elbette zor bir durumdur fakat her çağın bazı gereklilikleri vardır ve bu gerekliliklerinde yerine getirilmesi zaruridir.
Alıntı